Son iki yıldan beri, bana,
Kur'an'daki 19 rakamının merkezî bir
vazife gördüğünü ifade eden
küçük-büyük bir çok broşür ve risale gönderildi.
(Bu broşürlere göre)
Kur'an'daki çeşitli kelimeler (in harfleri)
bilgisayar vasıtasıyla toplanarak ve çarpılarak,
bütün bu kelimelerin 19 sayısı etrafında döndüğü ve
bu sayının Kur'an'ın
matematiksel temeli olduğu ispatlanmıştır.
(Onlara göre)
Bu matematiksel temel,
Yüce Kur'an'ın bir mucizesi,
bir delili veya
onun ilahî orijinli olduğunun bir ispatıdır.
Aynı zamanda, bu konuda USA'da
bilgisayar yardımıyla bir araştırma yapılıp
oradan da her yere yayıldığı ortaya çıkmıştır.
(Yine onlara göre)
Kur'an'ın bu mucizesi
ancak son bir kaç yılda bilinmeye başlanmıştır.
Bundan önce ise kimse tarafından bilinmiyordu.
Bu araştırma şu teze dayanmaktadır:
Yüce Allah Kitab'ının 30. sûresi olan Müddessir'de
19 tane meleğin cehennemde
vazifeli olduğuna işaret etmiştir.
Besmelenin harflerinin sayısı 19'dur.
Daha sonra çeşitli kelimelerin harf sayılarını veya
onların 19 ile çarpımlarını vererek
şu imaj ortaya konmuştur.
Yüce Kur'an 19 sayısı etrafında merkezîleşen
bir matematiksel sistem üzerine dayanmaktadır.
Bu bağlamda, ben,
yanımda mevcut olan büyük-küçük broşür ve
risalelerden uzun zaman harcayarak
geniş bir inceleme yaptım ve
sonunda aklımda iki soru belirdi:
Birinci olarak, Kur'an'da
1, 2, 3, 4, 5,6,7,8,9, 10, 11, 12, 19,20,30,40, 100, 1000 gibi
daha başka bir çok sayı ve rakamlar da vardır.
Hakka sûresi 17. ayette
arşı taşıyan meleklerin sayısı 8 olarak verilmiştir.
Öyleyse Kur'an'ın matematiksel temelini ispat etmek için
neden yalnız 19 rakamı ileri sürülmektedir?
Bazıları için 19 rakamının
kutsallık anlamına gelip gelmediğini incelemek gerekir.
İkinci olarak, bu fikri USA'dan aşıran insanlar kimlerdir?
Bu problemi aklî ve pratik bakış açısından incelemeden önce,
bu iki soruyu cevaplamak daha yerinde olacaktır.
Rakamların, dünyanın değişik mitolojilerinde
büyük önemi vardır.
Günümüzde bile Chearoetc'in eserleri,
rakam bilimi (Numerology)'in etkilerini anlatır.
Suriye ve İskenderiye'den yayılmış olan
İslam öncesi bu putperestvari hurafeler,
İslam toplumuna da yavaş yavaş girmiştir.
Hatta o dereceye kadar ki,
786 (ebced hesabı olarak)
sayısı yazıda besmelenin harfleri
yerine kullanılmaya başlanmıştır.
Bu hurafeler yavaş yavaş ve
tedricen öyle derin kök salmışlardır ki,
bütün süre ve ayetlerin rakamları
(bu esasa göre) hazırlanmıştır,
bugün bile bu rakamlar muskalarda kullanılmaktadır.
19 sayısı en büyük birim olan 9 ile,
en küçük birim olan 1 sayısından mürekkep bir sayıdır.
Bazı insanlar bu sayılara bir çok mucize atfederler,
gerçi müslümanlar bunu asla kabul etmezler,
fakat bir gurup cahil kitle,
bazı (sözde) müslüman kurnaz kişiler tarafından
tuzağa düşürülüyor,
hatta bugün bile çoğu insan buna inanıyor.
Bugün, Kur'an metinlerindeki
19 sayısına atfedilen önem,
Bahaîlerin misyonervarî gayretlerinin bir ürünüdür.
USA'da yaşayan yüz binlerce Bahaî vardır.
Onların inançlarına göre 19 sayısı,
evrenin ve onun bütün sistemlerinin
merkezî çekirdeğini oluşturur.
Onlar Kur'an hakkında
matematiksel bir hile üreterek
müslümanları etkilemek istiyorlar.
Bu konu, dünyanın en önde gelen
dillerinde yayımlanmaya devam ediyor.
19 sayısının üstünlüğüne olan inanç,
aşağıdaki gibi tesis edilmeye devam ediyor:
Bahaî dininin kurucusu Ali Muhammed Bab,
1819'da Şiraz'da bir şia ailesi içerisinde doğmuştu.
O, 1850'de bir isyanda asılmıştı.
Onun yolunda olanlar o ölünce üç mezhebe ayrıldılar:
1. Bab'ı doğrudan takip edenler,
2. Bahalîler denilen Bahaullah
Mirza Hüseyin Ali Nuri'yi takip edenler,
3. Onun büyük kardeşi Yahya Nuri Ezelî'yi
(ki ona Ezelî denir) takip edenler.
Ali Muhammed Bab,
Kur'an'a rakip olarak EL-BEYAN adlı bir eser yazmıştır.
Bahaullah da EL-AKDES adlı bir kitap telif etmiştir.
Bu kitap Bahaîler tarafından
Kur'an gibi ilahî bir kitap olarak (Divine Book) kabul edilir.
Bahaîlerin inancına göre, Ali Muhammed Bab,
insan şekline bürünmüş bir ilahtır
(God İncarnated).
Onun doğum yılının 1819 olduğu söylenir.
Bu tarihin rakamları toplanırsa 19 elde edilir:
9 + 1 + 8 + 1 = 19.
Bu inançtan sonra,
bütün evrenin matematiksel temeli 19 olarak kabul edilir.
Bahaîlerin dini takvimlerinde
herbiri 19 günden ibaret olan 19 ay vardır,
19 x 19 = 361'dir.
Şemsî yılın kalan dört günü çalınmış günler
(cribben days) olarak deklare edilir.
Böylece 365 gün tamamlanır.
Ezelî mezhebi, Yahya Nur Ezeilî'nin
erken ölümünden dolayı muvaffak olamadı.
Fakat Bahaî dini çok iyi muvaffak oldu.
Bahaullah, sonra Abdülbaha, daha sonra Abbas Efendi,
en sonra da Şevki birbiri peşine Mehdî ve Mülhem oldular.
Bugün İsrail hükümeti onları himaye etmektedir.
İşgal altındaki Filistin'in Akka şehri de onların merkezidir.
Onlar misyonerlik merkezlerini Bahaî Okulu
(Bahai Hail) denebilecek bir isim altında tesis etmişlerdir,
propagandalarını da gizlice yürütürler.
Onların Agra ve Delhi'de merkezleri vardır.
Karaçi'de Business Recorder,
Road'da bir Bahaî okulu vardır.
Bütün duvarlarda 19 sayısı yazılmıştır.
Onlar yazılarına 19 sayısı ile başlarlar ve
bütün oturma yerlerine (bank vs.)
görünür bir şekilde 19 sayısı yazılmıştır.
Geride geçen ifade ve analizlerden
iki sorumuza da cevap bulabiliriz:
Niçin 19 rakamı seçilmiştir ve
bu kampanyayı icra edenler kimlerdir?
Bu sorunun pratik içerikleri göz önüne alınırsa,
o zaman bu konuyu uzun uzadıya yazmaya gerek yoktur.
Dikkatlice düşünülürse,
sorunun arkasındaki gizli oyun gün yüzüne çıkacaktır.
Herhangi bir kitapta herhangi bir rakam,
herhangi bir kelime ve herhangi bir bölüm
normal olarak ele alınmışsa,
bu onun ilahî orijinli olduğunu göstermez.
Eğer pirincin rengi beyaz ise,
bu, yeryüzünün tuzlu olduğuna
delil teşkil etmez.
Bir kimse normal olarak,
bu ölçüyü kim koymuştur ve
bu iddia ile delil arasındaki mantıkî ilişki nedir?
diye sorabilir.
Besmelenin harfleri özel bir hatta göre 19'dur.
Diğer hat şekline göre ise 21'dir.
Besmeledeki isim kelimesinin "elif'i yazılmamıştır.
Rahman kelimesi ise (fa'lan kalıbında) sa'dan,
gufran ve hayran kelimeleri gibi,
uzun ünlü (sesli) ile yazılmıştır
(elifi yazılmamıştır.)
İlk vahiy olan İkra bismi rabbike ayetinde ise
isim kelimesinin (elif)i yazılmıştır.
Yine sebbih isme rabbike ayetinde elif yazılmıştır.
Bütün bu yerlerde elif yazılmıştır.
Kur'an Allah tarafından yazılı olarak vahy edilmemiştir.
Bundan dolayı onun hattından
bir dedüksiyon (tümden gelim)
doğru olmayabilir.
Bakara ve A'raf sûresinde geçen
bestaten kelimesinde
"sin" harfi Adnan kabilelerine mensup olanların
seslerini ayırdetmek için araya sıkıştırılmıştır.
Aksi takdirde arap dilinde hiçbir şekilde
be-sa-te (şad ile) köküne rastlanmaz.
O zaman bu tür dedüksiyonlar
yalnızca cehalet ve ahmaklığa işaret eder.
Aynı şekilde toplama,
çıkarma, çarpma ve bölme yoluyla
sadece Kur'an'da değil,
insanlar tarafından yazılan eserlerde de
bir çok sayısal tuhaflıklar yaratılabilir.
Mesela "ha mîm"in (ebced) numarası 48'dir.
Bu rakam Hakka sûresinde geçen 8 sayısına bölünecek olursa,
6 rakamı elde edilir.
"Elif lam mîm" de ilk altı süre içerisinde gelmektedir.
Yine Kur'an'da 29 süre mukattaa (sessiz) denilen
14 harfle başlamaktadır ve
bunlar 14 gruptur: 14x14 = 196.
Elde edilen bu rakam Ashabı Kehf'in sayısı olan
7 rakamına bölünecek olursa,
ayın kaşaneleri (Mansion) olan 28 sayısı elde edilir.
Bu tarzda, bir kimse, istediği gibi,
herhangi bir kitaptan sayısal gariplikler çıkarabilir.
Yanlış anlama ve yanlış kavrama o kadar büyüktür ki,
bu tür matematiksel ve sayısal özellikler,
Kur'an'ın ilahî orijinli olduğu delilini ispat etmek için
hayli ileri gidebilmiştir.
İnsanlar, tabiatı icabı,
acayipliklere ve tuhaf şeylere çok düşkündür.
Bundan dolayı eğitilmiş ve oldukça akıllı insanlar (bile),
kelime ve sayıların hokkabazlığı ile cezb edilmiş ve
çoğu defa yanlış yönlendirilmişlerdir.
Kudreti sonsuz olan Allah,
bize bu gibi hurafelerden kurtulmada yardım etsin ve
Bahaîler tarafından kurulan tuzaktan kurtarsın.
"Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları,
oğulları, kardeşleri,
yahut akrabaları da olsa Allah'a Rasûlüne
düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin.
Allah onların kalplerine iman yazmış ve
onları kendinden bir ruh ile
(iman nuru veya Kur'an ile)desteklemiştir.
Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak,
orada ebedî kalacaklardır.
Allah onlardan razı olmuş,
onlar da O'ndan razı olmuşlardır.
İşte onlar Allah'ın hizbi (partisi) dir.
Muhakkak başarıya ulaşacak
(felah bulacak) olanlar, Allah'ın hizbidir"
(Mücadele, 58/22).
(*) Haşimi İslamic Studies, 1981/3,
Altınoluk Dergisi-Eylül-1996-sayı:127
Çev: Erdoğan BAŞ