|
Doğu Ve Batı Dünyasında Kadın
- İslâm’dan önce ve İslâm’ın geldiği çağda kadın, hemen hemen bütün milletlerde aşağılık bir mahluk olarak kabul ediliyor; hakir görülüyordu.
- Eski Hint hukukuna göre kadın; evlenme, miras ve diğer muamelelerde hiçbir hakka sahip değildi. Kadının murdar temayüllere, zayıf karaktere ve fena bir ahlâka sahip olduğu kabul ediliyordu. Hintliler arasında dul kadınları yakmak âdetti. Ölen kocanın naşı üzerinde yakılan kadın, sadık ve saygı değer bir zevce olarak kabul ediliyordu.
- Budizm’in kurucusu Buda, önceleri kadını dinine kabul etmiyordu. Nihayet, birçok tereddütten sonra kadınları dinine kabul etmiş; fakat bunun Budist toplumu için çok tehlikeli olduğunu söylemişti.
- İsrail hukukuna göre kızlar, babalarının evinde bile hizmetçi gibiydiler. Baba onları satabiliyordu. Boşama hakkı, keyfî bir surette kocaya aitti.
- İran’da Sasani Devleti’nde kız kardeş ile evlenme caizdi. Hatta bu teşvik edilirdi.
- Eski Yunanlılarda da kadın, eşyadan faksızdı. Kocası, isterse sağlığında isterse öldükten sonra karısını başkasına devredebiliyordu. Tıpkı diğer mallar gibi miras kalan kadın, bir başkasına da bağışlanabiliyordu.
- Kadim Isparta’da kadın başka kimselerle de münasebette bulunmaya zorlanırdı. Eflatun’a göre kadın, elden ele dolaşan orta malı olarak gezmeliydi.
- Çinlilerde kadın, insan sayılmaz, ona ad bile konulmaz “ 1, 2, 3,…” gibi sayılarla çağrılırdı.
- İngiltere’ de M.S. 5. asırdan 11. asra kadar kocalar hanımlarını satabiliyorlardı. İlk günahın işlenmesine sebep olan ve böylece insanlığın felaketini hazırlayan bir kadın olduğuna inanan Hristiyan milletler, kadına daima bir şeytan nazarında bakmışlardı.
---Hanım Sahabîler/Havva Ergene Işık
|