İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Risale-i Nur

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 05-15-2011   #1
uhuvvetnur
USTA
 
uhuvvetnur - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 875
Teşekkürler: 616
645 Mesajına 1.555 kez Teşekkür Edildi.
uhuvvetnur is on a distinguished road
Lizh4 Rİsale-İ Nur Nasil Bİr Tefsİrdİr?



Kur'ânın hakikatlarını müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda izah ve isbat

eden Risale-i Nur Külliyatı, her insan için en mühim mesele olan "Ben neyim?

Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden

gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatları nedir?" gibi suallerin cevabını

vâzıh ve kat'î bir şekilde, çekici bir üslûb ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh

ve akılları tenvir ve tatmin ediyor.

Yirminci asrın Kur'an Felsefesi olan bu eserler, bir taraftan teknik, fen ve

san'at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi

ve havi olacak Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair

medeniyetleri geride bırakacağını da isbat ve ilân etmektedir.

Ecdadımızın bir zamanlar kalblerinde yerleşen îman ve itikad cihetiyle zemin

yüzünde yüz mislinden ziyade devletlere, milletlere karşı îmanından gelen bir

kahramanlıkla mukabele etmesi, İslâmiyet ve kemalât-ı mâneviyenin bayrağını

Asya, Afrika ve yarı Avrupa'da gezdirmesi ve "Ölsem şehidim, öldürsem

gaziyim." deyip ölümü gülerek karşılayarak müteselsil düşman hâdisata karşı

dayanması gibi, milletçe medar-ı iftihar âlî seciyemizin bugün biz gençlerde

inkişafı, vatan ve millet menfaatı bakımından ve istikbalimizin selâmeti

noktasından ne derece elzem olduğu malûmdur. Mutlaka her hareket ve

hizmette maddî bir ücret ve şahsî menfaatler mülâhaza etmek, Türk'ün millî

tarihinin şeref ve haysiyeti ile kabil-i te'lif olamaz. Bizler, ancak rıza-yı İlahî

için çalışıyoruz. Bizzat hizmetinde bulunmakla aldığımız telezzüz, kardeş ve

vatandaşlarımıza, İslâmiyete ve insaniyete yardımda bulunabilmek

mazhariyetinden gelen ebedî hayatımıza ait sürur ve ümid, bizim bu babda

aldığımız ve alacağımız yegâne hakiki mukabele ve ücrettir.

Bu mânevi tefsir; "Sözler", "Mektubat", "Lem'alar", "Şualar" diye dört büyük

kısımdan müteşekkil olup, yekûnu yüz otuz risaledir.

___________
Alıntı
__________________


Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.
O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.
uhuvvetnur is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin uhuvvetnur'a Teşekkür Edenler
bilge_66  (05-19-2011)
Eski 05-15-2011   #2
uhuvvetnur
USTA
 
uhuvvetnur - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 875
Teşekkürler: 616
645 Mesajına 1.555 kez Teşekkür Edildi.
uhuvvetnur is on a distinguished road
Tefsir iki kısımdır. Birisi: Malûm tefsirlerdir ki, Kur'ân’ın ibaresini ve kelime ve

cümlelerinin mânalarını açıklar, izah ve isbat ederler. İkinci kısım tefsir ise:

Kur'ân’ın imanî hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle açıklar, isbat ve izah ederler.

Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Birinci kısım tefsirler, bu ikinci kısmı bazan özet

bir tarzda ele alıyorlar. Fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı

esas tutmuş, benzersiz bir şekilde inatçı filozofları susturan bir mânevî tefsirdir.


Risale-i Nur, her asırda milyonlarca insanın rehberi olan mukaddes kitabımız

Kur'ân’ın hakikatlerini subjektif nazariye ve mütâlaalardan uzak olarak,

rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arz edilen bir

külliyattır.


Risale-i Nur, Kur'ân âyetlerinin nurlu bir tefsiridir. Baştan başa îman ve tevhid

hakikatlarıyla müberhendir. En avamdan en havassa kadar her sınıf halkın

anlayışına göre hazırlanmış ve müsbet ilimlerle mücehhezdir.


Risale-i Nur, asrın ihtiyaçlarına tam cevab verir. Aklı ve kalbi tatmin eder.

Vesveseli şübhecileri ikna eder. Hattâ en inatçı filozofları dahi teslime mecbur

eder.

Risale-i Nur, akla gelen bütün istifhamları bertaraf eder. Zerrelerden güneşlere

kadar îman mertebelerini açıklar. Vahdâniyet-i İlâhiyeyi ve nübüvvetin

hakikatini ispat eder.


Risale-i Nur, yer ve göklerin tabakalarından, melâike ve ruh bahsinden,

zamanın hakikatinden, haşir ve âhiretin vukuundan, Cennet ve Cehennemin

varlığından, ölümün mâhiyetinden; ebedî saadet ve şekavetin kaynağına

kadar, akla gelebilecek bütün imanî meseleleri en kat'î delillerle aklen, ilmen ve

mantıken ispat eder... Pozitif ilimleri teşvik eder. Kesin delillerle aklı ve kalbi

ikna eder ve merakları izale eder.

Büyük şâirimiz merhum Mehmed Âkif, bir üdebâ meclisinde, "Viktor

Hügolar,

Şekspirler, Dekartlar; edebiyatta ve felsefede, Bediüzzaman'ın bir talebesi

olabilirler" demişti.

Bediüzzaman, Risale-i Nur'la beşeri sefâhet ve dalâletten kurtarırken, korku ve

dehşet vermek tarzını tâkib etmez. Gayr-ı meşru bir lezzetin içinde, yüz elemi

gösterir, hissi mağlûb eder, kalb ve ruhu hissiyata mağlûb olmaktan korur.

Küfür ve dalâlette de, bir zakkum-u Cehennem tohumu olduğunu, dünyada

dahi Cehennem azabları çektirdiğini; buna mukabil îmanda, İslâmiyet ve

ibâdette leziz lezzetler ve zevkler bulunduğunu ve Cennet çekirdeği ve

meyveleri gibi dünyada dahi bir nevi mükâfata nâil eylediğini isbat eder.

Kur'ân-ı Azîmüşşan bütün zamanlarda gelip geçen nev-i beşerin tabakalarına,

milletlerine ve ferdlerine hitaben Arş-ı A'lâdan irad edilen İlahî ve şümullü bir

nutuk ve umumî, Rabbanî bir hitabe olduğu gibi; bilinmesi, bir ferdin veya

küçük bir cemaatin iktidarından hariç olan ve bilhassa bu zamana ait pek çok

fenleri ve ilimleri câmi'dir.

Bu itibarla zamanca, mekânca, ihtisasça daire-i ihatası pek dar olan bir ferdin

fehminden ve karihasından çıkan bir tefsir, bihakkın Kur'ân-ı Azîmüşşana tefsir

olamaz. Çünki Kur'ân’ın hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahval-i

ruhiyelerine ve maddiyatlarına, câmi' bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir ferd

vâkıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki, ona göre bir tefsir yapabilsin. Hem bir ferdin

mesleği ve meşrebi taassuptan hâlî olamaz ki, hakaik-i Kur'âniyeyi görsün,

bîtarafane beyan etsin. Hem bir ferdin fehminden çıkan bir dava, kendisine has

olup, başkası o davanın kabulüne davet edilemez. Meğer ki bir nevi icmaın

tasdikine mazhar ola.

Binaenaleyh Kur'ân’ın ince mânâlarının ve tefsirlerde dağınık bir surette

bulunan mehasininin ve zamanın tecrübesiyle fennin keşfi sayesinde tecelli

eden hakikatlarının tesbitiyle, herbiri birkaç fende mütehassıs olmak üzere

muhakkikîn-i ulemadan yüksek bir heyetin tedkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin

yapılması lâzımdır. Nitekim kanunî hükümlerin tanzim ve ıttıradı, bir ferdin

fikrinden değil, yüksek bir heyetin nazar-ı dikkat ve tedkikatından geçmesi

lâzımdır ki, umumî bir emniyeti ve cumhur-u nâsın itimadını kazanmak üzere

millete karşı bir kefalet-i zımniye husule gelsin; ve icma-ı millet hücceti elde

edebilsin.

Evet Kur'ân-ı Azîmüşşanın müfessiri, yüksek bir deha sahibi ve nâfiz bir

içtihada mâlik ve bir velâyet-i kâmileyi haiz bir zât olmalıdır. Bilhassa bu

zamanlarda, bu şartlar ancak yüksek ve azîm bir heyetin tesanüdüyle ve o

heyetin telâhuk-u efkârından ve ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım

etmesinden ve hürriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından âzâde olarak tam

ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı manevîde bulunur. İşte Kur'ân’ı ancak böyle

bir şahs-ı mânevî tefsir edebilir.

İşte büyük ulemâ-i İslâm ve meşâyih-i kiram çok tecrübe ve imtihanlarla şöyle

bir kanaata varmışlardır ki: Bediüzzaman ne söylerse hakikattır. Bediüzzaman'ın

eserleri, sünuhât-ı kalbîye olup, cumhur-u ulemânın tasdik ve takdîrine

mazhardır.

Risale-i Nur, Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyânın bu asırda bir mu'cize-i mâneviyesi olan

yüksek ve parlak bir tefsiridir. Evet Risale-i Nur kalblerin fatihi ve mahbubu,

ruhların sultanı, akılların muallimi, nefislerin mürebbii ve müzekkîsidir.


İşte Bediüzzaman Said Nursî; Kur'an-ı Kerîm'deki bu asrın muhtaç olduğu

hakikatleri keşfedip, Nur risalelerinde, herkesin kabiliyeti nisbetinde istifade

edebileceği bir tarzda tefsir ve îzah etmek muvaffakıyetine mazhar olmuştur.

Bunun içindir ki: Risale-i Nur, emsali görülmemiş bir şâheserdir kanaatına

varılmıştır.


____________
alıntı
__________________


Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.
O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.
uhuvvetnur is offline   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin uhuvvetnur'a Teşekkür Edenler
bilge_66  (05-19-2011)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:02 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır