İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Kuran-ı Kerim Meali

Kuran-ı Kerim Meali

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 09-22-2008   #1
EVVAB_İNSAN
 
EVVAB_İNSAN - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 21
Teşekkürler: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
EVVAB_İNSAN is on a distinguished road
HZ. KUR’AN’IN İŞARET ETTİĞİ HZ. ALLAH ve DELİLLERİ

…RAHMAN RAHİM ALLAH ADINA...
“YÜCE ALLAH’IN BENZERSİZ TEKLİĞİ / YÜCE ALLAH’IN BİRLİĞİ=BİRLENMESİ”

YÜCE ALLAH’IN BENZERSİZ TEKLİĞİNE, AKILCI İLMİN zerresinden nasipli her GÖNÜL, her TEMİZ AKIL ve her SAF DÜŞÜNÇE sahibi bu konuda en ufak bir TEREDDÜT dahi YAŞAMAZ. Ne var ki; kavranması imkânsız İLAHİ İLİM ve KUDRET zihinlerde belli bir sınırda ALLAH inancı yaratmaz. Daha doğrusu her insanın DÜŞÜNCE ve İDRAK dünyasında yeteneği ve kapasitesi oranında bir ALLAH İNANCI OLUŞUR. Hatta farklı zamanlardaki ALLAH inancı AYNI KİŞİDE bile FARKLIDIR. İnsan dünyasal ve çevresel etkilerinden UZAK KALDIKÇA iç dünyasında YÜCE YARADANINA karşı daha sıcak hissiyatlar içerisine girer.

…ALLAH, O’ndan başka TANRI YOKTUR. O CANLIDIR, KUDRETİN KAYNAĞIDIR. O, kendisinden geçmez ve O’nu UYKU TUTMAZ. Göklerde ve yeryüzünde NE VARSA HEPSİ O’NUNDUR. İzni olmaksızın O’nun katında kim aracılık edebilir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. İstediği kadarının dışında O’nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’NUN YÖNETİMİ GÖKLERİ VE YERYÜZÜNÜ KUŞATMIŞTIR. ONLARIN KORUNMASI O’NA ZOR GELMEZ. O, pek YÜCEDİR, pek BÜYÜKTÜR. Bakara Suresi/Ayetel Kürsi/255

…O, ALLAH’TIR. O’ndan başka TANRI yoktur. İLK de, SONDA da ÖVGÜLER O’NADIR. HÜKÜM O’NA AİTTİR ve O’na döndürüleceksiniz. Kasas Suresi/70

Çevresel etkiler İNSANI bu SICAK İNANÇTAN uzaklaştırır. Adeta GÖNÜL hafızasında kopukluklar oluşturur. Diğer taraftan BİLİNÇ ve DÜŞÜNCE ALANINDA RAHATSIZLIKLARI OLAN insan YANLIŞ bir ALLAH İNANCI İÇİNDE BOCALAR DURUR. İnsanın İç dünyasında, ÖZÜNDE TEREDÜTSÜZ ve EKSİKSİZ BİR ALLAH İNANCI VARDIR. Bizzat YÜCE ALLAH’IN GÖNÜLLERE kaydettiği bu İNANCI aynı ÖLCÜDE kişinin BİLİNCİNİZDE BULAMAZSINIZ. Tüm ZİHİN DÜNYAMIZ bir kargaşa fırtınasında boğulur. Çoğu kez İNKÂRLARIN, gerçeğe karşı İSYANLARIN nedenide budur.

En çetin bir ATEİST bile bu fırtınanın anaforunda İSYAN etmektedir. ÖZÜNDE YÜCE ALLAH’IN gerçek KAVRAMI VARDIR. Düşünce dünyasındaki kendi GÜÇSÜZ FİKİRLERİ arasında onu KAVRAYAMAMANIN ÇELİŞKİSİNİ YAŞAR DURUR. Bu tarzda İLAHİ İNANÇ ŞEVKİ gönlünde FİLİZ vermiş, arayış içerisinde olan GÖNÜL bu anaforda YANLIŞ ve TAĞUT PROGRAMLARINA DA toslaya bilmektedirler. O halde, YÜCE ALLAH’IN VARLIĞI, O’nun İLİM ve GÜZELLİKTEKİ SONSUZLUĞUNUN BENZERSİZLİĞİNİ HZ. KUR’AN’I KERİM BEYAN EDERKEN; AKIL NASIL BİR YÜCE ALLAH KAVRAMINDA YAŞAMALIDIR. BU AKLIN, ZİKRİ ve FİKRİ NE OLMALIDIR?.

…Bilmedi mi ki ALLAH gerçekten GÖRÜR! Alak Suresi/14

…Sonrası da ÖNCESİ de/AHİRET de DÜNYA da ALLAH'INDIR. Necm Suresi/25


…ALLAH sizi yarattı, sonra sizi rızıklandırır, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Ortak koştuklarınızdan hangisi bunlardan birisini yapabilir? O, YÜCEDİR ve ORTAK KOŞTUKLARI ile ALAKASIZDIR. Rum Suresi/40

…ALLAH! O’ndan başka TANRI YOKTUR. İNANANLAR YALNIZCA ALLAH’A GÜVENİP DAYANIR. Teğabun Suresi/13

…O, DOĞUNUN ve BATININ (her yönün) RABBİDİR. O’ndan başka TANRI YOKTUR. O’na dayan! Müzemmil Suresi/9

Çağımızın en büyük matematikçisi Martin GARDNER, YÜCE ALLAH’A yönelme İNANÇ ve İHTİYACI İLMİN asalet çizgisinde sezmiş, harika bir yoruma varmıştır. Diyor ki: “YÜCE ALLAH’IN ZORUNLU VARLIĞINI İLİM ÇİZGİSİNDE fark ettikten sonra bütün düşünürlerin YÜCE ALLAH kavramındaki yaklaşımlarını inceledim (Batı düşünürler). Hiç birini İLİMİN çizgisinde yakaladığım, sezdiğim YÜCE ALLAH düşüncesine yeterli bulamadım. Çünkü benim İLİMDE vardığım ALLAH KAVRAMI her an HER HADİSEYE HÂKİM, her olayı PROGRAMLAYAN, sonsuz bir SEVGİNİN TEMSİLCİSİDİR.

HER OLAY O’NA MUHTACTIR. O, gizli istekleri anında bilip, onu çözendir. KENDİNİ İDRAK EDENE İSE SONSUZ MERHAMET SAHİBİDİR.” Gardner’i bu kanıya götüren düşünce İLİMDEN GELİŞEN İDRAKTİR. YÜCE ALLAH, EVRENİN SONSUZ güzelliğini ALAK=YARATILAN hiçbir varlığın AKLININ allamayacağı bir İLİM AHENGİ İÇİNDE YARATMIŞ, SONSUZ KUDRETİNİ ÖYLESİNE AÇIK ŞEKİLDE SERGİLEMİŞTİR Kİ; Başka türlü GÜÇSÜZ bir İNANCA İMKÂN BIRAKMAMIŞTIR. Bu ALGILAMA dâhilinde:

1…YÜCE ALLAH’IN her HADİSEYİ PROGRAMLAYIP YARATTIĞI, her olay sürerken HER ANINI KONTUROLÜNDE TUTTUĞUNU ANLAMAMAZLIKTAN GELMEK İMKÂNSIZDIR.

2…EVRENDEKİ TÜM VARLIKLAR ve OLAYLAR tek bir ak nokta patlaması (BİG BANG) ile geliştiğinden, YÜCE ALLAH’IN dışında ETKi/KUVVET düşünmek mümkün değildir. Böyle bir ZAN VE SAV, iLMEN İMKÂNSIZDIR.

3…FİZİK ve MATAMATİK AHENGİNİN değişmezliği, YÜCE ALLAH’IN BENZERSİZ TEKLİĞİNİN, ELİF NOKTASI, YÜCE ALLAH’IN SÜNETULLAHI’DIR.

4…YÜCE ALLAH’IN KUDRETİ her OLAYDA, olaydan önce ve OLAY SIRASINDA KESİKSİZ OLARAK VARDIR. ONUN DIŞINDA ETKİ DÜŞÜNÜLEMEZ.

5…O her OLAYIN hem YARATICISI, hem YÖNETİCİSİ, hem SEYİRCİSİDİR. Ne MAKRO kozmozda ne MİKRO kozmozda bir olayı İLAHİ KUDRETİN DIŞINDA BAĞIMSIZ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

6…Çokluk ÂLEMİNDEKİ birbirinden farklı görülen olaylar zinciri, İLAHİ KUDRETİN, TEKİN SIRRI İÇİNDE SEYREDER. Yani her olay diğer olayla birlikte, İLAHİ GAYEYE HİZMET VE TESBİH EDERLER.

7…Bütün hadiselerde amaç, bir olayın bağımsız seyretmesi değil, tam aksine İLAHİ GÜZELLİĞİN ORTAK ELİF NOKTASINI TEMSİL ETMESİDİR. Bu yüzden BİR OLAYI TEK BAŞINA İNCELEDİĞİNİZ TAKDİRDE onu YORUMLAYAMAZSINIZ, yorumlarsanız hataya düşmeniz kaçınılmaz olur.

8…Yalnız insanın BİLİNÇ ve DÜŞÜNCESİNDE doğan ALLAH KAVRAMI TEKLİKTEN GELEN BAĞIMSIZ BİR YANSIMADIR. İNSANIN YEGÂNE ÜSTÜNLÜĞÜ BU SIRRA RAHMAN’IN RAHMETİYLE SAHİP OLMASIDIR. İLAHİ KUDRETİ tüm varlıklarda vardır ve onların varlıklarında çokluk âleminin belli bir parçasına ait var olma duygusu mevcuddur. İnsan tüm evrenlerdeki olaylar zincirinin ötesinde YÜCE ALLAH’IN BENZERSİZ TEKLİĞİNİ İDRAK SIRRINA SAHİPTİR. Bu duygusunda içtenlikle YOĞUNLAŞIRSA TÜM ÂLEMLERE YANSIYABİLİR. Zaten İNSANIN İLİMDE YÜCELMESİ SIRF BU DUYGUNUN VE YÜCE ALLAH’A YÖNELEN AKLIN KUDRETİNDEN GELİR.

9…YÜCE ALLAH HER VARLIĞA ve OLAYA KUDRETİ ile o eşya ve olaydan daha YAKINDIR. ANCAK İNSANA, ÖZÜNDEKİ BİLİNÇTEN DE YAKINDIR. DÜŞÜNCEYİ ÖNCE YÜCE ALLAH YARATIR. İnsan o YARATILAN DÜŞÜNCEYİ DÜŞÜNÜR. Sonra KENDİM düşündüm SANIR. Hâlbuki İLAHİ MURAD, İNSANIN bu İNCELİĞİ SEZMESİNİ; YÜCE ALLAH’I KENDİ BİLİNCİNDE FARKETMESİNİ İSTEMEKTEDİR.

10…Gerek BİG BANG=YARATILIŞ olayının FİZİK ve MATEMATİĞİNDEN, gerekse olaylar zincirinin TEKLİK AHENGİNDEN kesin olarak anlıyoruz ki, hiç bir olay İLAHİ KUDRETİN PROGRAMLANMIŞ İRADESİ DIŞINA SIÇRAYAMAZ. Hatta bize bazen SIÇRAMIŞ gibi görünen OLAYLAR O KADER ÇİZİCİSİNİN bir başka PROGRAM ÇİZGİSİNDEKİ ZORUNLU GÖRÜNTÜSÜDÜR. YÜCE ALLAH’IN BENZERSİZ TEKLİĞİ İLMİN AYNASINDAN IŞIL IŞIL PARLAMAKTADIR.


Bundan böyle FİLOZOFLARIN CILIZ ALLAH TANIMLARI, BİLİNÇLİ GEÇİNENLERİN YÜCE ALLAH konusunda HASTA ZİHİN ZANLARI ÇÖPE ATILMAYA MAHKÛMDUR. HZ. KUR’AN’IN işaret ettiği YÜCE ALLAH ve delillerini araştıran İLİM ERLERİNİN çalışmaları neticesinde, LABARATUARLARDA İLİM SENTEZ ve ANALİZ yapılan her çalışma köşesinde ZERREDEN KÜRREYE (her şeyde) BU SIR APAÇIK SEYREDİLMEKTEDİR. O’nun SIRRI, tıpkı YÜCE KİTABI HZ. KUR’AN’DA İHLÂS (İçtenlik) Suresi’nde HATIRLATTIĞI GİBİ İLMİ KESİME YANSIMIŞTIR. Bakınız: İHLÂS (İçtenlik) SURESİ...

Konu TEBYİN tarafından (09-22-2008 Saat 10:26 ) de değiştirilmiştir..
EVVAB_İNSAN is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2008   #2
EVVAB_İNSAN
 
EVVAB_İNSAN - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 21
Teşekkürler: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
EVVAB_İNSAN is on a distinguished road
22/ İHLÂS (İçtenlik) SURESİ

RAHMAN RAHİM ALLAH ADINA...

Ayetlerin meali:

1- De ki: “O, BİR TEK OLAN ALLAH’TIR,
2- SAMED olan ALLAH’TIR,
3- DOĞURMAMIŞ ve DOĞDURULMAMIŞTIR.
4- Ve hiçbir şey O’NA; SADECE O’NA DENK OLMAMIŞTIR.”

Ayetlerin tahlili:

1. Ayet:

…De ki: “O (O RABB), BİR TEK olan ALLAH`TIR,

“ اللّه ALLAH” ismi, YÜCE RABBİMİZİN özel ismi olup, yalnız kendisi için kullanılır. Başka bir kelime bu ismin yerini tutamaz ve başka dillere de bu ismin dışında tercüme edilemez. Araştırmacıların ve nahivcilerin (Arapça dil bilimcilerinin) ekseri görüşüne göre “ALLAH” ismi, türememiş, köksüz bir isimdir. Yani, bazılarının iddia ettiği gibi, ne “Lâhe-yelihü-leh”den ne de “lâilâhe”den türemiş olmayıp, yine başka bazılarının iddia ettiği gibi, Süryanice olduğu ileri sürülen "Lâhe" isminden Arapça’laşmış bir isim de değildir. Tesniye (ikilisi) ve çoğulu olmadığı gibi, müennes (dişil) eki de almaz. Nitekim Arapça’da “ALLAH” isminin çoğulu olduğu veya bir başka şey için kullanıldığının hiç bir örneği yoktur.

EHAD:

Bu surede yer alan sözcüklerin hepsi, çok özel sözcüklerdir.

Ayette geçen, bizim “BİR TEK OLAN” anlamıyla çevirdiğimiz “EHAD” sözcüğü de üzerinde titizlikle durulması gereken bir sözcüktür. Buradaki “BİR TEK” anlamı, matematikteki “BİR” ve “TEK” sayılan ve üzerinde toplama çıkarma gibi işlem yapılan sayı anlamında değildir. Bu, mantıktaki “BİR TEK”TİR yani “EŞSİZLİK” demektir, “BİRLİĞİ EKLEME ve EKSİLTME İLE BOZULMAYAN” demektir.

2. Ayet:

…SAMED olan ALLAH`TIR,

“SAMED” sözcüğü, birçok anlam içeren bir sözcük olup, sözcüğün anlamını tek bir kelime ile açıklama imkânı yoktur. YÜCE RABBİMİZ bu sözcüğü özellikle seçmiştir. Bu sözcük şu anlamlara gelmektedir:

— Bütün ihtiyaçlar konusunda, kendisine yönelinen, başvurulan EFENDİ, BÜYÜK,
— İçinde boşluğu olmayan (içine hiçbir şey konamayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan),
— Bütün her şeyi bilen,
— HALİM,
— ŞAN ve ŞEREFİ ZİRVEDE olan,
— Her şeyi YARATAN,
— Arzu edilen işler hususunda kendisine yönelinen, yalvarılan, sıkıntılı anlarda kendisinden yardım istenilen,
— Dilediğini yapan, istediği hükmü veren, verdiği hüküm hususunda kendisine hesap soracak ve hükmünü reddedecek hiç kimse bulunmayan,
— Yegâne ŞEREFLİ zat,
— GANİ (zengin),
— Kullar üzerinde KAHİR, O’ndan yukarıda (üzerinde) hiç kimse bulunmayan, aşağısındakine saygı gösterme durumunda olmayan, bütün ihtiyaçlar kendisine arz edilen,
— Yemeyen, içmeyen, doyuran, doyurulmayan, yarattıkları yok olduktan sonra BAKİ kalan,
— EBEDİ ve EZELİ olan,
— Ölmeyen, kendisine vâris olunmayan,
— Uyumayan ve uyarılmayan,
— Hiç kimsenin niteliği ile nitelenmeyen,
— Ayıbı, eksiği, kusuru bulunmayan,
— Başına belâ gelemeyen,
— Niteliklerinde ve işlerinde en mükemmel olan,
— Daima galip gelen, asla mağlûp olmayan,
—Yaratıkların, keyfiyetine muttali olamayacağı (nasıl bir şey olduğunu bilemeyeceği),
— Gözlerin idrak edemeyeceği,
— Eksiklikleri ve fazlalıkları bulunmayan.

Bu ifadeleri matematikçilerin ifadesiyle özetlersek: Varlığı ile ilgili olarak hiçbir sayı sistemiyle (doğal sayı işlemlerinden sanal sayılara kadar) işlem yapılamayan MÜKEMMEL, KAMİL VARLIK. Bu kadar zengin anlamı olan bu sözcüğün, HZ. KUR`AN’DA YÜCE ALLAH için kullanılmadan önce tarihte başka bir İLAH için kullanılmamış olması, dikkate değer bir husustur. Bu durum, NASS suresinin tefsirinde, diğer dinlerdeki “İLAH” kavramı hakkında verdiğimiz açıklama ile örtüşmektedir. Çünkü diğer dinlerdeki ilâhların, o dinlere mensup olan insanların korkularının, ihtiyaçlarının bir ürünü olmaları ve “SAMED” sözcüğünün anlamı içine giren özellikleri taşımamaları, “SAMED” sözcüğünün YÜCE ALLAH’TAN önce hiçbir İLAHA verilememesini izah etmektedir.

3. Ayet:

…DOĞURMAMIŞ ve DOĞURULMAMIŞTIR.

Burada YÜCE ALLAH`IN yüce sıfatlarına aykırı yakıştırmalarda bulunan Yahudilere, Hıristiyanlara ve müşriklere cevap olarak; YÜCE ALLAH’IN doğurmadığı ve doğurulmadığı beyan edilmektedir. Bu ayetle; HZ. ÜZEYR’E Yahudiler tarafından, HZ. İSA’YA Hıristiyanlar tarafından “ALLAH’IN OĞLU” sıfatının verilmesine, müşriklerin ise “ALLAH’IN doğurduğu ve MELEKLERİN YÜCE ALLAH’IN kızları olduğu yolundaki sözlerine, kesin bir cevap verilmiş ve bu sapık inançlar reddedilmiştir.

Bu ayetteki reddedişe paralel olarak “O, ÇOCUK KABUL ETMEMİŞTİR” şeklindeki bir açıklama da ileride FURKAN suresi seminer çalışmamızda karşımıza çıkacaktır. Ayette geçen “DOĞURMA ve DOĞURULMA” sözcükleri, sadece eşeyli üremeyi değil, eşeysiz üremeyi de kapsamaktadır. Yani bu sözcüklerden; YÜCE ALLAH’IN bildiğimiz bir cisim, bir madde, bir organizma olmadığını ve bölünme veya parçalanma yoluyla kısımlara ayrılmadığını, kendisinin başka bir şeyden kopmuş bir parça olmadığını da anlamalıyız. Burada RABBİMİZİN “KADİM” liği söz konusu edilmiştir.

4. Ayet:

…Ve hiçbir şey O’NA; SADECE O’NA DENK OLMAMIŞTIR.

YÜCE ALLAH, EHAD, SAMET, DOĞURMAMIŞ ve DOĞRULMAMIŞ olunca, hiçbir varlık, kimlik, kişilik, O’na nitelik ve işlerinde denk olamaz. Nitekim HZ. KUR`AN’DA seksenden fazla ayette geçen “MİN DUNİLLAHİ” ifadesi de hep bu “DENK OLMAMAYI” vurgulamaktadır. Meal ve tefsirlerin (!) birçoğunda “YÜCE ALLAH`TAN BAŞKA” anlamıyla çevrilen bu ifadenin gerçek anlamı “YÜCE ALLAH`A denk olmayanlardan, YÜCE ALLAH`IN astlarından” demektir. Yani “kimlik, nitelik ve amel yönünden rütbece YÜCE ALLAH`TAN aşağı olanlar, O’na denk olmayanlar” demektir. Bu ifade HZ. KUR’AN’DA çoğunlukla, müşriklerin İLAH edindikleri kimseler ve nesneler için kullanılmıştır bakınız:

…Gerçekte, göklerin ve yerin EGEMENLİĞİNİN ALLAH’A ait olduğunu ve O’nun astlarından (O’na denk olmayanlardan) sizin için ne bir VELİ ne de bir yardımcınızın olmadığını bilmez misin? Bakara Suresi/107

…İnsanlardan, ALLAH’IN astlarından (O`na denk olmayanlardan) eş ve ortaklar tutup onları ALLAH’I SEVER GİBİ SEVENLERDE VARDIR. Bakara Suresi/165

Bu ayette dikkat edilmesi gereken bir husus da, “denk olmamanın sadece O’na mahsus olduğunu anlatmak için yapılan vurgudur (KASR). Bu vurgu, normal gramer kurallarına göre cümlenin sonunda olması gereken zarf tümlecinin (LEHÜ), öne alınması suretiyle yapılmıştır. Yani gramer kurallarına göre “velem yekün ehad ün küfüven lehü” şeklinde olması gereken ayet, zarf tümleci “lehünün öne alınması ile “velem yekün lehü küfüven ehad” şekline girmiş ve vurgulu olarak “SADECE O`NA” anlamı kazanmıştır.

Surenin genel değerlendirmesi ve TEVHİT İLKESİ:

İSLAM dininde “TEVHİT İNANCI”; YÜCE ALLAH`IN varlığını, birliğini (TEKLİĞİNİ), tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığını, eşi ve benzeri bulunmadığını bilmek ve buna inanmaktır. Bu BİLGİ ve İNANÇ, en özlü biçimde HZ. KUR`AN`DA “LA İLAHE İLLA ALLAH (ALLAH’TAN BAŞKA İLAH YOKTUR)” cümlesiyle ifade edilmiştir. Bu nedenle bu cümleye “kelime-i tevhit (TEVHİT KELİMESİ)” denir. “TEVHİT” sözcüğü HZ. KUR`AN’DA hiç geçmemesine rağmen, “TEVHİT İNANCI” çeşitli yönleriyle pek çok ayette dile getirilmiştir. Çünkü “TEVHİT İNANCI”, HAKK DİN’İ İSLAMIN TEMEL ÖĞESİDİR. Nitekim YÜCE ALLAH, gönderdiği bütün RASÜLLERİ, TEVHİT gerçeğinin ilke olarak yerleşmesini sağlamak ve sadece kendisine kul olunmasını öğütlemek ile görevlendirmiştir, Bakınız:

…Ve senden evvel hiçbir elçi göndermedik ki Biz ona “Hakikat şu ki, benden başka İLAH diye bir şey yoktur; o nedenle bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım. Enbiya Suresi/25

…Ant olsun ki biz, NUH`U kavmine (halkına) elçi olarak gönderdik de o: “Ey kavmim (halkım)! ALLAH`A kulluk ve ibadet edin. Sizin için O`ndan başka TANRI yok. Sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.” dedi. A`râf Suresi/59

…Semud`a da kardeşleri SALİH`İ (elçi olarak gönderdik). O, “Ey kavmim (halkım)! ALLAH`A kulluk edin. Sizin için O`ndan başka İLAH yok. Size RABBİNİZDEN bir beyyine (açık bir kanıt) gelmiştir. İşte şu, ALLAH’IN devesi. Sizin için bir mucize. Rahat bırakın onu, ALLAH`IN toprağında otlasın. Kötü bir niyetle dokunmayın ona. Yoksa can yakıcı bir azap yakalar sizi.” dedi. A`raf Suresi/73:

…RAHMAN, arş üzerine istiva etmiştir/ egemenlik kurmuştur. …Göklerde, yerde, onların arasında, toprağın altında her ne varsa yalnızca O`nundur. …Ve sen bu sözü açıkça duyuracaksın da, O, gizliyi de bilir, gizliden daha gizliyi de- …ALLAH, kendinden başka ilâh diye bir şey olmayandır. O`nundur Esma-ul Hüsna (en güzel isimler). …MUSA`NIN haberi sana ulaştı mı? …Bir zaman O, bir ateş görmüştü ve ailesine “Burada durun, ben bir ateş gördüm. Olur ki size ondan bir kor getiririm yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.” demişti. …Sonra ona geldiğinde “MUSA!” diye seslenildi. …"Benim Ben, senin RABBİN! Hadi, pabuçlarını çıkar; sen kutsal vadide, TUVA’DASIN ve Ben seni seçtim; o halde vahyedilecek olanı dinle! …Kesinlikle Ben, Ben, kendisinden başka İLAH diye bir şey olmayan ALLAH`IM. …O halde Bana kulluk (ibadet) et ve namazını, (SALÂT’INI) beni hatırlayıp anmak için yerine getir. Ta Ha Suresi/5–14

…Ve ALLAH, “Ey MERYEM OĞLU İSA! ALLAH’IN astlarından beni ve annemi de İKİ TANRI olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?” dediğinde İsa, “HÂŞÂ! Tesbih ederim seni. HAKKIM olmayan bir şeyi söylemek benim için olmaz. Eğer onu demiş olsaydım sen onu elbette bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen gaybleri (görünmeyenleri) çok iyi bilensin. …Onlara, senin bana emrettiğin: `Benim RABBİM ve sizin de RABBİNİZ olana kulluk edin.`den başka bir şey söylemedim. İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince yalnız sen onların üzerine gözetleyici oldun. Ve sen zaten her şey üzerinde bir ŞEHİD`SİN, bir tanıksın. …Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Ama onları bağışlarsan hiç kuşkusuz sen AZİZ (tüm gücün sahibi), HÂKİM (tüm hikmetlerin sahibi)’sin.” dedi (diyecek). Maide Suresi/116–118

…Ve kendisini beyinsizliğe itenden başka kim, İBRAHİM’İN MİLLETİNDEN YÜZ ÇEVİRİR? Hiç şüphesiz Biz onu dünyada seçip yüceltmiştik. Ve o, ahirette de kesinlikle salihlerdendi (barış ve iyilik sevenlerdendi). …RABBİ ona, “ TESLİM OL” dediğinde, O, “ÂLEMLERİN RABBİNE TESLİM OLDUM!” demişti. …Ve, İBRAHİM ve YAKUP oğullarına “Oğullarım! ALLAH sizin için bu dini seçmiştir. O halde ancak MÜSLÜMANLAR olarak can verin.” diye vasiyet etmişlerdi. …Yoksa siz, YAKUB`A ölümün gelip çatışına tanıklar mıydınız? Hani o zaman o, oğullarına “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?” demişti. Onlar, “TEK ve BİRİCİK İLAH” olan senin İLAHINA, ataların İBRAHİM`İN, İSMAİL`İN, İSHAK`IN İLAHINA kulluk edeceğiz; biz de yalnız O`na teslim olanlarız.” demişlerdi. Bakara Suresi/130–133

Ne var ki YÜCE ALLAH’IN ELÇİLERİ tarafından insanlara aktarılan TEVHİT İNANCI, zaman içinde hep tahrifata uğramış ve değişik inançlarla yozlaşmıştır. En son olarak HZ. KUR`AN, insanları bu yozlaşmalardan arındırmak için saf ve yegâne TEVHİDİ tekrar ortaya koymuştur:

…Gökleri ve yeri ortaya çıkarandır O. Size, kendilerinizden eşler, davarlardan da çiftler yapmıştır;. Bu tarz içinde üretiyor sizi. O`nun benzeri gibi bir şey yoktur. O, SEMİ` (gereğince işiten)’dir, BASİR (gereğince gören)’dir. Şûra Suresi/ 11

…RABBİNİZ ALLAH BUDUR! O`ndan başka İLAH diye bir şey yoktur. Her şeyin YARATICISIDIR. Öyleyse haydi O`na kulluk (ibadet) edin. Ve O her şeye VEKİL`DİR. En`âm Suresi/ 102

…Ki göklerin ve yerin mülk ve saltanatı (yönetimi) yalnız O`nundur. Ve O, çocuk edinmemiştir. Mülk ve saltanatında O`na hiçbir ortak olmamıştır. Ve O, her şeyi yaratmış ve her şeye bir ölçü koymuştur. Furkan Suresi/2

…Ey insanlar, ALLAH’IN, üzerinizdeki nimetini anın! Sizi gökten ve yerden rızıklandıran ALLAH’TAN başka yaratıcı mı var?. O`ndan başka İLAH diye bir şey yoktur. Hâl böyle iken nasıl oluyor da yüz geri çevriliyorsunuz? Fatır Suresi/3

…Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O`nu tesbih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu överek tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. O HALİM`DİR, GAFUR’DUR. İsra Suresi/44

İHLÂS suresi de, İSLAM’IN temel ilkesi olan TEVHİT İNANCINI özlü bir şekilde ve herkesin anlayabileceği sadelikte açıklamıştır. Bu suredeki anlatım o kadar özlü bir anlatımdır ki, başta “AYET-EL KÜRSİ” diye adlandırdığımız Bakara suresinin 255. ayeti ve HAŞIR haşır suresinin son üç ayeti olmak üzere, HZ. KUR`AN`DA yer alan TEVHİT İNANCINA yönelik pek çok ayet, bu suredeki anlatımın beyanı, yani detaylandırılması mahiyetindedir:

…ALLAH, kendinden başka ilâh diye bir şey olmayandır. HAYY’ dır (sürekli diridir); KAYYUM`dur (kudretin kaynağıdır). O`nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O`nundur. O`nun huzurunda, bizzat O`nun izni olmadıkça, kim ŞEFAAT edebilir! O, onların önlerindekileri ve arkalarındakileri bilir. (Onlar) O`nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Onların (göklerin ve yerin) korunması O`na zor gelmez. Ve O, ALLEYY`DİR (yüceliği sınırsızdır); AZİM’DİR (büyüklüğü sınırsızdır). Bakara Suresi/255

…Öyle ALLAH ki O, İLAH diye bir şey yok O`ndan başka. O, gaybı (görünmeyeni) da görüneni de bilendir. O, RAHMAN’DIR (Baba gibi merhametli). RAHİM’DİR (Anne gibi şefaatli). …Öyle ALLAH ki O, İLAH diye bir şey yok O`ndan başka. MELİK’TİR, KUDDÜS’TÜR, SELAM’DIR, MÜMİN’DİR, MÜHEYMİN’DİR, AZİZ`DİR, CEBBAR’DIR, MÜTEKEBBİR’DİR. ALLAH, onların ortak koştuklarından-arınıktır. …O, ALLAH’TIR. HALİK’TİR, BARİ’DİR, MUSAVVİR’DİR. O’nun içindir en güzel isimler. Göklerde ne var, yerde ne varsa O`nu tesbih eder. O, AZİZ’DİR, HÂKİM’DİR. Haşr Suresi/22–24

Bu ayetlerdeki TEVHİT İNANCI üzerinde İmam Mâtürîdî gibi felsefeciler ve tasavvufçular değişik yorumlar yapmışlardır. Ama biz, TEVHİT İNANCININ daha iyi anlaşılmasını sağlamak için, bu uzun görüşleri aktarmak yerine, ULU RABBİMİZİN “SIFAT-I ZATİYE” dediğimiz sıfatlarını hatırlatarak O`nu tanıtmanın daha doğru olacağına inanıyoruz:

VÜCÜT:

Bu sıfat, YÜCE ALLAH’IN var olduğunu ifade eder. YÜCE ALLAH’IN varlığı başka bir varlığa bağlı olmayıp, zatının icabıdır. Yani varlığı zatıyla kaimdir ve zatının vacib bir sıfatıdır. Bu sebeple YÜCE ALLAH’A VACİBÜ`L -VÜCUT denilmiştir. Bazı Kelâm âlimleri, Vücud sıfatına, “SIFAT-I NEFSİYYE” adını vermişlerdir. Vücud`un zıddı olan âdem (yok olma), YÜCE ALLAH hakkında söz konusu değildir. YÜCE ALLAH’IN yok olduğunu iddia etmek, kâinatı ve içindeki varlıkları inkâr etmeyi gerektirir. Çünkü her şeyi yaratan ve var eden O`dur.

KIDEM:

Kıdem, YÜCE ALLAH’IN varlığının başlangıcı olmaması demektir. YÜCE ALLAH KADİMDİR, EZELİDİR. Yani önce yok iken sonradan var olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, YÜCE ALLAH’IN var olmadığı bir an, bir zaman, tasavvur edilemez. Aslında zaman ve mekânı yaratan da O`dur. YÜCE ALLAH ZAMAN ve MEKÂN kayıtlarından MÜNEZZEH, EZELİ ve KADİM bir “ZAT-I ZÜLCELÂL’DIR. “KIDEM”İN ZIDDI OLAN “HÜDÜS” (sonradan olma, belli bir zamanda yaratılma), YÜCE ALLAH hakkında söz konusu edilemez.

BEKA:

Beka, YÜCE ALLAH’IN varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir. YÜCE ALLAH’IN varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem KADİM ve EZELİ, hem de BAKİ ve EBEDİDİR. Zaten kıdemi sabit olan bir varlığın, bekası da VACİP (zorunlu) olur. “BEKA”NUN zıddı “FENA”, yani, bir sonu olmaktır. Bu ise, YÜCE ALLAH hakkında düşünülemez.

MUHALEFETÜ LİL-HAVADİS:

YÜCE ALLAH’IN, sonradan vücut bulan varlıklara benzememesi demektir. YÜCE ALLAH ne zatında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez. Biz YÜCE ALLAH’I nasıl düşünürsek düşünelim, O, hatır ve hayalimize gelenlerin hepsinden başkadır. Çünkü hatıra gelenlerin hepsi HADİS, yani, sonradan yaratılmış, yok iken var edilmiş şeylerdir. Bizim aklımız da, bu sonradan oluşmuş üç boyutlu varlıkları anlayabilmekle sınırlıdır. YÜCE ALLAH ise, VÜCUDU VACİP, KADİM ve BAKİ, her şeyden müstağni, her türlü noksandan uzak, bütün KEMAL sıfatlara sahip olan İLAHİ ve MUKADDES bir varlıktır. Şüphe yok ki, böyle yüce bir varlık, önce yok iken sonra var olan, daha sonra da yine yok olan varlıklara benzemez. Nitekim YÜCE ALLAH kendi zatını HZ. KUR’AN’DA: “

… O`nun (YÜCE ALLAH’IN) benzeri yoktur. O, her şeyi işitici ve görücüdür” ifadeleriyle nitelemiştir (Şûra Suresi/11).

KIYAM Bİ NEFSİHİ:

YÜCE ALLAH’IN, başka bir varlığa ve hiçbir mekâna muhtaç olmadan zatı ile kaim olması demektir. Mevcudatın hepsi, sonradan vücuda gelmiştir. Bu sebeple de bir yaratana ve bir mekâna muhtaçtırlar. Buna mukabil her şeyin yaratıcısı olan YÜCE ALLAH’IN varlığı, zatının gereğidir ve varlığı hiçbir şeye muhtaç değildir. Şayet YÜCE ALLAH’DA var olabilmek için başka bir varlığa muhtaç olsa idi, O da mahlûk olur ve her şeyin “HALİK”I ve başlangıcı olmazdı. Hâlbuki O, her şeyin “HALİK”İ ve YARATICISIDIR. O`ndan başka her şey mahlûktur. Yaratıcı (HALİK) ise, mahlûkuna (yarattığına) asla muhtaç olmaz.

VAHDANİYET:

VAHDANİYET, YÜCE ALLAH’IN bir (TEK) olması demektir. VAHDANİYET, YÜCE ALLAH’IN KEMAL sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, YÜCE ALLAH’IN zatında, sıfatlarında, fiillerinde BİR (TEK) olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir. HZ. KUR’AN’DA şöyle buyrulur:

…Eğer o ikisinde (yerde ve gökte) ALLAH’IN dışında bir takım İLAHLAR olsaydı, hiç tartışmasız, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın sahibi olan ALLAH onların nitelendirdikleri şeylerden arınıktır” Enbiya Suresi/22

HAYAT:

YÜCE ALLAH’IN hayat sahibi olması, hayat sıfatıyla MUTTASIF (nitelenik) bulunması demektir. YÜCE ALLAH hakkında gerekli olan bu sıfat, mahlûkattaki gibi geçici ve maddî bir hayat olmayıp EZELİ ve EBEDİDİR. Bütün hayatların kaynağı olan hakikî hayattır. Hayat sıfatı, YÜCE ALLAH’IN İLİM, İRADE, KUDRET gibi KEMAL sıfatlarıyla yakından ilgilidir. Bu sıfatların sahibi bir varlığın, hayat sahibi olması zarurîdir. Çünkü ölü bir varlığın İLİM, İRADE ve KUDRET gibi KEMALATIN sahibi olacağı düşünülemez. Bunun içindir ki, hayat sıfatı; “YÜCE ALLAH’IN İLİM, İRADE ve KUDRET gibi sıfatlarla vasıflanmasını sağlayan ezelî bir sıfattır” diye tarif edilmiştir. Hayat sıfatının zıddı MEMAT, yani, ölü olmaktır. Bu ise YÜCE ALLAH hakkında düşünülemez.

İLİM:

YÜCE ALLAH’IN her şeyi bilmesi, İLMİ ile her şeyi kuşatması demektir. Bu âlemi en güzel şekilde, en mükemmel bir nizam üzere yaratan ve onu idare eden Yüce gücün, yarattığı varlığı en ince teferruatına kadar bilmesi gerekir. Zira HAKİKAT, FAYDAYI, LÜZÜM ve HİKMETİ bilinmeyen bir şey, nasıl yaratılabilir? O halde yaratıcının bir şeyi yaratabilmesi için, evvelâ İLİM sahibi olması, sonra o ilmin icaplarına göre yaratması şarttır. Bundan başka, iman ve salih amel sahiplerini ödüllendirmek, isyan eden ve kötü yolda olanları da cezalandırmak, ancak bu kimselerin yaptıklarını bütün ayrıntısı ile bilmekle mümkündür. İLMİN zıddı olan CEHİL, GAFLET ve unutkanlık, YÜCE ALLAH hakkında söz konusu bile edilemez.

İRADE:

YÜCE ALLAH’IN bir şey hakkında şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şeyi dilediği gibi tayin ve tespit etmesi demektir. YÜCE ALLAH KAMİL bir İRADE sahibidir. Bu kâinatı EZELİ OLAN İRADESİNE uygun olarak yaratmıştır. Bu kâinatta olmuş ve olacak her şey YÜCE ALLAH’IN dilemesi ile olmuş veya olacaktır. O`nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla olamaz. Bu hususta HZ. KUR’AN’DA şöyle buyrulur bakınız:

…ALLAH dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak `ol` der, o da oluverir” (Bakara; 117, Âl-i İmran; 47, Nahl; 40, Meryem; 35, Ya Sin; 82, Mümin; 68).

KUDRET:

KUDRET, YÜCE ALLAH’IN varlıklar üzerinde İRADE ve İLMİNE uygun olarak tesir ve tasarruf etmesi, her şeyi yapmaya ve yaratmaya gücü yetmesi demektir. YÜCE ALLAH’IN sonsuz bir kudret sahibi olduğuna ve her şeye kadir bulunduğuna, görmekte olduğumuz şu kâinat, ihtiva ettiği güzellik ve şaşmaz nizam en büyük delildir.

TEKVİN:

TEKVİN; icat ve yaratma demektir. Tekvin’i, madum (yok) olan bir şeyi yokluktan çıkarmak, vücuda getirmek diye izah etmişlerdir. TEKVİN, İLİM, İRADE ve KUDRET sıfatından ayrı bir sıfattır. ALLAH`IN yaratmak, rızık ve nimet vermek, azap vermek, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, TEKVİN sıfatına bağlıdır. Onun eser ve tecellisi sayılır. Bunlara “SIFAT-I Fİ’LİYYE (fiilî sıfatlar)” da denilir. KUDRET ve TEKVİN, birer KEMAL sıfatı olup zıtları olan ACZ, YÜCE ALLAH hakkında ileri sürülemez.

SEM’ ve BASAR:

YÜCE ALLAH’IN her şeyi işitip, her şeyi görmesi demektir. SEM’ ve BASAR sıfatları da YÜCE ALLAH’IN EZELİ ve EBEDİ KEMAL sıfatlarındandır. YÜCE ALLAH’IN işitip görmesine, UZAKLIK - YAKINLIK, GİZLİLİK - ACIKLIK, KARANLIK - AYDINLIK gibi mefhumlar bir engel teşkil edemezler. O, içimizdeki fısıltıları, kalpten ve gönülden yaptığımız duaları işitir ve HİKMETİNE UYGUN ŞEKİLDE KARŞILIK VERİR. YÜCE ALLAH’IN SEMİ’ ve BASİR, yani, her şeyi en İYİ İŞİTİCİ ve en İYİ GÖRÜCÜ olduğu, HZ. KUR’AN’DA defalarca zikredilmiştir. SEM’ ve BASAR sıfatları birer KEMAL SIFAT olduğundan, zıtları olan âmâlık (görmemek) ve sağırlık (işitmemek), YÜCE ALLAH hakkında söz konusu edilemeyecek olan noksan vasıflardandır.

KELAM:

YÜCE ALLAH’IN harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. YÜCE ALLAH’IN KELAM, yani, SÖYLEME, KONUŞMA SIFATI VARDIR. Bu sıfat EZELİ ve EBEDİDİR. Bu sebeple YÜCE ALLAH’A “MÜTEKELLİM” denilir. HZ. KUR’AN’A’DA “KELAMULLAH” tabir edilir. YÜCE ALLAH’IN ELÇİLERİNE bildirdiği VAHİYLER; onlara verdiği İLAHİ KİTAPLAR, hep O`nun KEMAL SIFATININ bir TECELLİSİDİR.

İSLAMİYET’İN ALLAH inancıyla, diğer dinlerdeki “İLAH” anlayışı arasında tartışmaya yer bırakmayacak nitelikte büyük farklar vardır. Batıl dinlerin mensubu olan insanlar, İLAHLARINI kendi ihtiyaçları doğrultusunda edinirler. Yani onların İLAH fikri, insanların korkularının, isteklerinin ihtiyaçlarının ürünüdür. Bu İLAHLAR insanların ihtiyaçlarına göre şekillenirler. Ayrıca bu İLAHLARIN hüküm koymak gibi özellikleri de yoktur. İnsanların ihtiyaçları karşılandığı zaman, bu İLAHLARIN fonksiyonları da zamanla tükenecektir.

İSLAM DİNİ anlayışına göre, kişi İLAHINI kendi ihtiyaçları doğrultusunda edinemez. Zira İSLAM, MUTLAK bir YARATICININ, hüküm koyucunun ve ibadet edilecek BİR TEK İLAHIN var olduğu, onun da hiç bir ortağı bulunmadığı esası üzerine kurulmuştur, oturtulmuştur. İSLAM DİNİ, insanları bu İLAHA (yani YÜCE ALLAH’A) İMAN ve İBADET ETMEYE ÇAĞIRIR. Diğer dinlerde İLAHLAR, insanlarla birlikte vardır. İnsan yok olduğunda bu İLAHLAR da yok olurlar. Oysa YÜCE ALLAH insanı YARATANDIR. İnsan yaratılmadan önce de vardır ve ZATI ile KAİMDİR. İnsan kendisinin ihtiyaçlarını gidermeye gücü yeten, sıkıntılara karşı ona yardım elini uzatan, onu koruyup gözeten, sıkıntı ve korkulu anlarında onu emniyete ulaştıran bir varlığa ibadet için yönelmektedir.

HZ. KUR`AN, yukarıda tanıtmaya çalıştığımız “YÜCE ALLAH’IN, VARLIĞINI, BİRLİĞİNİ (TEKLİĞİNİ), TÜM YETKİN NİTELİKLERİN KENDİNDE TOPLANDIĞINI, EŞİ VE BENZERİ BULUNMADIĞINI BİLMEK VE BUNA İNANMAK OLARAK” Tarif atiğimiz TEVHİT İNANCINI çeşitli yönleri ve boyutları ile ortaya koymuştur. Bütün bunlar şöyle özetlenebilir:

YÜCE ALLAH BİRDİR,>>> O`NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR.>>> O HİÇBİR ŞEYE MUHTAÇ DEĞİLDİR;>>> HER ŞEY O’NA MUHTAÇTIR.>>> O’NA BENZER BİR ŞEY YOKDUR.>>> O, BİR ORTAĞI OLMAKTAN ARINIKTIR. Eğer O`nun yanı sıra başka TANRILAR olmuş olsaydı, onlardan kimileri diğerleri üzerinde egemenlik kurmak isteyeceklerdi. O BİRDİR, ama Hıristiyanların sandığı gibi üç içinde bir değildir. O`na oğulları, kızları isnat edenler, HZ. İSA’NIN O`nun oğlu ya da kendisi olduğunu söyleyenler, YÜCE ALLAH’A İFTİRA ETMİŞ OLURLAR. O`nun ne oğulları, ne de kızları vardır. O, doğurmamıştır, doğdurulmamıştır. Ancak kâfirler, hiçbir şey yaratmayan ve kendisi yaratılmış olan şeyleri O`na ortak koşarlar. O’na ortak koşulan sözde TANRILAR ise ne kötülük, ne de iyilik yapmaya güç yetirebilir; ne ölümü, ne hayatı, ne de yeniden dirilmeyi kontrol edebilirler. Bu nedenle, YÜCE ALLAH’LA ilişkili olabilecek bir TANRI yoktur. İnsanların uydurduğu TANRILAR, zanna dayalı isimlerden ve onların nefislerinin hevasından başka bir şey değildir.

YÜCE ALLAH, mutlak güç sahibidir. Her şeyin dönüşü, O`nadır. O, yaratıcıdır, yaratma sürecini başlatan ve dilediği gibi yaratandır. Başlangıçta gökleri ve yeri yaratmış, onları duman ya da nebülöz halindeki cevher olarak bir araya getirmiş ve daha sonra birbirinden ayırmıştır. O`nun emri kesindir, kimse onu değiştiremez. Gökler ve yer, üzerindeki tüm varlıklarla birlikte yarattığı Güneş, Ay ve yıldızların tümü O`nun kanunlarıyla ve O`nun buyruğuyla hareket ederler. Gökte ve yerde bulunan her yaratık O`nun emirlerine boyun eğer. O, her şeyi yaratan, var eden ve onlara şekil verendir.

YÜCE ALLAH ÂLEMLERİN RABBİDİR, gizlilerin de RABBİDİR. O`nun gücü her şeye yeter; göklerin ve yerin tüm güçleri O`na aittir. O, KERİM OLAN ARŞ’IN, YÜCE ARŞ’IN RABBİDİR. Tüm yükselme derecelerinin sahibidir. Bir beşik gibi arzı uzatır, gökten, uygun ölçülerde su indirir. O, bütün varlıkları çiftler halinde yaratmıştır. Gök kubbeye düzen ve mükemmellik vermiştir. Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hâkimiyeti YÜCE ALLAH’INDIR. Doğu ve batı O`nundur. Ne yana dönerseniz dönün, O oradadır. Çünkü her şeyi kuşatmıştır. Kürsüsü gökleri ve yeri kaplar. Yarattıklarını koruyup gözetir ve bunda hiçbir güçlükle karşılaşmaz. O, AZİZDİR, HİKMET sahibidir.

YÜCE ALLAH yalnız yaratıcı değil, aynı zamanda RAHİMDİR, rızık verendir, koruyandır, yardımcıdır, hidayet verendir ve tüm yaratıkların darda kalmışlarına yardım ulaştırandır. YÜCE ALLAH dünyayı oyun ve eğlence olsun diye yaratmamıştır. Dünya, belirlenmiş bir süreye göre, bir amaçla ve bir plân doğrultusunda yaratılmıştır. O kanunlar koyar, REHBERLİK EDER, her şeyi bir ölçü ve takdire göre düzenler, yaratır, yol gösterir. O, her şeyi bilendir, her şeyi görendir.

YÜCE ALLAH, hüküm verenlerin en iyisidir. Hiç kimseye asla zulmetmez; hüküm gününde adalet tartıları kurulacak, en küçük bir amel bile hesaplanacaktır. O çabuk ceza verendir ve acı azapla cezalandırır. İnsanlara adil olmalarını buyurur ve adil olanları sever. Günahtan sakınıp sevap işleyenlere büyük ödüller verir. İnsanların iyi amellerini, en güzel şekilde ödüllendirmek için yazdırmıştır. YÜCE ALLAH, tüm iyilikleri kendisinde toplamıştır, tüm iyiliklerin kaynağıdır. Her türlü kötülükten de uzaktır.

YÜCE ALLAH, insanı hiçbir şey değilken var etmiş, bir tek nefisten tüm insanlığı yaratmıştır. İlk insanla eşini yaratıp ikisinden birçok erkek ve kadının üremesini sağlamıştır. İnsanın yeryüzünde YÜCE ALLAH’IN halifesi olmasını ve bir gün ölmesini kararlaştırdı, sonra da kıyamet günü dirileceğine hükmetti. İnsanı, yaratılmışların üstünü yaptı. Çünkü YÜCE ALLAH onu en güzel bir suretle yarattı. YÜCE ALLAH, en güzel bir suretle yarattığı insanın mükemmelleşmesinden başka bir şey istemez. YÜCE ALLAH İNSANLIĞI KUŞATMIŞTIR. O, İNSANIN DAİMA YANINDADIR, ONA ŞAHDAMARINDAN DAHA YAKINDIR.

YÜCE ALLAH’IN BİRLİĞİNDEN SÖZ ETMEK, O`nun zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olduğunu söylemektir. ZATININ BİR OLDUĞUNU SÖYLEMEK, O`nun kısmının, parçasının, bölümünün olmadığını söylemektir. ÇÜNKÜ BİRLEŞİK OLMAMASI YÜCE ALLAH’IN ZORUNLU NİTELİKLERİNDENDİR. SIFATLARININ BİR OLDUĞUNU SÖYLEMEK, eşinin, benzerinin olmadığını kabul etmektir. ÇÜNKÜ YARATILMIŞ VARLIKLARA BENZEMEMEK (YÜCE ALLAH’IN MUHALEFETÜN LİL HAVADİS’ SIFATI) da, O`nun temel nitelikleri arasındadır. FİİLLERİNDE BİR OLDUĞUNU SÖYLEMEK DE, ortağı bulunmadığını söylemektir. ÇÜNKÜ ORTAKLIK ACZİ GEREKTİRİR.

YÜCE ALLAH’A ibadet, belirli amellerle sınırlı değildir. YÜCE ALLAH’A ibadet etmek, insanın her adımında, her hareketinde, her sözünde O`nun koyduğu kurallara uyması, O`nun hükümlerini yerine getirmesi, O’nun ELÇİLERİNİN vasıtasıyla gösterdiği yoldan yürümesi demektir. Yalnızca O`ndan YARDIM dilemek, KORKMAK, O`na GÜVENMEK, DAYANMAK, TEVEKKÜL etmek, SIĞINMAK, O`NDAN BAŞKASINI VELİ EDİNMEMEK, sorunların çözümünü O`na HAVALE etmek, O`ndan başka KORUYUCU, KOLLAYICI kabul etmemek de TEVHİT İNANCININ GETİRDİĞİ TEK ALLAH’A İBADETİN BOYUTLARINI OLUŞTURUR. (Tebyin'ül KUR'AN / Hakkı YILMAZ.)
EVVAB_İNSAN is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2008   #3
tevhiteri
USTA
 
tevhiteri - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1.494
Teşekkürler: 541
450 Mesajına 610 kez Teşekkür Edildi.
tevhiteri is just really nicetevhiteri is just really nicetevhiteri is just really nicetevhiteri is just really nicetevhiteri is just really nice
İRADE:

YÜCE ALLAH’IN bir şey hakkında şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şeyi dilediği gibi tayin ve tespit etmesi demektir. YÜCE ALLAH KAMİL bir İRADE sahibidir. Bu kâinatı EZELİ OLAN İRADESİNE uygun olarak yaratmıştır. Bu kâinatta olmuş ve olacak her şey YÜCE ALLAH’IN dilemesi ile olmuş veya olacaktır. O`nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla olamaz. Bu hususta HZ. KUR’AN’DA şöyle buyrulur bakınız:

…ALLAH dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak `ol` der, o da oluverir” (Bakara; 117, Âl-i İmran; 47, Nahl; 40, Meryem; 35, Ya Sin; 82, Mümin; 68).



sa.bilgilendirdiğiniz için allah razı olsun..
habuki bize hep öğrettiler sizdede irade vardır ve o irade ile bazı şeyleri kendimiz yaparız diye biliyorduk..ve allahın yanında bendede irade var diyerek,benlik isnat ediyorduk..

a.e.o
__________________
tevhiteri is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-22-2008   #4
sadece_beyaz
ÇIRAK
 
sadece_beyaz - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 65
Teşekkürler: 0
0 Mesajına 0 kez Teşekkür Edildi.
sadece_beyaz is on a distinguished road
teşekkürler..

Konu TEBYİN tarafından (09-23-2008 Saat 10:44 ) de değiştirilmiştir..
sadece_beyaz is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 09-25-2008   #5
sadece_beyaz
ÇIRAK
 
sadece_beyaz - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 65
Teşekkürler: 0
0 Mesajına 0 kez Teşekkür Edildi.
sadece_beyaz is on a distinguished road
teşekur eden fılan yok bu tavrından vaz geçmelısın tebyın başaklarını yazılarını degıstırerek kendı zıhnıyetıne benzetemesınn
sadece_beyaz is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevap var Son Mesaj
Kur’ân’a Karşı Mes’ûliyetimiz lale Kuran-ı Kerim ve Tefsir 4 11-28-2011 08:33
DNA’nın şifresini çözdü, Allah’a iman etti Katre-i Matem İslam Dünyasından 2 05-27-2009 19:17
Hiç Bir Peygamber Bir ‘’iletişim Aleti’’degildir lotos68 Hadis/Sünnet 8 03-10-2008 11:14
Kanser Kokulu ’’ F ’’ Tipi Odalar ... Katre-i Matem Efkar Saati 2 05-11-2007 09:11
’’ Rüzgar Ve Güneş ...’’ Katre-i Matem Hikaye 2 12-04-2006 15:53


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:14 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır