|
|
cehennem vesileleri
CehennemVesîleleri
Cenâb-ı Allah, imansız olanlara ebedî, mü’min olduğu halde günah işleyerek tevbesiz ölenlere –af ümid edilmesine rağmen- muvakkat yani, geçici bir azab tayin etmiştir. Bu husus, imanın en önemli meselesidir ve elhamdülillah buna imanımız vardır. Cennet’in varlığına ve nîmetlerine, Cehennem’in de varlığına ve azabına inanmak farzdır. Cehennem, kâfirler için ebedî, mü’minlerden af veya şefaate nail olamayanlar içinse geçicidir. Hadîslerden yola çıkarak hazırlanmış olan, Cehennem’e sevk edebilecek vesîleler şunlardır:
1. Ehlullahla münakaşa etmek, onlara inanmamak veya tevhîde hizmet edenleri sevmemek, müslümanları kötü görmek.
2. Nefsini mükemmel ve kusursuz görerek, buna inanmak, yani benlik gütmek ve kibirlenmek.
3. Hak sözleri dinlememek, kendini nasihate ihtiyaçsız görmek, öğrenmek ve öğretmekten kaçınmak; sakınmak.
4. Mü’minlerin ayıplarını çıkarmayı istemek, çıkarınca buna ferahlanmak. Bu, en kötü haslettir. İslâmda tecessüs ve tehassüs yoktur!
5. Mü’minlerin ayıbına vakıf olunca bunu ifşâ etmek, alay konusu yapıp gülmek ve başkalarını güldürmek.
6. Günahları anlatmak ve açıktan işlemekle eziyet vermek, yahut günahlarını hafif görerek, alay konusu yapmak..
7. Bâtıl (islâma aykırı) yerlere (ve işlere) yardım etmek.
8. Kendi nefsi için intikam almak.
9. Milletin istemediği, özellikle şer’î devletin sırlarını veya hayırlı insanların meclislerindeki konuşmaları ifşâ etmek. Meselâ, nurcular falan yerde hû çekiyor diye şikâyet etmek.
10. Herhangi bir mü’mine tuzak kurmak; onu hiyle ve fitneye sevk etmek.
11. Şeytanın hiylesine kapılarak küçük günahlara devam ettiği halde, Cenâb-ı Hakk’tan esirgenmeyi ümid etmek. Yani, şer karşılığında hayır beklemek. Bu, o kadar mühimdir ki, küfre kadar götürür!
12. Verdiği şeyi çok büyük görmek.
13. Yeterli rızkı olmasına rağmen dilenmek.
14. Azgınlık ve iftira etmek.
15. Hırslı ve cimri olmak.
16. Milleti tecesüsle uğraşıp, boş yere vakit geçirmek.
17. Malını aşırı derecede hesapsız harcamak ve israf. Harama veya haram işlemeğe harcanan tek kuruş bile israftır!
18. Zenginlere dalkavukluk yapıp, zenginliklerinden dolayı kendini alçak göstermek. Müslüman zengini Allah için sevmekte bir beis yoktur.
19. Müslümanlara küfür damgası vurmak.
20. Müslümanlardan birini tahkir etmek veya ayıplamak.
21. Nefsini övmek ve kendini temiz göstererek, kendi hakkında iyi şahitlik yapmak. En çirkin ahlak budur! Bu ahlak, çoğunlukla kalplerinde nifak olanlarda bulunur. Ashâb-ı kirâm en çok bundan korkmuşlardır.
22. Yapmadığı bir şeyle övülmekten hoşlanmak.
23. Başkalarının övmesiyle kendini beğenmek.
24. Kendini büyük ya da alim göstererek muhataplarının aklını bozmak. Meclisinde hata yapanı halkın gözünden düşürmek. Kısacası, köşeli sözler söylemekle benliğini ortaya koymak (öne çıkarmak). Buna enâniyet denir!
25. Sefihliği nedeniyle, yalandan başkasına lakap takmak, boş yere ve anlamsız olarak milleti ayıplamak; din ve dünya hususunda faydası olmayan şeylerle vaktini harcamak. Meselâ, büyük günah işleyen birini veya bir zalimi övmek, yahut da zulme yardımcı olmak.
26. Borcunu ödemede gevşek davranarak geciktirmek.
27. Çirkinliği temennî etmek.
28. Yalandan âlim ve salihlerin kıyafetine bürünerek, halka karşı onların davranışları gibi davranışlar sergilemek. Şayet içtenlikle büyüklerin ahlakıyla ahlaklanıyorsa bu elbette güzeldir ve hem de ibadettir. Çirkin olan, samimiyetsizlik ve sahteliktir.
29. Ruhsat ve zayıf fetvalara sarılıp, te’vilâta kapılmak.
30. Halden hale girmek için, şeriati kolaylaştırmak.
31. Herhangi bir işte, neticesini düşünmeksizin aceleci davranmak.
32. Nefsanî ve şeytanî tedbirler aramak ve mel’anetlik yapmak.
33. Cehalet ve bilgisizliğe kanaat etmek. Bu da çok önemlidir! Meselâ, Elemtere’den aşağısını bilenin fazlasını öğrenmeye gayret etmemesi; farz ve vaciplere ait bilgileri araştırmaması da buna dahildir!
34. Hak olan bir şeyi inkâr etmek. Bu, çok tehlikelidir! Meselâ, birine kızdığı için onun hak olan sözünü reddetmek, küfre kadar götürebilecek korkunç bir hatadır!.
35. Yersiz ve gereği yokken mücadele etmek.
36. İnsanlara, hayvanlara yok yere eziyet vermek.
37. Zulmetmek ya da zalime yardım etmek. Bu da çok mühimdir! İçki içeceğini bildiği halde bir adamın oğluna içki içmeğe yetecek kadar para vermesi haramdır! Aynı zamanda, işlenen o günaha da ortaktır! Particilerin de bundan hareketle dikkatli olmaları lazımdır!
38. Korkaklık nedeniyle dininden taviz vermek. Meselâ, namaz kılmayan işvereninin yanında kendini beynamaz göstermek, yahut da bu yüzden namazı terk etmek.
39. Dînî vazifelerinde ve özellikle mâlî ibadetlerde tamahkârlık yapmak.
40. Müslümana kin gütmek. Yaramazlık ve tefrikaya düşmek (bölücülük yapmak).
41. Allah Teâlânın kuluna bahşettiği nîmetlere razı olmayıp, onu çekemeyip kıskanmak; yani hased.
42. Yalandan kendini bilgisiz veya bilgili göstermek; yani ahmaklık.
43. Şehveti veya Allah’ın yasak ettiği dünyayı sevmek. Dikkat edilsin ki: Helalde şehvet yoktur. Dünyadan kasıt haram olan şey ve işlerdir.
44. Riyaseti (baş olmayı) ve yüksekliği sevmek.
45. Kendi ayıplarını yahut başkalarının ayıplarını anlatmak.
46. Sürekli mahzûn olmak.
47. Milleti aldatmak.
48. Ümidsizliğe düşmek.
49. Hıyânette bulunmak (ihânet etmek).
50. Sözüne muhalif olmak (verdiği söze uygun davranmamak, sözünü tutmamak).
51. Kendinde büyüklüğü tasarlamak.
52. Sebepbiz olarak kendini zelil edip, kötülük ve rezalete düşmek. Meselâ, yetimin tevazu göstermesi zillettir. Fakirin alçak gönüllü olması âcizliktir. Amma, kendisinde bir maharet (meziyet) olduğu halde, kendinden aşağı olana boyun eğmek, tevazudur. Kendinden büyük veya yukarıda olana boyun eğmek saygıdır. Bunları birbirinden ayırt etmek veya birbirine karıştırmamak gerek!
53. Halkın içinde kendini iyi göstermek, gizlide yapmadığı bir ibadeti halk içindeyken yapmak, bir illete dayalı olarak yaptığı ibadeti halk nazarında güzel göstermek; yani gösteriş. Ancak, gizlide yaptığı bir ibadeti , açıkta da yapmak gösteriş olmaz. Riyayı terk etmek de riyadır!
54. Fâsıklara ve nâmeşrû meclislere kalben de olsa meyletmek veya bilfiil bu meclislerde bulunmak.
55. Kendini emsâlinden üstün görmek.
56. İyi müslümanlar hakkında su-i zanda bulunmak.
57. Hükümdara dalkavukluk yapmak.
58. Masumları şikâyet etmek.
59. Adâletle hükmeden âmirlere karşı gelmek; yani anarşistlik. Özellikle kâfirlerle bir olup, böyleleri hakkında onlara casusluk yapmak!
60. Sövmek veya söven kimsenin sözünü dolaştırmak.
61. Oburluk ve boğaza aşırı düşkünlük. Yani yeme içmede fazla gözü olmak.
62. Şerlileri sevmek. “Kişi, sevdiği ile beraberdir!”
63. Sık sık öfkelenmek.
64. Tul-i emel sahibi olmak; yani dünyalık uzun emeller peşinde olmak.
65. Kadınların emri altına girmek.
66. İbadet ve taatlerine karşılık ücret almak.
67. Başkasının ırzına, şerefine ve malına tecavüz etmek.
68. Zulmetmek ve sûikast yapmak.
69. Soyu sopuyla gururlanmak, enâniyet.
70. Dîni gayeler dışında gazaplanmak.
71. Tehevvür, yani ikide bir başkalarına hakaretlerde bulunmak.
72. Vaktini gaflet ve tembellikle geçirmek, yani vakti değerlendirmemek.
73. Vefâsızlık.
74. Fâsık olmak; yani Allah’ın emirlerini hafife almak veya namazın terki gibi fiilen itaatten çıkmak.
75. Yaptığı günahtan dolayı ferahlanmak (sevinmek); daha doğrusu günah işlemeği ehven görmek ve işlediğinde bundan hoşnut olmak. Bu dahi çok tehlikelidir!
76. Aslında katı kalpli olduğu halde, merhametli gibi görünmek. Bu da nifak alâmetidir! Hiç bir müslüman, başka bir müslümana böyle muamele yapamaz! Hayret ki, buna sempatizm demişler ve bunu meşrû saymışlar! Oysa bu davranış insanı nifaka sokar!
77. Nankörlük, yani velinimetini inkâr etmek. Büyükler der ki: Müslümanın sana yaptığı iyiliği unutman, kötülük yapman gibidir. Bunu yapmak insanı Allah’ın nîmetlerini de inkâra sevk eder!
78. Zayıfa ağır yük yüklemek veya gücü nisbetinde yüklendiği vazifede gevşeklik yapmak, ya da yapamıyacağı bir şeyi yüklenmek.
79. İfratla uyumak. Az uyku zararlı olduğu gibi, aşırı uyku da zararlıdır; daha doğrusu düşmandır. Hatta, ölümdür!
80. Nifak. Bunun alâmetleri: Ahde vefasızlık, emanete ihanet, davalaşmalarda iftira atmak ve yalandır! Bu, imanda olursa, küfürle birleşir! Amelde olursa riyayla birleşir; yani sevabı iptal eder! Müslümana içten kin besleyip, dıştan hoş görünmek; yani sempatizm de bu konuya dahildir!
81. Müslümana eziyet vermek için fırsat kollamak, başka bir ifadeyle bozuk niyet beslemek.
82. Başkasını gözden düşürmek. Bu, çok önemlidir! Meselâ, bir insanı öldüren, onu bir defa öldürmüştür. Gözden düşürünce, her düşürmede bir kere öldürmüştür. Bunun için bu iş, manevî cinayettir! Özellikle takvâ sahiplerini gözden düşürmek, korkunç bir fitnedir! Aynı biçimde, fâsık ve âsî olan birini halkın nazarında iyi göstermek de fitnedir!
83. Tevbeyi ertelemek (geciktirmek, tehir etmek).
84. Ödeme gücünün üstünde borç altına girmek.
85. Allah’ın rahmetinden ümid kesmek.
86. Allah’tan başkasına tevekkül etmek, yani dayanmak, itimad etmek. Meselâ, tesiri sebeplerden bilip Müsebbib’i unutmak, vesîlelere maksat gibi inanmak şirke kadar götürür.
87. Sihir, tiyret, arâfet gibi ilimleri öğretmek ve yapmak, ya da bunlara inanmak. Bunlar, kâhinlerin yapacağı şeylerdir!
88. Dört mezhebden çıkıp, başka bir yol tutturmak veya meşâyıhı inkâr etmek.
89. Utanmamak (hayasızlık). Hem Hâlık’a ve hem de mahlûka karşı kalbî şûbelerin en önemlilerinden biri de utançtır. Halktan utanmayan kimse, Hâlık’tan da utanmaz!
90. Namazı veya herhangi bir farzı terk etmek. Ancak, farzların çoğu Allah hakkı olduğu halde, zekât aynı zamanda kul hakkıdır. Böyle olduğu için de affedilmesi güçtür! Cenâb-ı Allah farzların ikincisi olarak namazı sayarken, ilgili bütün âyetlerde zekâtı da üçüncü olarak bildirmektedir! Ancak farzlar, ehl-i sünnete göre imanın cüzünden değil de, imanın tamamlayıcıları olarak kabul edilmişlerdir. Meselâ, farziyetini inkâr etmeksizin zekâtı vermeyen kişi bizce mü’min ve müslimdir; amma âsîdir! Havariciye göre kâfirdir. Mu’tezileye göre de ne mü’min, ne de kâfirdir!
--------------------------------------------------------------------------
Sayılan bu hususlar tek tek Cehennem’lik olmaya vesile olabilir!
Mü’mine düşen ve yakışan mümkünse bunların tamamından sakınma ve kaçınma azim ve gayreti içinde olması ve büyük olsun, küçük olsun her günahın ardından derhal pişman olup, tevbe-istiğfar etmesidir. Çünkü, bunu yapmayı geciktirmek de haramdır. Başka bir ifade ile her hatanın ardından tevbe etmek farzdır!
Allah Teâlâ cümlemizi Cehennem’e düşürecek şeyler söylemekten ve
bu tür işleri yapmaktan muhafaza buyursun! Âmîn! Ve selâmün alel mürselîn
velhamdü lillâhi Rabbil âlemîn!
|