Kuran'da 9/36 ya baktığımızda ise haram ayların isimleri belli değil (ExELaNcE).
Merhaba ExELaNcE. Dikkatli okununca aslında belli.
Örneğin ayette "haram aylar"daki savaş yasağı kastedilerek
"O aylarda kendinize zulmetmeyin; müşriklerin sizinle savaştığı gibi siz de onlarla savaşın!" deniyor. Bundan anlaşılan, "haram aylar"daki savaş yasağı kaldırılmıştır.
Ve Tevbe 81: (Münafıklar) Allah yolunda savaşa çıkmayı zor saydılar; onun için muminlere
"Bu sıcakta sefere çıkmayın!" dediler. Bundan anlaşılan, o savaş
sıcak mevsimde yapılmıştır yani yazın. Ayrıca bkz 9:64, 9:86, 9:124, 9:127.
Artı, ŞEHRU RAMAZAN, Elmalılı'nın Bakara 185 yorumunda da belirttiği üzere
en sıcak dolunay demek. Bundan anlaşılan
dört yasaklar yılın "
en sıcak dolunay"ı olan ramazanda başlar.
Buna göre YASAK AYLAR anlamındaki
eşhurun hurum şunlardır: Ramazan, Şevval, Zi’l-kâde, Zi’l-hicce. Ama dikkat etmek gerekir ki Kuran'a göre bu aylar da "
vakten sabit"tir; aksi halde NESÎ fesadı otomatiğe bağlanır, ki hicrî takvimcilerin işlediği büyük günah işte bu.
*
Kuran'daki ŞeHR kelimesi,
dolunay demek. Arapların zaman birimi anlamındaki ay için "ŞehR"den başka kelimeler kullandıkları anlaşılıyor. İşte buna dair iki belge:
İlki Halife Osman dönemine ait bir yazı. Dikkat edilirse yazıya DÖRDÜNCÜ YILIN YİRMİSİ diye tarih düşülmüş.
Ay yok.
HÜRRİYET 21 Kasım 2008-SUUDİ Arabistan Turizm Yüksek Komisyonu’nda yer alan Arap araştırmacı Ali ibn İbrahim Gabban, ülkenin kuzey-batısında eşiyle birlikte yaptığı gezide tarihî bir keşfe imza attı. Gabban söz konusu gezide üzerine şu ifadenin kazınmış olduğu bir kayayla karşılaştı:
Allah’ın adıyla. Ben Züheyr. Bunu Ömer’in öldüğü zaman DÖRDÜNCÜ YILIN YİRMİSİNDE yazdım.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/10410097.asp?gid=229
İkinci belge Miladî 267 yılına ait bir mezar yazısı. Buna düşülen tarihte TEMMUZ "
AY"I anlamındaki YARKH-I TEMMUZ ifadesi var. Demek ki o devrin dilinde yılın on ikide biri anlamındaki "ay"ın karşılığı ŞeHR değil YARKH kelimesidir (Aşağıdan dördüncü satır). Kitabe şöyle başlıyor:
Bakımı K b. H tarafından üstlenilen bu mezarda anası Rakuiş bint A yatıyor. Ölüm tarihi 162 yılının TEMMUZ AYI ...
http://www.islamic-awareness.org/His...ns/raqush.html
*
Kuran'daki ŞeHR, 28 günlük zaman uzunluğu değil dolunayın belirmesidir yani bir gecelik
olay. Onun 28 günlük
zaman uzunluğu olduğunu uyduranlar hicrî takvimcilerdir; Tevbe 36'yı da o yüzden "Allah'ın ındinde ayların SAYISI on ikidir," diye çarpıtarak tercüme ederler. Oysa Allah'ın onayladığı yıl yerküremiz güneşin etrafında bir kere dolanırken geçen süredir yani 365 küsur gün. 365'i bölün 28'e. On iki çıkmaz. 12,53 çıkar. Matematiktir bu; yalanı kaldırmaz. 12,53 asla 12 değildir. Yani "Ayların SAYISI on ikidir," iddiası kocaman bir yalandır. Hicrî takvimciler Allah'a yalan söyletiyor ne yazık ki. Aslında Allah Tevbe 36'da "ayların SAYISI (adet)" demiyor "ayların SAYILMASI (ıddet)" diyor.
Burada kafama takılan soru şu: sizdeki haram aylar miladi takvime göre olduğu için hiç değişmez.
Hayır! Allah'ın ta gökleri ve yeri yarattığı gün karara bağladığı haram aylar Kuran'ın eŞHuR dediği "
dolunaylar"a göredir. Gökteki dolunaylar. Onlar "
vakten sabit"tir. Miladî yılın ayları da vakten sabit olduğu için haram ayları miladî yılın aylarıyla tarif etmek zorundasınız. Hicrî yılın aylarıyla tarif edemezsiniz çünkü onlar "
vakten oynak"tır; sabit değil.
Tevbe 37'de dile getirilen NESÎ fesadına odaklanın; o zaman bu söylediklerim daha kolay anlaşılır hale gelir. 5:2 ve 5:95'te
av yasağı vurgulanıyor. O da "
vakten sabit"tir yani yaz ayları. Buna göre Tevbe 37'de "
ziyadetun fil kufr diye lanetlenen
NESÎ fesadını açıklar mısınız, lütfen.
4 ay miladi aya göre her yıl 11 gün geri gitmesi sebebiyle değişime uğramıyor mu?
Hiç düşündünüz mü, sayın ExELaNcE, hicrî yıl
hangi şeyden 11 gün kısa? "
Miladî takvimin yılı"ndan iması var sorunuzda ama hayır miladî yıldan değil. Çünkü miladî yılın kendisi de kısa. O yüzden Şubat'a dört yılda bir 1 gün ekleyip o kısalığı telafi etmek zorundalar.
Cevap: HİCRÎ takvimin yılı da MİLADÎ takvimin yılı da Allah'ın onayladığı takvimin "yıl"ından kısa. Sunnetullahın o takvimi dolunayların "sayım"ını esas alıyor. Ve onların belirmesinde küsurat yok; dolunaylar küsuratlı değil. Onların sayıları (adet) değişir ama "sayılma"ları (ıddet) daima 12 dolunaydır. Lütfen dolunayların şu dökümünü inceleyin:
SÜRE 1:
18T-16a-15e-14e-/13k-12a-11Oc 2009-9ş-11m-9n-9m-7h
SÜRE 2:
7T-6a-4e-4e-/2k-2a-30a-30Oc 2010—28ş-30m-28n-27m+26h
SÜRE 3:
26T-24a-23e-23e/21k-21a…
İki
en kızıl dolunay arasındaki zaman uzunluğuna YIL ya da
süre diyelim. 2008'in en kızıl dolunayı 18 Temmuzda belirmiş. Onu izleyen en kızıl dolunay 2009'un 7 Temmuzunda belirecek. Onu izleyen ise 2010'un 26 Temmuzunda.
Dolunayların sayısına bakar mısınız:
SÜRE 1'de 12 dolunay var.
SÜRE 2'de 13.
Allah'ın onayladığı YIL ya da "
süre" işte bu. Sünnetullahın bu "yıl"ının hiçbir şeyden daha kısa ya da daha uzun olması söz konusu değil. Dolunayların "nesî"siz "
sayım"ı yani Allah'ın ındinde dolunayların "
sayılma"sı daima 12 dolunaydır; küsuratsız -İnne
ıddet eş-şuhûri ındellahi 'sné aşere ŞeHRan (9:36).
Sevgi ile,
Hasan Akçay