İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Genel Dini Yazılar

Genel Dini Yazılar Bu bölümde İslam Dini ile ilgili genel yazılar yazabilirsiniz...

Etiketler:

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 02-04-2012   #1
Yağmur@Yürek
USTA
 
Yağmur@Yürek - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 4.461
Teşekkürler: 2.146
2.131 Mesajına 5.082 kez Teşekkür Edildi.
Yağmur@Yürek is on a distinguished road
"Mevlid/Bidat'mıdır?"

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi ile"


Kandil geceleri diye bilinen geceler mevlid Regaib, Mirac, Beraat ve Kadir Gecesidir.

Bu gecelere Kandil denmesinin sebebi Osmanlı padişahı 2. Selim (1566-1574) zamanında başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır.

Hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Fatimiler döneminde mevlid 400 yıl sonra da Kudüs'te Mirac, Regaib ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti.

Kadir gecesi haricinde ne Kur’an-ı Kerim’de ne hadis-i şeriflerde sahih bir bilgi vardır.

Din adına yapılan her şeyi, kendi tabii sınırları içinde ele almak, ne artırarak ne eksilterek, Kur’an ve onun tebliğcisi Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından nasıl tebliğ edilip öğretilmişse, o kadarıyla almak gereklidir. Sahabe bu dini nasıl anlamış , neler yapmış bizler nasıl anlıyor neler yapıyoruz mukayese etmeliyiz .

Gazali’nin “Bu gece her rekatta Fatiha’dan sonra 11 İhlas okunmak suretiyle kılınacak yüz rekat veya her rekatinde Fatiha’dan sonra 100 İhlas okunan 10 rekat namazın çok sevap olduğuna dair naklettiği rivayet” ( İhya, I, 555 vd.) Zeynuddin el Iraki ve İmam Nevevi gibi alimler tarafından uydurma olarak nitelendirilmiştir.

Mevzu hadisler konusunda çalışması olan Aliyyu’l-Kari de, bu rivayetin uydurma olduğunu belirttikten sonra, Berat Gecesi namazının miladi 1010 (H. 400) yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını söylemektedir.

Araştırmalar, kandil gecelerinin sonraki dönemlerde ihdas edildiğini ortaya koyuyor. Miladi 9. (Hicri 3) yüzyılda yaşayan Fakihi, Mekke’de halkın Berat Gecesi’ni Mescid-i Haram’da namaz kılmak, Ka’be’yi tavaf etmek ve Kur’an okumak suretiyle ihya ettiğini söyler.

11. yüzyıldan itibaren Şam’da Emeviler Camii’nde Berat Gecesi’nde kandiller yakılmış, bid’at nitelendirilmesine rağmen bu adet devam ettirilmiştir. İbn Kesir, “Halka Berat Gecesi’nde ilk tatlı dağıtan kişi Selçuklu veziri Fahrulmülk’tür.” der.

Dinde sonradan ortaya çıkan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi durumlar hakkında Allah Resulu (sav) şöyle buyurmuştur:

“İşlerin en kötüsü sonradan (din adına) ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.”
[ Müslim, Cuma, 43]

(Din adına)“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir”

[ Nesâi, Îdeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7]

“Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.”

[ Müslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet, 6]

İnsanları bidat konusunda en çok yanılgıya düşüren 1. yanılgı: din adına yaparken “kuran okuyor , namaz kılıyor , dua ediyorum , kötü bir şey yapmıyorum” yanılgısıdır. "Yaparsam ne olur , ne kaybederim " savunmasıyla cahil cesur olur tavrıyla hareket edilmesidir. Halbuki bidat zaten kötü niyetle dinden uzaklaşmak , göze çirkin gelen amellerle yapılmaz.

2.yanılgı ise: Bidat-ı hasene (güzel bidat) yanılgısıdır. Delil aldıkları ise ;

Hz. Ömer, Ubey b. Ka'b'in, (r.a.) sekiz rekât olan teravih namazını yirmi rekat olarak kıldığını ve Rasulullah (s.a.s.) döneminde münferiden kılınan bu namazın cemaat halinde kılındığını gördüğünde: "Bu ne güzel bidât" demiştir rivayetidir.

( Muhammed Revvâs Kal'acî, Mevsüatu Fıkhı Umar b. e!Hattâb, Kuveyt 1984, s. 125)

Alimlerin çoğunluğuna göre "bid'at-i hasene" kapsamına soktukları şeyler haddi zatında bid'at değildir. Bazı ibadetleri fazladan yapmak tabiki bidat değildir. Örneğin kişi fazladan namaz kılabilir,oruç tutabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus bu ibadetleri yaparken,bunun herkes tarafından yapılması gerektiği fikridir.

Çünkü bazı ibadetlerin fazladan yapılması yada toplumlara mal edilmesinin kuran ve sünnette dayanağı olması gerekmektedir..


Rasulullah (svs), şu hadislerinde bid'atin tarifini yapmışlardır. Din adına "Sonradan ortaya çıkan herşey bid'attir; her bid'at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler.

"(Müslim, Cumua, 43; Ebû Davud, Sünnet 5; Nesâî, lydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7)

Üstelik Rasulullah şöyle buyurmuştur : “Sünnetime ve benden sonra raşid halifelerin sünnetine sımsıkı sarılın”
( Tirmizî, İlim, 16; Ebu Dâvud, Sünne, 5; İbn Mâce, Mukaddime)

Abdullah b. Abbâs (r.a.)'dan rivayet edilen bir hadiste şöyle buyrulur:

"Allah, bid'at sahibinin amelini, bid'atından vazgeçinceye kadar kabul etmez."

(İbn Mâce, Mukaddime, /50)

Amellerinin kabul edilmeyeceğini bilen bir müslüman korkar ve neyin bid'at olup, neyin olmadığını araştırır.

Mesela Rasulullah (sav) i anmak için dini törenler yapmak ve mevlid okutmak kimin emridir? Ölüleri hayırla anmak ve onlara dua etmek sünnette vardır. Fakat ölüler için mevlid okutup, 40., 52. geceleri tertip etmek İslam'ın hangi hükmüne dayanır?

Bu ikaz karşısında insanların dikkatli davranacakları ve bid'atın ne olduğunu araştıracakları muhakkaktır.

Mevlid, halk arasında büyük bir ibadet olarak kabul edilmekte, ölülerin ruhu için mevlidler okutularak, onların günahlarının bağışlanacağı zannedilmektedir.

Halkın cehaletinden ve yanlış itikadlarından istifade eden mevlid okuyucu hanendeler, bir piyasa oluşturarak, bunu ticari bir çıkar aracı yapmışlardır. Bu tip bir kabul ve davranışın İslami olmadığı hususu ile ilgili herhangi bir ihtilaf sözkonusu değildir.


Böyle bir olaya sebeb olan herkes dinen sorumludur. Merasimlerde mevlidokunmasının vazgeçilmez bir adet haline getirilişinin sakıncalarından biri de, netice olarak insan kelamı bir şiir olan bu metinlerin, okunması ve dinlenilmesi ibadet olan Kur'an ile eşdeğerde görülmeğe ve değerlendirilmeğe başlanılması tehlikesidir.


Birde hıristiyan dünyasına imrenilmesinin açık bir göstergesidir. Mevlid olarak yazılan kasidelerin içerikilğinin şirk ve küfür unsurlarının bulunmasıda işin başka rengini ortaya koymaktadır..
“Sen olmasaydın ben bu alemi yaratmazdım” diye başlayan beyitlerin Kuran dini ile hiçbir ilişikisi bulunmamaktadır.

Bu gecenin ne fazileti ve ne de kutlanması hakkında hiç bir rivayet sabit olmamıştır. Dolayısıyla Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellem doğum gecesini ne kendisi ne ashabı ve ne de selefi salihin kutlamış olduklarına dair hiçbir belge yoktur....


Bunun üzerine İlim ehli bu geceyi o maksatla ihya etmeyi ve de mevlid okumayı dinde ihdas edilmiş bir bid'at saymışlardır. Her bidatte sapıklıktan başka birşey değildir...


Son söz:

Mevlid okuyan para alır
Mevlide giden şeker alır
Mevlid okutan HAVA ALIR
__________________
Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol

Yağmur@Yürek is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Yağmur@Yürek For This Useful Post:
AtiLLA (02-05-2012), bilge_66  (02-05-2012), Gül-i Hamra (02-05-2012)
Eski 02-04-2012   #2
Yağmur@Yürek
USTA
 
Yağmur@Yürek - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 4.461
Teşekkürler: 2.146
2.131 Mesajına 5.082 kez Teşekkür Edildi.
Yağmur@Yürek is on a distinguished road
Soru: rabbim ecrini versin inş soruma tam olarak cevap verdin ama bi sorun kaldı kafam da şimdiki imam ve bildiğimiz günümüzde ki kendine alimlik sıfatını verenler dinde olmadığı halde sahabelerden de sonradan çıkan mevlüt regaib kandilini kutlamak falan filan gecelerde oruç tumayı bid'atı hasane görüyorlar acaba bunların dinde ki yeri nedir?

Cevap: 1- Mevlit Kandili :

İsminden de anlaşıldığı üzere Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem’in doğduğu gecedir. Rabi’u’l-Evvel ayının on ikinci gecesine rastlamaktadır. Bu gecenin ne fazileti ve ne de kutlanması hakkında hiç bir rivayet sabit olmamıştır. Dolayısıyla Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellem doğum gecesini ne kendisi ne ashabı ve ne de selefi salihin kutlamış değildir. Bunun üzerine ilim ehli bu geceyi o maksatla ihya etmeyi ve de mevlit okumayı dinde ihdas edilmiş bir bid’at saymışlardır. Nitekim okunan mevlidinde bu babtan sayıldığı ilim ehlince malumdur.

Hırıstiyanlar Mesih’in ve aile efradların doğum günlerini bayram olarak kutlarlar. Hz. Muhammed (s.a.v) veya bazı şahışların doğum günlerinin kutlanması hırıstiyanlardan esinlenme bir bid’at’tır. İslamda ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için matem törenleri tertipleme yoktur.

İnsanlar mevlidin sonunda Rasulullah’ın huzura geldiği inancıyla ayağa kalkarlar ki, bu da uydurulmuş yalandan başka bir şey değildir.

Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Onların (ölenlerin) gerisinde dirilecekleri güne kadar bir berzah (berzah dünya ile ahiret arasındaki engeldir) vardır.” (Mü’minun: 100)

Enes İbn Malik (rahimehullah) diyor ki:

“Ashabın yanında Rasulullah’tan daha sevgili kimse yoktu, buna rağmen ashabı onu gördükleri zaman hoşlanmayacağını bildikleri için Rasulullah’a kıyam etmezlerdi.” (Ahmed, Tirmizi sahihtir)

2- Regaip Kandili:

Bu geceyi ihya etmek maksadıyla Recep ayının ilk cuma gecesi yani aKSamla yatsı arası kılınan on iki rek’atlık namazın ve bu gecenin fazileti hakkında dayanılan rivayet şudur:

Enes İbn Malik (radıyAllahuanhu) Allah Rasulu (s.a.s)’in şöyle dediğini rivayet eder:

(Recep ayında orucun faziletini zikrettikten sonra, devamla) “O ayda bulunan ilk cuma gecesinden gafil olmayın. Çünkü o, meleklerin regaip diye isimlendirdikleri bir gecedir. Kim recep ayının ilk perşembe gününü oruç tutar ve o günün, aKSamla yatsı arası on iki rekat namaz kılarsa, (namazın keyfiyetini açıkladıktan sonra) Allahu Teala o kimsenin günahlarını bağışlar”

İmam İbnu’l-Cevzi bu hadis hakkında şunları söyler:

“Bu hadis Allah Rasulu (s.a.s) üzerine uydurmadır. Ali İbn Abdillah İbn Cahdami bu rivayetiyle ilim ehli tarafından itham olunup yalancı sayılmıştır. Şeyhimiz hafız Abdulvahab’ı şöyle derken işittim: Bu hadisin ravileri mechuldur. Ravilerle ilgili bütün kitaplarda onları aradım ve bulamadım.”

İbnu’l-Cevzi sözüne şöyle devam eder:

“Bu hadisi uyduran kimse bid’atında çok aşırı gitmiştir. Çünkü bu namazı kılan kimse önce gündüz oruç tutacaktır. Belkide o günün gündüzü çok sıcaktır, oruçlu oluncada aKSam namazına kadar haliyle yemek yeme imkanı bulamıyacaktır aKSam namazından sonra, bu namaz için uzun tesbihat sebebiyle kıyamda ve secdede duracak neticede gayet eziyet çekmiş olacaktır. Ben doğrusu, ramazan ve teravih namazlarına nazaran insanların bunda, nasıl izdihamlaştıklarını kıskandım. Bilakis bu namaz halk indinde diğerinden daha büyük ve değerlidir. Çünkü bu namazda diğer beş vakit namaza gelmeyenler hazır bulunuyor”

Hafız Ebu’l-Hitab ise şunu söyler:

“Regaib namazını uydurmakla ittiham edilen kimse Ali İbn Abdillah İbn Cahdami’dir. Mechul olan raviler üzerine uydurmuştur. Ki bunlar, kitabların tümünde mevcut değildir”

Hafız el-İrakı şöyle der:

“Rezzin, kitabında bunu irad etmiştir. O uydurma bir hadistir”

İmam Tartuşi şu sözünü ekler:

“Receb ayındaki regaip namazı ise, Beyti’l-Makdis’de bizim bulunduğumuz yerde ancak h. 480 senesinde ihdas (uydurulmuş) edilmiştir. Bundan önce bu namazı ne gördük ve ne de duyduk”

Görüldüğü gibi bu gecede mevlit okuma işi bu namaza nisbeten yeni sayılıp daha sonra uydurulmuştur.


3- Mi’rac Kandili :

Recep ayının yirmi yedinci gecesidir. Recep ayının yirmi yedinci gecesini kutlamak ve bazı insanların bu geceye has bazı zikir ve ibadette bulunmaları bid’attır. Recep, Şa’ban ve Ramazan aylarında okunan -gayrı sabit- dualar bid’at ve uydurmadır. Şayet bunlarda bir hayır olmuş olsaydı bizden öncekiler bunda bizleri geçerlerdi. İsra, Mi’rac veya mezkur ayın ihyasına dair hiç bir delil kaim olmamıştır

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye’de Recep ayının yirmi yedinci gecesi ile ilgili olan namaz hakkında şöyle der:

“Muteber alimlerin belirttiği gibi; İslam alimlerin ittifakıyla bu, (namaz) meşru değildir. Bu ancak cahil ve bid’atçı kimseden sudur eder. Bu gecedede mevlit okumak adet halini almıştır. Böylelikle bir bid’ata diğer bir bid’at eklenmiş olunmaktadır.”


4- Beraat Kandili:

Beraat Kandili ise Şaban ayının ortasında olan geceye denilmektedir. Bu gecenin faziletiyle ilgili bazı rivayetler gelmiştir. Örnek olarak bir kaçını zikredelim.

Hz. Ali (radiyAllahu anh)’dan Allah Rasulu (s.a.v) şunu demiştir:

“Şaban ayının ortasında olan gece olunca, gecesini ihya eden gündüzünü de oruçlu geçirsin.”

Diğer bir rivayet ise şöyledir:

Ebu Musa el-Eş’ari (radiyAllahu anh)’dan Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir:

“Şaban’ın ortasında bulunan gecede Allahu Teala mahlukatına nazar eder. Müşrik ile cimri müstesna olmak üzere bütün mahlukatını affeder.”

Yine başka bir rivayette de şöyledir:

Hz Aişe (radiyAllahu anha)’dan Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir:

“Bu gecede Adem oğlundan her doğacak ve ölecek olan yazılır. Ve yine bu gecede onların amelleri yükselir ve rızıkları iner.”

Ancak bu rivayetler veya zikrettiğimiz rivayetlerden hiç birisi sahih değildir. İlk rivayet Hz. Ali’nin rivayetidir.

İmam Busiri şöyle der:

“Bu rivayetin senedinde İbnu Ebi Sebure vardır. Asıl ismi, Ebu Bekr İbn Abdillah İbn Muhammed İbn Ebi Seburedir. İmam Ahmed İbn Hanbel ve Yahya İbn Ma’in; bu adamın hadis uyduran bir kimse olduğunu söylediler”

İkinci rivayete gelince, Ebu Musa el-Eş’ari’nindir. İmam Busiri derki:

“Ebu Musa’ya ait hadisin senedi zayıftır. Bu da Abdullah bin Lehi’a’nın zayıf oluşundandır. Birde Velid bin Muslim’in tedlis yapması söz konusudur.

Diğer rivayette Hz. Aişe’nindir. Hz. Aişe’nin Ebu Musa’nın rivayetine benzeyen başka bir hadisi daha vardır. İmam Beyhaki, iki rivayeti de Da’vat’ul-Kebir kitabında tahric ettikten sonra” şöyle der: “Bu hadisin isnadında ve öncekinde de mechul olan kimseler vardır. Diğeri birine inzimam edilince biraz kuvvet kazanır.”

Bid’at ile ilgili eserinde bu rivayetleri serdeden Ebu Şame akabinde şunu söyler:

“Bu rivayetlerde hususi bir namazın beyanı yoktur. Ancak bu gecenin faziletini belirtmektedir. Geceyi ihya etmek ise bütün senenin gecelerinde olduğu gibi müstehabtır. Mahzur ve münker olan şey; bazı geceleri hususi bir keyfiyette hususi bir namazla tahsis etmek, cuma, bayram ve teravih gibi ve bunuda İslamın şiarından olan mezkur ibadetler gibi izhar etmektir.”

Beraat kandilinde kılınan namaz:

Allame Ali İbn İbrahim bu namaz hakkında şöyle der:

“Şaban ayının ortasında geceleyin kılmak üzere ihdas edilen (uydurulan) onar defa ihlas suresi okumak suretiyle cemaatle kılınan cuma ve bayramlardan daha fazla önem verilen yüz rek’atlık elfiye namazına gelince; hakkında ancak ya zayıf ya da uydurma haber ve eser gelmiştir. Kuut’ul-Kulub ve İhyau Ulumu’d-Din sahiblerinin zikretmesine veya Sa’lebi tefsirin kadir gecesi olduğunu söylemesine aldanma.”

Hafız İrakı Şöyle der: “Beraat namazı hakkındaki hadis batıldır.”

İbnu’l-Cevzi’de: “Şüphesiz bu hadis uydurma” demektedir

Şeyhu’l-İslam İbnu Teymiyye de buna benzer söz söylemiştir.

Bu namazın çıkış tarihini İmam Tartuşi şöyle anlatır:

“Bana Ebu Muhammed el-Makdisi haber vererek dedi ki: Bu, bizde ilk olarak 448 h. senesinin evvelinde ihdas edilmiştir. Nablus şehrinden İbnu Ebi’l-Hamra adıyla tanınan birisi Beyti’l-Makdise geldi. Güzel tilaveti vardı, kalktı ve Mescidi Aksada Şaban ayının ortasında (15’inde) bulunan gecede namaz kıldı arkadan ona birisi uydu ondan sonra bir başkası daha sonra bir diğeri eklendi, neticede namazı bitirinceye kadar kalabalık bir cemaat oldu. Gelecek sene yine geldi ve arkasında bir çok insan bu namazı kıldı. Mescidde bu yayıldı. Böylelikle Mescidi Aksa’da ve insanların evlerinde bu namaz intişar etti. Daha sonra bir sünnetmiş gibi günümüze kadar bu namaz devam edegeldi. Nitekim aynı şekilde bu gecenin ihyası için camilerde mevlit okunmaktadır. Bunun sebebi ise şeytanın bu cahillere amellerini süslü ve meşru göstermesidir.”


Müslüman olan her kişinin görevi, Kur’an ve sahih nebevi sünnete tabi olmak, Peygamber (s.a.v)’in ve ashabının izlediği yolu izlemektir. Asıl fırka-i naciye onların izlediği ve onların izinden gidenlerin gittiği yoldur.

Bid’at ve günümüzde oldukça yaygın olan bid’at türleri hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler İbn-i Teymiyye’nin, “Sırat-ı Mustakim” adlı eserinin inceleyebilirler. Bu eserde günümüzde yaygın olan bid’atler, Kur’an ve sünnet ışığında şüpheye mahal bırakmayacak bir şekilde incelenmiştir.

Rasulullah (s.a.v) Veda hutbesinde şöyle buyuruyor:

“Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız. Bunlar da Allah’ın kitabı (Kur’an) ve benim sünnetimdir.” (Buhari-Müslim)
alıntı
__________________
Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol

Yağmur@Yürek is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Yağmur@Yürek For This Useful Post:
AtiLLA (02-05-2012), bilge_66  (02-05-2012), mystery (02-05-2012)
Eski 02-05-2012   #3
bilge_66
Administrator
 
bilge_66 - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 8.248
Teşekkürler: 11.678
3.534 Mesajına 5.566 kez Teşekkür Edildi.
bilge_66 is on a distinguished road
ibadette de fazla mal göz çıkarmaz diyorum ama şu beş vakik farzı bir yoluna koysak ondan sonra nafilelerle dolsak taşsak , bir yandan cumadan cumaya kılanlara ramazandan ramazana müslüman olduğunu hatırlatanlara hayıflanıyorum bir yandan namazı en karma karışık matematik formullerine çevirenlere hayıflanıyorum ... velevki bidat (bidatı hasene desek daha doğru olacak) kardeşim kandiller müslümanları şöyle bir silkeliyor paylaşım içi Allah razı olsun kardeşim
__________________
“Allah’ım kalbimi sevginde sabit kıl, üzerime sabır yağdır ve beni günahımdan arındır”
Âmin.

Karanlığı Yarıp , Aydınlığa Kavuşturan RABB'E Şükürler Olsun...


Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa

Eğlenecek yer bulaman

Gönlümdeki köşk olmasa



bilge_66 is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to bilge_66 For This Useful Post:
AtiLLA (02-05-2012), lale  (02-05-2012), mystery (02-05-2012)
Eski 02-05-2012   #4
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.248
8.855 Mesajına 17.850 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, Medine'de Yahudilerin on Muharrem'de oruç tuttuklarını görünce sebebini sormuş, onlar da Firavun'un boğulduğu ve Hz. Musa'nın kurtulduğu gün olduğunu söyleyince, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz kendisinin bunu yapmaya daha layık olduğunu belirterek oruç tutmuş ve ashabına da oruç tutmalarını emretmiştir. Bu da belli bir günde bir nimete nail olma veya beladan kurtulma sebebiyle her zaman o günü anma ve şükür nişanesi olarak salih amellerde bulunmanın iyi bir davranış olduğunu gösterir.

Sonuç olarak; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimize sevgi ve bağlılığın bir göstergesi olması yanında çeşitli ibadet ve hayırlara vesile olması bakımından da mevlit kutlamalarının dinî yönden meşru bir davranış olduğu söylenmelidir. Bununla birlikte kutlamalar sırasında gayrimeşru tutum ve davranışların tasvip edilemeyeceği, bu tür uygulamalara sebep olan kutlamalardan uzak durulması gerektiği de açıktır.

Bid'at, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz zamanında olmayan "dinî" mahiyetli bir hususun sonradan dine sokuşturulması, dinden sayılması olarak tarif edilir. Mevlid okuma ve okutmanın bid'at olarak nitelendirilebilmesi için ona, "Ölünün kırkıncı gününde veya sene-i devriyesinde mevlid okutmak gereklidir" demek gibi dinî bir gereklilik veya ibadet şeklinde bir muhteva yüklenmesi gerekir. Mevlid okumanın gerekli, vâcip veya mendup olduğu iddia edilmediğine, en fazla bunun hoş ve güzel bir gelenek olduğu bilinip kabul edildiğine göre bunun bid'at olarak değerlendirilip, insanların kafasına kuşku sokmak son derece yanlıştır.

"Mevlid okunacağına hatim okunsa, Kur'an-ı Kerim'den bir bölüm okunsa daha sevap ve daha faziletli olmaz mı?" şeklindeki bir itiraz da yersizdir. Kur'an-ı Kerim okumak, namaz kılmak daha sevap ve faziletli bir davranıştır, ama burada mesele sadece sevap meselesi değildir. Mevlid, toplumsal bir coşkunun, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin sevgisinin ve ona bağlılığın üst düzeyde edebî ve estetik olarak hissedilmesi, yaşanması ve dışa vurulması demektir. Kur'an-ı Kerim okumakla mevlid okumayı birbiriyle mukayese etmek veya birini diğerine alternatif göstermek yerine ikisini ayrı ayrı ve her birini kendi yeri ve amacı doğrultusunda değerlendirmek ve yaşatmak daha doğru olur.

Burada hatırlanması ve hatırlatılması gereken önemli bir husus vardır; o da, mevlid gibi dinî eğitim ve coşkuyu içeren sosyal ve geleneksel törelerin aslî ibadetlerin yerine geçmediği, bu tür sosyal ödevlerin kişileri, üzerlerine bizzat gerekli olan namaz, oruç, Kur'an okuma, infak ve yardım gibi dinî yükümlülüklerden muaf tutmadığı hususudur. Ancak günümüzde, özellikle de toplumumuzun dinî konularda sağlıklı ve doğru şekilde bilgilendirilmemiş kesimlerinde mevlid, türbe ziyareti, Kur'an-ı Kerim okutma, mübarek gün ve gecelerde dinî törenlere katılma gibi daha çok şekille ilgili dindarlığın hayli rağbet gördüğü ve bunun giderek dinî vecîbelerin yerini aldığı da üzülerek müşahede edilen bir gerçektir. Hâlbuki bütün bunlar, özde yakalanan ve yaşatılan dindarlığı ve gerçek dinî vecîbeleri güzelleştiren ve kolaylaştıran tâli ve şeklî katkılar olarak tanınmalı ve bilinmelidir.

Ancak bu gibi kutlamalarda, İslâm'ın ruhuna ve Şeriat-ı Ahmediyyeye aykırı haller ve şeyler olmamalıdır. Meselâ:

1- Kadın erkek karışık olarak Mevlid kutlaması yapılmamalıdır.
2- Kur'ân-ı Kerim kıraati ve Mevlid kasideleri birtakım cerrarlar tarafından tarifeye bağlı şekilde ücretle okunmamalıdır.


Mehmet Talu
Milli Gazete
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to lale For This Useful Post:
bilge_66  (02-05-2012), demet (02-05-2012)
Eski 02-05-2012   #5
bilge_66
Administrator
 
bilge_66 - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 8.248
Teşekkürler: 11.678
3.534 Mesajına 5.566 kez Teşekkür Edildi.
bilge_66 is on a distinguished road
mehmet talu hocam güzel anlatmış konuyu gayet açık ve net

mübarek gün ve gecelerde dinî törenlere katılma gibi daha çok şekille ilgili dindarlığın hayli rağbet gördüğü ve bunun giderek dinî vecîbelerin yerini aldığı da üzülerek müşahede edilen bir gerçektir. Hâlbuki bütün bunlar, özde yakalanan ve yaşatılan dindarlığı ve gerçek dinî vecîbeleri güzelleştiren ve kolaylaştıran tâli ve şeklî katkılar olarak tanınmalı ve bilinmelidir.

Ancak bu gibi kutlamalarda, İslâm'ın ruhuna ve Şeriat-ı Ahmediyyeye aykırı haller ve şeyler olmamalıdır. Meselâ:

1- Kadın erkek karışık olarak Mevlid kutlaması yapılmamalıdır.
__________________
“Allah’ım kalbimi sevginde sabit kıl, üzerime sabır yağdır ve beni günahımdan arındır”
Âmin.

Karanlığı Yarıp , Aydınlığa Kavuşturan RABB'E Şükürler Olsun...


Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa

Eğlenecek yer bulaman

Gönlümdeki köşk olmasa



bilge_66 is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin bilge_66'a Teşekkür Edenler
lale  (02-05-2012)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:33 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır