Tebük seferi bir yandan çok kavurucu bir sıcak diğer yandan meyvelerin hasat mevsimi ve gölgenin çok cazip olduğu bir zamanda oluyordu. Ayrıca düşmanın çok kuvvetli olduğu bilindiğinden çok zor ve çetin şartlarda geçeceği de baştan bilinmekteydi. Bu yüzden ilk önceleri bazıları çekingenlik göstermişti.
Bunlardan birisi de Ebu Heyseme idi. Bu sahabi ordu sefere çıktıktan sonra kendisine ait hurma bahçeliğine gitmiş, eşi gölgeye hasırı sermiş, yaygıyı yaymış, taze hurma ve soğuk su da hazırlamıştı. Ebu Heyseme bakmış ki koyu gölge, taze hurma, soğuk su, güzel kadın; Resulullah ise güneşin kavurucu sıcağı altında, sonra kendi kendine "Vallahi bu, benim için hayır değil." diyerek, hemen kalkıp, kılıcını kuşanarak mızrağını almış, devesine bindiği gibi rüzgar gibi giderek orduya yetişmişti. O gelirken tozu dumana katarak bir süvarinin kendilerine doğru geldiğini gören Allah Resulü "Bu gelen Ebu Heysem’dir" buyurmuştu. Ve o gelince de sevinerek onun için dua ve istiğfar etmişti.