İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Dini Sorular

Dini Sorular Dini sorular ve cevapları

Etiketler: ,

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 01-22-2011   #1
semerkand
USTA
 
semerkand - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 527
Teşekkürler: 521
323 Mesajına 830 kez Teşekkür Edildi.
semerkand will become famous soon enough
Dikkat Sefer Ayı

B]



16 Ocak 2011

Soru:
Safer ayına girmiş bulunuyoruz. Safer ayı, bazı felâketlerin sıklaştığı bir zaman dilimi, binaenaleyh uğursuz bir ay olduğu söyleniyor. Bu hususta bir açıklama yapar mısınız?

Cevap:

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Safer, kameri ayların ikincisinin adıdır. Resmi vesikalarla hususî mektuplarda ve takvimlerde “Saferu’l-hayr” şeklinde yazılır ve (s) rumuzuyla gösterilirdi.
Bilindiği gibi kamer (ay)ın doğuş ve batışına tabi olan ay hesabına “kamerî aylar” denilmektedir ki şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîu’l-evvel, Rebîu’l-ahir, Cemaziye’l-evvel, Cemaziye’l-ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce. Bu hususta Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
“Hakikatte ayların sayısı ALLAH katında, ALLAH’ın kitabında -ta gökler ve yeri yarattığı günden beri- on iki aydır. Onlardan dördü haram olanlardır. İşte bu, en doğru hesaptır. O halde bilhassa bunlarda, o haram aylarda nefislerinize zulmetmeyin. Bununla beraber müşrikler sizinle nasıl topyekûn harb ederlerse, siz de onlarla topyekûn harb ediniz. Bilin ki ALLAH, haramlardan, fenalıklardan sakınanlarla beraberdir.”1
Ebû Bekre (R.A.)den rivayete göre, Veda haccında okuduğu hutbesinde:
Takvim düzeni açısından zaman, ALLAH’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki ilk durumuna dönmüştür. Artık sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü peşi peşinedir ki, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. Bir de Cemaziye’l-âhir ile Şaban arasında yer alan Müdar’in Receb’idir.”2
buyuran Hz. Peygamber (S.A.V) efendimiz haram ayların: “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” ayları olduğunu belirtmiştir. Araplar daha İslâmiyet
Çünkü müşrik de olsalar, inanç ve yaşantılarında “Hak Din”den kalıntılar vardı. Haram aylara hürmet, Kâbe’yi tavaf etmek ve hac yapmak gibi. Tabii bütün bunlar da tahrif edilerek, aslından uzaklaştırarak yapıyorlardı. Aslında bütün batıl dinler, hep “Hak Din”den uzaklaşma neticesinde oluşmuşlardır. Hiçbir batıl din, birileri tarafından kurulmamıştır. Bu bakımdan dinimizi, olduğu gibi dosdoğru öğrenmek ve yaşamak mecburiyetindeyiz.
Araplar her yıl kendi adetlerine göre gelip hacceder, ALLAH’a iman ile putlara tapmayı birbirine karıştırıp içinden çıkılmaz garip bir inanç sistemi meydana getirirlerdi. Ama her şeye rağmen mal ve can güvenliği yoktu.
Mekke’ye hac mevsiminde gelebilmek bile başlı başına bir problem idi. O yüzden kabile reisleri hac aylarından olan Zilkade ile Zilhicce’de bir de onu izleyen Muharrem’de savaşmayı kaldırırlar ve bu ayları hürmetli sayıp kesinlikle uyulmasında ısrarla dururlardı. Böylece uzak yerlerden hac için gelenler bu üç ayda hem ibadetlerini yerine getirirler, hem de güven içinde evlerine dönme imkanı bulurlardı. gelmeden önce Haram ay denilen bu ayları kutsal tanır ve bu aylarda savaştan, yağmacılıktan kaçınırlardı.

Belalarin 1. Kat semaya indiği ay"safer ayi"

(Efendimiz SAV bu ayda ölüm hastalığına tutulmuştur)

Safer ayında Levhi Mahfuz'dan birinci kat semaya 320.000 bela inmektedir. Bu belalar ve kazalar sene içine yayılmaktadır. Bir dahaki safer ayına kadar bu 320.000 beladan birinin size isabet etmesinden korunmak isterseniz, aşağıda tarif edilen namazları kılınız, tesbihatları yapınız. Aile efradınıza ve çevrenize de tavsiye ediniz. Bu namazları kılanların, bir dahaki sene aynı güne kadar (üzerine kat'i yazılmış yani ALLAH'ın Teâlâ'nın C.C., senin üzerinde gerçekleşmesine kesin hüküm verdiği kazalar müstesna) kazalardan korunacağı rivayeti vardır.


Safer ayının ilk ve son çarşamba gününün gecesinde, yani salı gecesi kılınacak namazdır;

(İSLÂM'da gece günden önce gelir. Yani Cuma günü, Perşembe Günü akşam ezanı okunduğunda giriyor)
1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 17 Kevser Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 5 İhlâs Sûresi
3 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 1 Felâk Sûresi
4 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 1 Nâs Sûresi


Safer ayının ilk ve son çarşamba günü, öğlen ve ikindi namazı arasında kılınacak namazdır;

1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 11 İhlâs Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 11 İhlâs Sûresi
Bu namazdan sonra 100 kere "Yâ dâfia'l-belâyâ, idfâ anna'l-belâyâ, fallâhü hayrun hâfizan ve hüve Erhâmü'r-Râhimin, inneke alâ külli şey'in kadir" okunmalı ve dua edilmelidir.

Yine Korunmak için;

Ayet-el Kûrsi:

Evden çıkarken ve eve girerken Ayet-el Kûrsi okunmalıdır: Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir. Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi'yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.

Evden çıkarken üç kere: "BİSMİLLAHİ HASBİYALLAHİ LAİLAHE İLLA HÛ ALEYHİ TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBİL ARŞİL AZİYM" söylenmelidir.

Safer ayında her gün mutlaka 100 kere "LA HÂVLE VELÂ KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM" denilmelidir. Günde 100 kere söyleyenden, en hafifi fakirlik olmak üzere 70 çeşit bela, musibet kaldırılır.

Ayrıca yine safer ayında (ve her zaman) her gün mutlaka günde 100 kere salâvat getirmek lazımdır. salâvat çok bela ve musibetleri çevirir, dünya ve Ahirette kurtuluşuna sebep olur. En EFDÂL Salâvat'ı Şerife: "ELLAHÜMME sâlli âla seyyidina Muhammedin ve ve âla âlihi ve sahbihi efdâle salevatike ve adade me'lumatike ve bârik ve sellim"

ALLAH'u Teâlâ'yı devamlı zikretmek lazımdır. Zira ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek en büyük ibadettir, belaları musibetleri çevirir. En efdal zikir "LA İLAHE İLLALLAH" dır.

Enes bin Mâlik'e RA Peygamberimizin SAV öğrettiği çok tesirli bir dua:
Bu duayı sabah (mümkünse güneş doğmadan) 3 kere ve akşam güneş battıktan hemen sonra okuyan, korkmaya tek layık olan yalnız ALLAH'tan C.C. korksun . Başta zalim devlet başkanı , şeytan, cin ve insanların şerrinden, büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH'ın C.C. izniyle hiçbir şekilde zarar veremez. Hz Osman'dan RA bildirildiğine göre ani belalardanda korunur. Ayrıca Zehir verilse tesir etmez ALLAH'ın izniyle(hergün okumak lazımdır):
"Bismillahillezi Lâ Yedurrü meâs mihi şey-ün fil-erdi ve lâ fissemai ve hüves semiül âliym"

Kuşluk Namazı Ve Korunma

(iki,dört,altı,sekiz yada oniki rekât kılınabilir):
-"Her gün, sizin her bir mafsalınız için bir sadaka terettüp etmektedir. Her tesbih bir sadakadır. Her tahmîd bir sadakadır, her bir tehlîl bir sadakadır. Emr-i bi'l-ma'ruf bir sadakadır. Nehy-i ani'l-münker de bir sadakadır. Bütün bunlara, kişinin kuşlukta kılacağı iki rek'at namaz kâfi gelir." Hadis-i Şerif / Müslim, Müsâfirîn 84, (720); Ebu Dâvud, Salât 301, (1286).

-"İnsanda üçyüz küsur mafsal vardır. Her bir maf sal için bir sadakada bulunması gerekir. Mescidde toprağa gömeceği bir balgam, yoldan bertaraf edeceği, bir engel... Bunları bulamazsa, kuşluk vakti kılacağı iki rek'at namaz!" Hadis-i Şerif / Ebu Dâvud, Edeb 172; (5242).

-ALLAH Teâlâ hazretleri buyurdu ki: "Ey Ademoğlu! Günün evvelinde benim için dört rek'at namaz kıl, ben de sana günün sonunu garantileyeyim. '' Hadis-i Şerif / Tirmizî, Salât 346, (475).

-"Kim kuşluğun bir çift (namaz)ına devam ederse, deniz köpüğü kadar çok da olsa, ALLAH günahlarını affeder." Hadis-i Şerif / Tirmizî, Salât 346, (476). (Sadaka Cehennem ateşine perdedir.)
[/b]
__________________


''Hayasız Olanlar, Hayatta Ezilirler...''
semerkand is offline   Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to semerkand For This Useful Post:
Berrak_Su (01-22-2011), İlahiaşk  (01-22-2011)
Eski 01-22-2011   #2
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.852 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Semerkand kardeşim nette konuyla ilgili araştırma yaptığımda
bu yazıyla karşılaştım.
Rabbim doğrulara ulaşmayı nasib etsin.
Amin...




Soru

Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi
çeşitli bela ve musibetlerin inmemesi için
namaz kılınması ve dua edilmesi söyleniyor.
Böyle bir namaz ve dua var mıdır?
Belalar inmesi herhangi bir zamanla sınırlı mıdır?
Bu zaman dilimi her sene safer ayında mı gerçekleşiyor?

Cevap
Bismillahirrahmanirrahim

Safer ayının bela ve musibet ayı olduğu inancı,
dini temelden yoksun,
cahiliye devri inançlarından kaynaklanan hurafelere dayanmaktadır.


Hz.Peygamber (sallahu aleyhi vesellem)Efendimiz bunu reddetmiştir.
Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah
(
sallahu aleyhi vesellem)Efendimiz:
“Hastalığın, sahibinden bir başkasına kendi kendine sirayeti yoktur, eşyada uğursuzluk yoktur.
Ükey ve baykuş ötmesinin tesiri ve kötülüğü de yoktur.
Safer ayında uğursuzluk yoktur.
Bunlar Cahiliyet hurafeleridir.
Fakat ey mümin!
Sen cüzzâmlıdan, aslandan kaçar gibi kaç!”1 buyurdu.

İşte bu hadis-i şerif ile Safer ayının uğursuz kabul edilmesi
men olunmuştur.
Çünkü Safer ayının diğer aylardan hiçbir farkı yoktur.
Diğer aylar zamanın bir dilimi olduğu gibi
Safer ayı da zamanın bir dilimidir.
Bu batıl akide cahil halk arasında yaşamakta ve
Safer ayında nikâh yapmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır.


Bu batıl inancı yıkmak için İslâm âlimleri mücadele etmişler,
hatta pek çok âlim özellikle
bu ayda nikâh kıymışlardır.
Buharî’nin bir rivayetine göre, Hz.Âişe (R.Anha) validemiz:
Benim nikahım da, Safer ayında idi,
buyurduklarına göre, Resûl-i Ekrem (
sallahu aleyhi vesellem) Efendimiz bu hurâfevi fikrin ortadan kalkmasına
fiilen de çalışmıştır.2
Bu bakımdan safer ayında evlenilmez,
yoksa devam etmez;
safer ayında doğan çocuklar uğursuz olur v.b.
inanışlar tamamen batıldır, hurafedir.


Bizim, Allah’ı bir bilen ve Allah’ın bir olduğuna inanan Tevhid ehli olarak her türlü uğursuzluk anlayışlarına karşı tek düşünce ve dayanağımız şu olmalıdır:


Allah Teala’nın iradesi ve kudreti her an,
her şeye hakimdir!
Allah Teala’nın lütfü da hoş, kahrı da hoştur.
Allah lütfeder, şükrümüzü ölçer.
Bela verir, sabrımızı ölçer.
Kul her an, her iyiliği bir şükür merdiveni,
her belayı bir sabır merdiveni,
her vesileyi bir fırsat merdiveni bilerek
dua ve ibadetine devam etmekle yükümlüdür.
Kul başına her bela geldiğinde Allah’a sığınır.
Allah’tan sabır ister,
Allah’tan yardım ister, imdat ister.
Fakat başına bela gelen günleri uğursuz sayamaz.
Çünkü aynı tarihe rastlayan günlerde
Allah Teala’nın birçok nimetine erdiği de olmuştur.


Allah Teala’nın İradesi
Belirli Bir Zamanla Sınırlandırılamaz.

Hicrî takvimde bazı aylar ve günler;
gerek içinde teşri kılınan ibadetler,
gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları dolayısıyla
mukaddes kabul edilmektedir.
Meselâ Recep, Şaban ve Ramazan ayları,
nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşri kılındığı
üç ibadet ayı olarak bilinir;
bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve
bu ay içindeki Kadir Gecesi
Kur’ân’da da ifadesini bulur;
diğer ikisi de muhtelif nafile ibadetler için
verimli birer zemin teşkil ettiği,
sahih hadislerde beyan edilmektedir.

Görüldüğü gibi,
dinimizde hürmet duyulan ve
belli ibadetler için tahsis edilen aylar,
günler ve geceler bulunmakla beraber;
afetler, musibetler ve semavî belâlar için
tahsis edilen muayyen
herhangi bir zaman diliminden
söz etmek mümkün değildir.
Böyle bir tahsisat,
İslâm’ın ruhuna da uygun değildir.
Belli ayları ilâhî musibet ayı olarak ilân etmek
doğru da değildir.
Allah’ın iradesini aylarla veya
günlerle sınırlamak mümkün olmadığı gibi;
böyle bir sınırlama çabası kulluk terbiyesine de yakışmaz.


Safer ayını ne diye suçlu ay ilân ediyoruz;
bunu anlamak mümkün değil!
İlâhî ikaz ve felâketler
başka aylarda olmuyor mu?
Kaldı ki, belli aylarda İlâhî ikazların yoğunlaştığını
hesaba katsak bile,
o ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak
ilân edilmesi bizzat
Hz.Peygamber (
sallahu aleyhi vesellem) Efendimiz
tarafından yasaklanmıştır.


Safer Ayına Özgü İbadetler Var mıdır?

Binaenaleyh,
Davud u Antakî’nin,
Tezkire isimli eserinde yazılı olan
şu hususlar kesinlikle doğru değildir:
“Gökten inen bütün belâlar
Safer ayının son çarşambasında iner.
Bundan dolayı o gün insanlar üzerine çok zor gelir,
işte o gün selâm ayetlerini okuyan,
bir daha seneye kadar selâmette olur.

Safer ayı namazı:

Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi
gece yarısından sonra,
yeryüzüne nazil olacak,
inecek belâlardan biiznil-lahi Teâlâ muhafaza olmak için
sabah namazından evvel
dört rekât nafile namaz kılıp
birinci rekat da Fatiha\'dan sonra
on yedi Kevser sûresi,
ikinci rekat da Fatiha\'dan sonra beş ihlâs-ı şerif,
üçüncüde Fatihadan sonra bir Felâk sûresi
dördüncüde bir Nas sûresi okuyup
selâm verilip dua edilecektir.
Keza Safer ayının son çarşambasının gecesi veya
gündüzü iki rekat namaz kılıp birinci ve
ikinci rekat da Fatiha\'dan sonra
on bir ihlas-ı şerif okunacak,
namazdan sonra yedi defa istiğfar edip
el kaldırıp on bir defa Salât-ı Münciye)
okunacaktır.”

Evet, bu bilgilerin kaynağını bulmak,
mümkün olmamıştır.
Yukarıdaki ayet-i kerime ve
hadis-i şerifler bu inancı
kesinlikle reddetmektedir.
Aslı yoktur. Hurafedir.


Safer ayına mahsus özel bir oruç yoktur.
Her ay tutulması sünnet olan,
meselâ Pazartesi ve Perşembe günleri
oruçlarına devam edilebileceği gibi,
her ayın ortasında tutulması sünnet olan
üç gün oruç prensibiyle
Safer ayının ortasından üç gün oruç tutmak da,
bu aya mahsus bir tavsiye olarak anlaşılmamak kaydıyla,
sünnet olarak tavsiye edilebilir.


Sadakanın bu aya özel bir konumu yoktur.
Diğer aylarda olduğu gibi,
bu ayda da sadaka vermeye devam etmelidir.


Sonuç Olarak:

Safer ayının bela ayı olup olmadığı konusunda
bir ikilime düşmeye,
bunu itikadi bir konu gibi algılamaya gerek yoktur.
Önemli olan bu hurafelerin peşinden gitmemek ve
yüce dinimizin tavsiye ettiği
yoldan gidenlerden olmaktır.


Safer ayı normal bir aydır.
Nasıl ki Muharrem ayında Nuh (a.s.) ve
daha birçok peygamber selamete kavuşmuş ise,
Safer ayında da Âd kavmi ve
diğer bazı isyankar kavimlerin helaki vuku bulmuştur.


Bize düşen görev,
Allah ve Resulu’nun yolundan gitmek,
aşırıya düşmemektir.
Bu niyetle bizler,
Sevgili Peygamberimiz
Hz.Muhammet (
sallahu aleyhi vesellem)’in
tavsiyeleri doğrultusunda Muharrem ayını ve
Aşure Gününü değerlendirme gayretinde oluruz.
Safer ayında helak bulan
isyankâr kavimlerin kıssalarını okuyup
ibret alır ve ders çıkarırız.
Yoksa bu ayı bir bela ayıdır diye özelleştiremeyiz.


Unutmayalım ki:


Kula belâ gelmez ALLAH yazmadıkça,

ALLAH belâ yazmaz, kul azmadıkça.



Mehmet Talu


dipnot

(1)Buhari, Tıp:19
(2)Tecrid-i Sarih Tercemesi, 12/86
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:14 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır