İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> İslam Tarihi

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 09-27-2009   #1
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Collapse Tcat Asr-ı Saadetten Tablolar

Mekke'nin fethinden sonra İslâm'ı kabul edenler arasında Hz. Ebû Bekir'in babası Ebû Kuhâfe de bulunuyordu. Yaşı sekseni aşmış, âmâ bir kişi olan Ebû Kuhâfe, Hz. Peygamber'in huzurunda hidayete ermekte geç kalmışlığını telâfi edercesine aşkla kelime-i şehadet getiriyordu.
Bu esnada sevinmesi gereken "Sıddıyk" (yürekten tasdik edip, sorgusuz sualsiz bağlanan) lakaplı Ebû Bekir ağlıyordu. Fakat bu ağlayış bir sevinç ağlayışı değil üzüntü ağlayışıydı. Bu, meclisteki herkesin hayretine sebep olmuştu. Sordular :

- Ey Ebû Bekir, neden sevinilecek bir günde gözyaşı döküyorsun? Cevap verdi :

- Allah'ın Resulünün en büyük arzusu amcası Ebû Talibin müslüman olmasıydı. Fakat bu dileği bir türlü gerçekleşmedi. Ben isterdim ki şu anda benim babamın yerinde şehadet getiren Ebû Talib olsun, babamın Müslüman olmasından dolayı benim gönlüm hoşnud olacağına, amcasının Müslüman olmasından dolayı Allah Rasûlünün gönlü hoşnud olsun. İşte bu olmadığı için ağlıyorum.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to lale For This Useful Post:
*perwerder* (09-30-2009), bilge_66  (09-28-2009), C.A.N  (09-28-2009), EDA (10-02-2009)
Eski 09-28-2009   #2
C.A.N
Administrator
 
C.A.N - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 5.719
Teşekkürler: 8.755
3.221 Mesajına 5.808 kez Teşekkür Edildi.
C.A.N is on a distinguished road
Allah Razı Olsun ablacım.
__________________
Düzenim Bozulur,Hayatımın Altı Üstüne Gelir Diye Endişe Etme.

Nereden Bilebilirsin Hayatın Altının Üstünden Daha İyi Olmayacağını?

Şems-i Tebrizi



C.A.N is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin C.A.N'a Teşekkür Edenler
lale  (09-28-2009)
Eski 09-28-2009   #3
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road

Hz. Ömer‘in lakabı "Faruk"tur. Faruk, hak ile batılın arasını ayıran demektir. Hz. Ömer’e bu lakap, bizatihi İnsanlığın İftihar Tablosu (s.a.s) tarafından verilmiştir. Hikayesi ise şöyledir: Hz. Ömer Müslümanlığını müteakip Hz. Peygambere şu suali sorar: "Ya Resulallah! Biz ölsek de yaşasak da hak üzere değil miyiz?" Allah Resulü (s.a.s) bu suale: "Evet siz ölseniz de yaşasanız da hak üzeresiniz." cevabını verince bu dev kamet, birden ayağa kalkar ve Efendimize "Allah seni hak üzere gönderdi, öyle ise neden gizlenelim? Artık açığa çıkalım."der. O güne kadar Daru’l –Erkam’da gizlenen müslümanlar Mekke içine çıktılar ve Allah Resulü’nün sağında Hz. Ömer, solunda Hz. Hamza olduğu halde, Kabe’ye kadar giderler. İşte o gün Hz. Muhammed (s.a.s ) Hz. Ömer’e "Faruk" ünvanını verir.
Hicret sırasında O da sair arkadaşları gibi Hz. Peygamber (s.a.s)’den izin almış ve Medine’ye hicret hazırlıklarını yaparak, yola çıkmıştır. Fakat O’nun yola çıkışı bir başkadır. Bu konuda bazıları Mekke müşriklerinin kendilerini takip edip, yoldan alı koyacakları veya öldürecekleri endişesiyle geceleri Mekke’yi terk ederken, kahramanlar abidesi Hz. Ömer güpegündüz, hem de Mekke’nin sözde ulularına meydan okuyarak göç etmiştir. O Hz. Ali’nin bizlere naklettiğine göre kılıcını kuşandı, yayını omzuna astı, eline birkaç ok alıp Kabe’ye geldi. Kureyş’in bütün ileri gelenleri Kabe avlusunda halka olup oturmuşlardı. Hz. Ömer ilk önce Kabe’yi tavaf etti, peşinden Makam-ı İbrahim’de iki rekat namaz kıldı ve müşriklerin oturduğu yere gelerek "Burunları kırılasıcalar! Kim anasının ağlamasını, çocuklarının yetim, karısının dul kalmasını istiyor ise şu derenin arkasında benimle karşılaşsın."diye kükredi. Fakat hiç kimse onun peşine düşmeye cesaret edemedi.
Evet iman ve hakka teslimiyette zirveleri yakalayan bu yüce sahabinin hakikate erdikten sonraki cesaret ve metanati günümüz Müslümanlarına da örnek olmalıdır. Zira doğruyu bulduktan sonra bütün heyecanınla ona sahiplenme ve tüm insanlara iletme gayretine girme sahabi ahlakıdır.

Konu lale tarafından (09-28-2009 Saat 17:58 ) de değiştirilmiştir..
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to lale For This Useful Post:
*perwerder* (09-30-2009), bilge_66  (09-28-2009), C.A.N  (10-06-2009), EDA (10-02-2009)
Eski 09-28-2009   #4
bilge_66
Administrator
 
bilge_66 - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 8.239
Teşekkürler: 11.614
3.523 Mesajına 5.541 kez Teşekkür Edildi.
bilge_66 is on a distinguished road
Allah razı olsun lalecim, herbiri ayrı bir yıldız sahabe efendilerimiz , Allah onlardan da razı olsun , senden de
__________________
“Allah’ım kalbimi sevginde sabit kıl, üzerime sabır yağdır ve beni günahımdan arındır”
Âmin.

Karanlığı Yarıp , Aydınlığa Kavuşturan RABB'E Şükürler Olsun...


Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa

Eğlenecek yer bulaman

Gönlümdeki köşk olmasa



bilge_66 is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin bilge_66'a Teşekkür Edenler
lale  (09-29-2009)
Eski 09-29-2009   #5
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Hz. Osman çok zengin olmasına rağmen, kendisi gayet mütevazi bir hayat yaşar ve asla lükse, israf ve şımarıklığa meyletmezdi. Sahip olduğu nimetlerin şükrünü eda etmek için sürekli olarak infakta bulunur, infakta bulunurken de inceden inceye hesap yapmazdı. Nitekim Hz. Osman (r.a) Tebük Gazvesi için hazırlık yapılırken Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem’in teşvikiyle, bin dinar para,elli at ve üç yüz adet deve yardımında bulunmuştu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) onun bu cömertliği karşısında duygulanmış ve ona şu müjdeyi vermişti:
“Bundan sonra Osman’ın yapacağı hataların hiçbirisi ona zarar vermez."
Medine’de kıtlığın olduğu yıllarda Hz. Osman (r.a), Şam’dan yüz deve yükü buğday getirmişti. İleri gelen tüccarlardan bazıları, onun kapısına gelerek başkalarına satmak üzere ondan mal satın almak istediler ve bunun için de yüksek fiyat verdiler. Ama onların her pazarlıkta fiyatı biraz daha artırmalarına rağmen Hz. Osman: "Sizden daha iyi alıcım var. Sizden daha fazla kar veren var." demek suretiyle o kıymetli mallarını tüccarlara değil; bire en az on veren, hatta bazen bire yedi yüz ve daha fazla veren Cenabı Hakk’a sattı. Yani sevabını ahirette almak üzere o malın tümünü Allah için fakirlere sadaka olarak dağıttı.
Hz. Osman bir defasında Resulüllah’ın (s.a.v) evinde günlerce yiyecek kalmadığı ve Ezvac-ı Tahirat’ın günlerce ateşte pişen bir yiyecek tadamadıkları haberini almıştı. Hemen gitti bir semiz koyun alıp kesti. Beraberinde bir miktar un ile yağ hazırladı. Sonra da onları Hz. Aişe Validemizin kaldığı eve götürdü ve ona şöyle dedi:
"Ey Mü’minlerin Annesi! Resulüllah’ın (s.a.v) bundan diğer hanımlara ayıracağını sanıyorum. Bunu asla yapmasın. Çünkü ben onlara bunların aynısını götüreceğim."
Efendimiz (s.a.v) eve gelip de olup bitenlerden haberdar olunca, şöyle dua etti: " Ya Rabbi Osman’ın geçmiş gelecek, açık gizli bütün günahlarını bağışla.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to lale For This Useful Post:
*perwerder* (09-30-2009), C.A.N  (10-06-2009), none (12-09-2009)
Eski 09-30-2009   #6
*perwerder*
RuHuNa_PeRWaNe
 
*perwerder* - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 2.125
Teşekkürler: 1.291
879 Mesajına 1.360 kez Teşekkür Edildi.
*perwerder* is on a distinguished road
Ebu Talip ben yeğenimin inancını taşıyorum demekle zaten islama girmişti , o şehadeti ne zaman nerede kimin yanında getirdi Rabbimiz bilir...
__________________
ÖLÜM BİZLER İÇİN GERÇEK BİR DİRİLİŞ VE O'' GERÇEK SEVGİLİYE KAVUŞMAMIZDIR.

MADEM ÖLÜM TEK BİR DEFA GELECEK ODA NEDEN ALLAH(CC) İÇİN OLMASIN
*perwerder* is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-30-2009   #7
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
İnşaallah öyledir perwerder kardeşim.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-30-2009   #8
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Cahiliye insanının kitaplarında "Îsar" yani başkasını nefsine tercih etme,
açı doyurma,
çıplakları giydirme, yaşatma ve yaşamama,
zevk ettirme ama zevk etmeme gibi hususlar yoktu.
Ancak, Allah Resulü’nün risaleti, onlar arasında çok şeyi değiştirdiği gibi, cimriliği de alıp götürmüş, sahâvet ve îsar duygusunu onların ruhlarına âdetâ tespit etmişti.
Bir gün huzur-u risalet penâhi’ye birisi geldi.
Bu gelen zat Ebu Hureyre idi. Devs’in Aslanı, Allah Resûlü’ne yaklaştı ve şöyle dedi:
"Ya Resûlüllah! Birkaç günden beri yiyecek birşey bulamadım.
Üst üste aç olarak oruca niyetlendim.
" Allah Resûlü etrafına nazarını gezdirdi. Fakat onu evine götürüp misafir edecek kimse göremedi.
Neden sonra Allah Resûlü’nün çok sevdiklerinden Ebu Talha ayağa kalktı ve: "Ya Rasûlallah onu ben misafir edeyim." dedi.
Sonra da alıp evine götürdü. Her şeylerini İslâm uğrunda harcayan bu insanların ellerinde avuçlarında hiçbir şey kalmamıştı.
Ara sıra evlerinde bir çorba ya pişerdi veya pişmezdi.
İhtimal o gün, hanımı Ümmü Süleym çocuklarına bir parça çorba yapabilmişti.
Ve onu çocuklara içirecekti. Misafir eve gelince karı koca aralarında konuştular:
"Bu gece çorbayı Allah Resûlü’nün misafirine yedirelim. Biz nasıl olsa bugün de aç olarak oruç tutabiliriz. Yapacakları şey şu idi: Yemek sofraya konunca, hanım yanlışlıkla mumu söndürecek ve ev sahibi kaşığını boş getirip götürecek.
Zira çorba iki kişiyi doyuracak kadar değildi.
Böylece misafir de karnını doyuracaktı.
Plânladıkları gibi de yaptılar. Derken sabah oldu ve sabah namazında da Allah Resûlü’nün arkasında yerlerini aldılar.
Allah Resûlü (sav) sabah namazını kıldırdı.
Yüzünü onlara döndü, sonra da Ebu Talha’yı ve Ebu Hureyre’yi arayarak onlara sordu.
"Bu gece ne yaptınız ki, hakkınızda şu âyet nazil oldu:
"Kendileri sıkıntı içinde bulunsalar dahi başkalarını kendi nefislerine tercih ederler." (Haşr 59/9).
Evet İslam ne güzel din ve sahabe onu ne iyi temsil etmiş.
Keşke asrımızın insanı da İslamı ashabın anladığı gibi anlasa.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to lale For This Useful Post:
C.A.N  (10-06-2009), EDA (10-02-2009)
Eski 10-02-2009   #9
EDA
USTA
 
EDA - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 3.662
Teşekkürler: 3.813
1.865 Mesajına 2.492 kez Teşekkür Edildi.
EDA is on a distinguished road
ABLACIĞIM ALLAH'IM SENDEN RAZI OLSUN,
HER PAYLAŞIM İÇİN AYRI AYRI TEŞEKKÜRLER,ÇOK GÜZELDİ,İBRET ALINACAK GÜZEL PAYLAŞIMDI.BİLHASSA SONUNCUYU OKUYUNCA TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLDU,MİSAFİRE YAPILAN HÜRMETE,SEVGİYE,DÜŞÜNCEYE BAKIN YAA,İNAN GÖZLERİM DOLDU.


(RAHMETLİ VE SEVGİLİ BABACIMIN HZ.PEYGAMBERİMİZİN VE SAHABİLERİNİN DÖNEMİNDE MİSAFİRLE İLGİLİ SIK SIK ANLATTIĞI İBRETLİK KISSALARI HATIRLADIM YİNE )

MİSAFİRİN ÖNEMİNİ HERDAİM HATIRLAMAK VE UYGULAMAK LAZIM.

GÜZEL PAYLAŞIMIN İÇİN ÇOK SAĞOL ABLAM.
__________________


EDA is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin EDA'a Teşekkür Edenler
lale  (10-02-2009)
Eski 10-02-2009   #10
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.043
Teşekkürler: 23.211
8.850 Mesajına 17.834 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Ecmain...
Haklısın Edacığım...



Mus’ab, Mekke’nin en zengin ailelerinden birinin oğluydu. Peygamberimize (sav) iman ettikten sonra ailesi ve Mekkeliler onu kınadı, kötü davrandı.
Peygamberimiz bir gün ashabıyla sohbet ederken Mus’ab gelip selam verdi. Peygamberimiz bu selamı aldıktan sonra: Dünyayı bütün ahalisiyle birlikte değiştirebilen ALLAH‘a hamd olsun. Şu genç adamı görüyor musunuz? Önceden anne babasının en sevgili varlığı idi. ALLAH ve Resulünün sevgisi anne babasının sevgisine galebe çaldı. O da ALLAH ve Resulünü tercih etti.
Birinci Akabe Biatından sonra Es’ad ibni Züra-re‘nin evinde Medine halkına İslamiyeti anlattı. Böylece ilk muallim olma şerefini kazandı.
Bilahare Mus’ab Medine’deki inkişafı anlatmak için Mekke’ye gelip Resulullah’ı ziyaret etti. Bu ziyaretten haberi olan Mus’ab’ın annesi:
-"Hayırsız evlat Mekke’ye gelip de benden önce bir başkasını nasıl ziyaret ediyorsun!" deyince Mus’abın cevabı:
-"Ben Resulullah’tan önce kimseyi ziyaret edemem." idi.
Mekkede bulunduğu bu esnada bir gün Hz. Muhammed (sav) O’nun bir kemik parçasını sıyırdığını gördü ve yanındaki sahabelere:
-"Bu zatı görüyor musunuz? Anne ve babası ona en güzel yiyecekleri verdiği halde onları bırakıp bizimle beraber açlığa tahammül ediyor." demişti.
Uhud harbinde sancaktarlık yapan Mus’ab’ın harp sırasında vefat ettiğinde üzerine kefen olarak koyulabilecek bir bez parçası dahi yoktu. Başı örtüldüğünde ayakları, ayakları örtüldüğünde başı açık kalıyordu.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to lale For This Useful Post:
C.A.N  (10-06-2009), EDA (10-02-2009)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:33 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır