İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Tasavvuf

Tasavvuf Tadmayan bilmez, kâl ilmi değil; hal ilmi..

Etiketler:

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 10-08-2011   #1
Bi_iznillah
Bölüm Sorumlusu
 
Bi_iznillah - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: May 2011
Mesajlar: 2.624
Teşekkürler: 2.270
1.873 Mesajına 5.417 kez Teşekkür Edildi.
Bi_iznillah is on a distinguished road
Aşk Üzerine...



İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Müdürü Ömer Tuğrul İnançer’le kıvama ermiş bir sohbetti gerçekleştirdiğimiz. Her biri tane tane kurduğu sağlam kaleler gibi cümlelerle ‘tarifi yok’ dediği aşk hakkında öylesine aşkın sözler etti ki; en azından meselenin ‘Elif’ safhasını geçtiğimize inanıyorum. ‘Aşk aşk’ diye kıvranıp duranlardan ‘Aşk imiş her ne var âlemde” diyenlere kadar, yaşanılan şeyin aslını merak edenler için de bu sohbet oldukça verimli. Keyifle sorup dinlediklerimizi biraz da aşk ile size sunmamızın yegâne hikmeti; hep beraber adam olabilmemiz temennisindendir. Cüret ettik, aşığa Bağdat’ı sorduk. Bakın nasıl cevaplar aldık…



-“Aşığa Bağdat sorulmaz” demiş belli ki aşığın biri. Sahi neden sorulmaz? Aşk deyince sizde ne tür düşünceler uyanıyor?

-Muhabbet kainatın yaratılış sebebidir. Muhabbetin cünun şubesine aşk denir. Aşkta akıl yoktur, irade yoktur; çünkü bir duygudur. Ancak bu duygunun fiile, amele intikal etmesinde Allah’ın koyduğu hudutlar aşıldı mıydı, o artık aşk olmaktan çıkar; başıbozukluk olur, en hafif tabiriyle. Dolayısıyla gönül sadece padişahın fermanını değil aklın verdiği fermanı da dinlemez. Allah indinde insanlar düşündüklerinden değil yaptıklarından sual olunacaklar. Allah’u Zülcelâl bunu kitabında tek kelimeyle hülasalandırmış: “Yağmel”! “Vemen ya’mel miskale zerretin şerran yerah.” Öyleyse aşk bir duygudur, Allah bile sual sormaz! Ama davranışlar doğru olacak! Her ağza sakız olmuş beşeri aşk, zahiri aşk, hakiki aşk, ilahi aşk falan… Aşkın böyle ayrımı olmaz; aşk bir adamda ya vardır ya da yoktur. Nefsin ve bedenin arzularını aşk diye isimlendirmek aşk değildir. “Aşk ehli ölmez / Yerde çürümez / Yanmayan bilmez ateş-i aşka.” Nasıl suyun oluşumunu, onun ta bardağa konulup içilinceye kadarki safhalarını, birileri anlatsa; ama bir bardak su vermese, susuzluğun geçer mi?

-Geçmez.
-İşte aşk anlatılmaz, ‘olan’ bilir. Ayrıca o kadar sübjektif bir şeydir ki; objektif konuşulması hem mümkün değildir, her anlatan kendi sübjektivitesini anlatır. Onun için büyükler demişler ki:

Aşkın Leyla’sını gördünse söyle. / Mecnun’dan duyup da rivayet eyleme...
__________________
Bi_iznillah is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Bi_iznillah For This Useful Post:
''Belinay'' (10-09-2011), lale  (10-08-2011), İlahiaşk  (10-08-2011), Yoriyos (10-23-2011)
Eski 10-08-2011   #2
Bi_iznillah
Bölüm Sorumlusu
 
Bi_iznillah - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: May 2011
Mesajlar: 2.624
Teşekkürler: 2.270
1.873 Mesajına 5.417 kez Teşekkür Edildi.
Bi_iznillah is on a distinguished road
-Peki tasavvuf?
-Tasavvuf aşkın meslek haline gelmiş şeklidir. Her meşrebe, her karaktere göre aşkın davranış biçimi olarak ayrı ayrı kanalize edilmesi için ayrı ayrı tasavvuf ekolleri kurulmuştur. Onun da adına tarikat derler. Dolayısıyla bu kadar bolluk bir ayrım sebebi değil, her meşrebe cevap verme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Ayrıca insan sevdiğinin adını çok anar. Tasavvuftaki zikrullahın da ana sebebi budur: Sevdiğinin adını anarsın.

-İnsanların ‘aşk, aşk’ diye kıvrandıkları şeyle, “Aşk imiş her ne var âlemde/ilm bir kıyl u kâl imiş ancak” diyen arasında ne tür benzerlikler ve ayrılıklar olabilir?
-Hiçbir benzerlik yoktur. Çünkü o ‘aşk aşk’ diye kıvrananlar, bedenlerinin arzularını aşk zannedenlerdir. Aşk bazı görüşlerde kemalin sebebidir. Ama İsmail Hakkı Bursevi’ye göre adam olmanın birinci basamağıdır.

-Yoldan çıkmakla alakası yok yani?
-Yoldan çıkana âşık demezler, asi derler. Sevilmeden hiçbir şey yapılmaz. Ve Faili Hakiki Allah’u Zülcelâl olduğuna göre, Halık-ı Yegâne Allah olduğuna göre bütün fiillerin ve varların failini ve yaratıcısını bilince onlar da sevilir. Kays arkadaşlarıyla oturuyormuş bir gölgelik yerde. Uzaktan cılız, uyuz, salyalı, gözleri çipil bir köpek gelmiş. Kays fırlamış koşmuş, köpeğin gözlerini öpmeye başlamış. Arkadaşları demişler ki: Kays sen gerçekten Mecnunsun! Niye öpüyorsun elalemin uyuz köpeğini? “Ah” demiş, “Bu köpek Leyla’nın mahallesinin köpeği. O gözler Leyla’yı görmüştür.
Hz. Mevlana da Mesnevi-i Şerif’te Leyla’ya atıfta bulunur. Leyla’nın ve Mecnun’un hikâyesini duyan Halife, Leyla’yı huzuruna celbeder. Onu görünce de “Aaa, kara kuru bir kızmışsın. Sen misin Mecnun’un “Leyla Leyla” deyip durduğu? Kız gözünü açar, sesini yükseltir ve Halife’ye çıkışır: Sus! Sen Mecnun değilsin. Sende Mecnun’un gözü yok.
İşte aşk böyle bir şeydir.

-Mevlana diyor ki: “İnsaf et, aşk güzel bir iştir! / Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır. / Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın; / Hâlbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.” Yol neden uzun, neler var bu yolda?
-Allah’la senin aranda perde olan her şey masivadır. O perdenin yıkayıcısı, kolalayıcısı da nefistir. Nefs adama külahı ters giydirir. Oradaki uzunluktan kasıt, zor olmasının ifadesidir. Yollar uzun da olsa yayan gidersen başka, arabayla gidersen başka, jetle gidersen başka. Sen onlarla beraber olmaya çalışırsan umulur ki bir gün seni jete bindirirler, yolun uzaklığı kısalır. Ben 40 sene evvel Konya’ya gelmek için önce Ankara’ya geliyordum; 1970’li yılların başlarında İstanbul-Konya otobüsü yoktu. Evvela Ankara’ya gelinir, bir gece yatılır, ertesi gün Konya’ya gelinirdi. Bu sene uçakla 55 dakikada geldik. Mesafe aynı mesafe… Dolayısıyla yolun uzunluğundan kasıt zorluktur. Mesafe meselesi değildir. Sana şah damarından daha yakın olan Allah’a giden mesafe uzun değildir. Ama yol uzunluğu eskiden göz korkutan bir şey olduğu için; Hz Pir’in pederiyle beraber Belh’ten Konya’ya gelişi 12 senedir. Bir de dar yerde eşkıya var, yol kesiyor. İşte senin de yolunu kesen nefs eşkıyandır. İşte onun için ‘yol uzun’ ifadesini kullanırlar o zamanlar, aslında zorlu demektir.

-Cesaret mi istiyor bu yola girmek? Günlük yaşantımızda bizlerin ‘çok zor’ diye algıladığımız şeyler bir bakıyoruz maneviyat dünyasında zevk veren şeyler haline geliyor.
-Onu da Hz. Pir anlatıyor: Kur’an-ı Kerim’deki Ashab-ı Uhdut hadisesi ile… Eski zamanda da tek tanrılı inanca sahip yani Müslüman olan insanlar var. Toplumsal olarak bazı yanlışlarımız vardır; Müslümanlığın Hz. Muhammet’le başladığını zannederiz. Hâlbuki Müslümanlık Hz. Âdem’le başlamıştır. Dolayısıyla Resûlullah Efendimiz Hazretlerinden önce de Müslümanlar var. İşte o dönemlerde çok tanrılı bir dine inanan zalim bir hükümdar var ve Müslümanları hendek kazdırıp yaktırdığı ateşe attırıyor. Nemrut gibi. Bu sırada o ateşin etrafında bir anne “evlat, evlat” diye bas bas bağırıyor. Annesinin feryadını duyan oğlu içerden sesleniyor: Burası senin gördüğün gibi bir yer değil anne! Keşke sen de burada olsaydın.
Bunun için, Huzuru İlahi’yi yakalamak için nar-ı İbrahim’e talip olmak lazımdır.

-Aşkın bir kıvamı var mı? Mesela aşkta kaybolmak mı doğru olan, yoksa aşkla boyanıp var olmak mı?
-Allah bize ‘ol’ emrini yok olalım diye vermedi. Olduk ve olmaya devam ediyoruz. Ebeden de olacağız. Onun için yokluk diye bir şey yoktur.

-Yani aşk aslında insanı var eder.
-Şuur meselesidir. Şuura yükselmenin yoludur aşk. Sana şah damarından daha yakın olan Allah’ın o yakınlığının şuuruna yükselmeye Allah’a ulaşmak denir. Bu yolculuğun en hızlı vasıtası aşktır. “Bin yıl çalışsa âbid, ma’buduna erişmez / Vuslat-saray-ı Hakk’a aşkın yegâne rehber” diyor Hüseyin Siret Bey, Resûlullah Efendimize hitaben. Onun aşkı mabuda eriştirmeye en kestirme yoldur. Mutlaka ve mutlaka Resûlullah Efendimizle arayı iyi etmek lazımdır. Cenab-ı Mevlana buyurur ki: Mustafa’nın hükümleri önünde aklını kurban et. Ancak böylelikle Allah’a yaklaşabilirsin. Resûlullah olmadan olmaz.

-Peki, Mevlana’nın aşkı hangi boyuttadır? O aşkı tarif edebilmiş midir?
-Etmiş. Sormuşlar, “Aşk nedir?” diye. “Ben ol da bil” demiş. Bu da bir tariftir anlayana… Binlerce beyit yazıyor, kitaplar yazıyor fakat aşkın tarifine gelince “ben olda bil” diyor. Eksikliğinden değil, aşkın zatının tarif edilemeyişinden, mümkün olmayışından dolayı öyle söylüyor. Gölge güneşe delildir, denir. Güneş olmasa gölge de olmaz. İşte gölgeyi söylüyorlar ki, güneşi anlayalım diye.
__________________

Konu Bi_iznillah tarafından (10-08-2011 Saat 14:12 ) de değiştirilmiştir..
Bi_iznillah is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Bi_iznillah For This Useful Post:
''Belinay'' (10-09-2011), lale  (10-08-2011), İlahiaşk  (10-08-2011), Yoriyos (10-23-2011)
Eski 10-08-2011   #3
Bi_iznillah
Bölüm Sorumlusu
 
Bi_iznillah - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: May 2011
Mesajlar: 2.624
Teşekkürler: 2.270
1.873 Mesajına 5.417 kez Teşekkür Edildi.
Bi_iznillah is on a distinguished road
-Peki ya ümit?

Ümit her yerdedir. Ümit beklenti değildir; ben seni tam seviyim ümidi ümittir. Cennete girme ümidin mi var; ona alışveriş derler. İbrahim gibi nâra atılmaya talip olup, tereddüt etmeyeceksin. İsmail “Kes baba, Allah’ın emrini yerine getir” derken, tereddüt etti mi? Bunlarda karşılık var mı? Peygamberler en büyük âşıklardır da ondan. Vahyin muhatabıdırlar. Büyük bir teslimiyet gerekiyor. Biz de kendi kabımız kadar ‘teslim’ olacağız. Yapmamız gereken amelleri mükellef olduğumuzdan yapıyoruz, yani borç ödüyoruz. O zaman havf ve recada kalırsın. Daha ileri gidersen o zaman havf ve reca kalmaz...

“Hoştur bana senden gelen. Ya gonca gül yahut diken. / Ya hıl’at-u, yahut kefen. / Lütfun da hoş, kahrın da” demeye başlarsın....

Ona ulaşmayı ümit etmemek mümkün mü?
Şunu da söyleyelim: “O söylüyorsa doğrudur”, iman buna derler...
Ölçtün, tarttın, biçtin ona iman demezler, tecrübî bilgi derler...

Mü’min, gabya iman eden adamdır....
Gayb, bilinmeyen demek değildir...
Beş duyu ile algılanmayıp laboratuara girmeyen şeye gayb denir...


alıntıdır....
__________________
Bi_iznillah is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to Bi_iznillah For This Useful Post:
''Belinay'' (10-09-2011), lale  (10-09-2011), İlahiaşk  (10-08-2011), Yoriyos (10-23-2011)
Eski 10-09-2011   #4
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Alıntı:
Sana şah damarından daha yakın olan Allah’ın o yakınlığının şuuruna yükselmeye Allah’a ulaşmak denir. Bu yolculuğun en hızlı vasıtası aşktır.
Rabbim bizleri de ulaştırsın inşaallah.
Çok güzel ve açıklayıcı bir anlatım olmuş.
Allah razı olsun Bi_iznillah kardeşim.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin lale'a Teşekkür Edenler
''Belinay'' (10-09-2011)
Eski 10-09-2011   #5
''Belinay''
USTA
 
''Belinay'' - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 937
Teşekkürler: 1.089
598 Mesajına 1.338 kez Teşekkür Edildi.
''Belinay'' is on a distinguished road
Teşekkürler paylaşrığın için.İnançer hocamızın üslubuna hayranım.
__________________



"Zaman gösterdi ki; cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.."
Bediüzzaman Saidi Nursi

''Belinay'' is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin ''Belinay'''a Teşekkür Edenler
Bi_iznillah (02-17-2012)
Eski 02-17-2012   #6
nur_i_ayn
USTA
 
nur_i_ayn - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 624
Teşekkürler: 352
437 Mesajına 921 kez Teşekkür Edildi.
nur_i_ayn is on a distinguished road
Çok hoş bir söyleşi ...

Konu nur_i_ayn tarafından (02-17-2012 Saat 09:50 ) de değiştirilmiştir..
nur_i_ayn is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin nur_i_ayn'a Teşekkür Edenler
Bi_iznillah (02-17-2012)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:33 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır