İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> İslami Cihad

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 07-20-2008   #1
feryadi
ÇIRAK
 
feryadi - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 161
Teşekkürler: 0
35 Mesajına 42 kez Teşekkür Edildi.
feryadi is on a distinguished road
Dilenmekle mi Direnmekle mi ?

Dilenmekle mi Direnmekle mi ?

Tunus'ta diktatör Zeynelabidin bin Ali rejiminin cellatlarından biri İslami anlayış sahibi bir bayana işkence ediyor. Kadın celladın vahşeti iyice ileri götürmesi üzerine yalvarıyor ve hamile olduğunu hatırlatıp en azından karnındaki bebeğe acımasını rica ediyor. Cellat kadının bu zaafını öğrenince: "Ha öyle mi?" diyor ve bu kez özellikle karın boşluklarına tekme vurmaya başlıyor. İşte zulüm böyledir. Muhatabının bir zayıf noktasını yakaladığında ondan özellikle yararlanır.
İşin gerçeğinde zulümde ısrarlı olanların baskı ve şiddette ileri gitmeleri kendilerini güçlü hissetmelerinden değil mağdur ettiklerinin zayıf noktalarını çok iyi kullanmayı becerebilmelerinden kaynaklanmaktadır. Zulme maruz kalanların en zayıf yönleri ise zulüm karşısında kendilerini hep yalnız hissetmeleri ve yalnız başlarına da bir şey yapamayacaklarını, başlarındaki örgütlü ve güçlü zulmü dize getiremeyeceklerini düşünmeleridir. Aksi takdirde eğer ki bir dayanışma ve işbirliği olsa meşhur Spartaküs olayında olduğu gibi sırtlarından elbiseleri bile alınmış ve karın tokluğuna en ağır işleri yapmaya mecbur edilen kölelerin bile zulmü yenmeleri zor değildir. Ama bu, kararlılık, fedakarlık ve dayanışma bilincini gerektirir. Dayanışma bilincinin en temel ilkesi ise "nasıl olsa başkaları yapar" düşüncesinden hareketle baştan savmacı bir anlayışla değil "ben olmadan bu iş olmaz" düşüncesine dayanan bir sorumluluk duygusuyla hareket etmektir.

Zulüm karşısında dayanışma İslami açıdan da yerine göre farzı ayn yerine göre farzı kifayedir. Maalesef günümüz Müslümanları sorumluluk bilincini henüz tam anlamıyla bu dayanışma ve işbirliği sahasına yeterince taşıyabilmiş değiller. Örneğin bir mahallede bir cenaze olsa bütün mahalle ahalisi o cenazenin namazında bulunmanın farzı kifaye olduğunu düşünerek yerine göre işyerlerinden de izin alıp cenaze namazına katılırlar. Bunu tenkit ettiğimiz sanılmasın. Bu güzel bir hareket ve övgüye değer bir sorumluluk anlayışının yansımasıdır. Ama unutmamak gerekir ki haksızlığa uğratılan, mağdur edilen müminlerin hak ve özgürlük mücadelelerine destek vermek cenaze namazına katılmaktan daha öncelikli bir görevdir. Çünkü bir cenaze yerine göre üç kişiyle de kaldırılır ama hak ve özgürlük mücadelesinin başarılı olabilmesi için zulmün cesaretini kıracak dereceye ulaşması zorunludur.

Hak ve özgürlük mücadelesine destek ise ekran başında haberleri dinledikten sonra falana filana kızarak hatta biraz da söverek kendi kendini tatmin etmekle degildir. Herkesin bu konuda: "Ben ne yapabilirim?" sorusunu kendine sorması gerekir. Eğer kişi bu soruya samimi ve gerçekçi bir cevap arama duyarlılığıyla hareket ederse birçok şey yapabileceğini görür.

Zulüm dolap beygiri gibi yerinde dönüp duran bir şey değildir. Keskin dişleriyle sürekli öne doğru ilerleyen bir çark gibidir. Eğer bu çarkın önüne takoz koymaz, "geri çekilip şu zulüm çarkından kendimizi koruyalım" diyerek sürekli geri geri giderseniz hiçbir sonuç elde edemezsiniz. Çünkü siz bir adım geri attıkça zulüm çarkı bir adım daha üzerinize gelir. Üstelik önünün açılması onun hızlanmasından başka bir sonuç getirmez. Bu itibarla geri çekilmekle zulüm çarkından kendilerini koruyacaklarını düşünenler büyük bir yanılgı içindedirler.

Korku zulümde ısrarlı olanlara cesaret kazandırır; cesaret ise onların cesaretlerini kırar. İnsafsızdan insaf dilenmek kendisi ekmeğe muhtaç olandan ekmek dilenmek kadar saçmadır. Unutmamak gerekir ki zalimler gösterildikleri kadar güçlü değildirler. Tarihte, özellikle yakın tarihte yaşananlar bunu belgelemektedir. Zulmün gölgesinde yaşamaya razı olmak ise ömür boyu zillete razı olmaktan başka bir şey değildir. Zulüm karşısında haklarını korumak için ısrarlı davrananlar, kendi iradelerini aşan birtakım sebepler dolayısıyla haklarını kaybetseler bile şereflerini korurlar. Ama zulme ve zillete razı olarak haklarından taviz verenler haklarıyla birlikte şereflerini de kaybederler.Gelene agam gidene pasam diyerek dogacak nesillerimizinde ozgurluklerini daha dogmadan sorumsuzca ve dalkavukca heba etmis oluruz.

A. Varol

Unutmayalim !

Dalkavuklar olmasaydi Zalimler Zulmedemezdi !
__________________


EY INSANLAR !
Görüyorum ki evleriniz Rum Kayserlerine,
Lükse hayranlığınız Kisra’ nın tutumuna,
Servet peşinde koşmanız Karun’ un anlayışına,
Saltanatınız Firavun’ un saltanatına,
Nefisleriniz, Ebucehil’ in nefsine,
Gururunuz Ebrehe’ nin gururuna,
Yaşayışınız, sefihlerin yaşayışına benziyor.
Allah için söyleyin, Muhammedî olanlar nerede?

Yahya bin Muaz (RA)
feryadi is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to feryadi For This Useful Post:
ExELaNcE (07-20-2008), lale  (08-08-2008)
Eski 07-20-2008   #2
ExELaNcE
 
ExELaNcE - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 7.892
Teşekkürler: 2.747
1.950 Mesajına 3.269 kez Teşekkür Edildi.
ExELaNcE will become famous soon enoughExELaNcE will become famous soon enough
Alıntı:
hak ve özgürlük mücadelesinin başarılı olabilmesi için zulmün cesaretini kıracak dereceye ulaşması zorunludur.
Bu şuuru yakalayabilmeyi Rabbim nasip etsin..
Nedense islami duyarlılığı olan kardeşlerimiz bu tip hak hukuk özgürlük mücadelesinde sadece yazıdada yazarın tenkit ettiği tarzda mücadele ediyor..Ben olmasam nolacak gibilerinden hareket ediyor..
Üstadında Hitabesinde yazdığı gibi :
Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik..."Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...

Şuuruna sahip bireyler olmak ümidiyle..
__________________
ExELaNcE is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-11-2008   #3
dost1
ÇIRAK
 
dost1 - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 110
Teşekkürler: 17
38 Mesajına 61 kez Teşekkür Edildi.
dost1 is on a distinguished road
Selamun Aleykum! Değerli Exelance Kardeşim!

Alıntı:
ExELaNcE´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
Bu şuuru yakalayabilmeyi Rabbim nasip etsin..
Nedense islami duyarlılığı olan kardeşlerimiz bu tip hak hukuk özgürlük mücadelesinde sadece yazıdada yazarın tenkit ettiği tarzda mücadele ediyor..Ben olmasam nolacak gibilerinden hareket ediyor..
Üstadında Hitabesinde yazdığı gibi :
Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik..."Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...

Şuuruna sahip bireyler olmak ümidiyle..
Ne zaman ki insanlar zulmün şirk olduğunu anlarlar bu dedikleriniz daha bir anlam kazanır.
Kur’an’ın birçok ayetinde yer alan "zulümle" kastedilen; “ŞİRK”tir:

Lokman; 13:Hani bir zaman Lokman da, oğluna öğüt vererek, “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma, hiç şüphesiz ki şirk (Allah’a ortak koşmak), büyük bir zulümdür.” demişti.

En’âm; 82:Şu iman edenler ve imanlarına zulüm giydirmeyenler (şirk karıştırmayanlar)... İşte onlar; güven onlarındır. Doğru yolu bulanlar da onlardır.

Şûra; 21:Yoksa onların, Allah’ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılmış olan ortaklar mı vardır? Eğer kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi (işleri bitirilirdi). Ve gerçekten zalimler; onlar için acı bir azap vardır.

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.
dost1 is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:52 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır