 |
|
01-20-2008
|
#1
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Şehit ve Şehadet
ŞEHİTLİK, İMAN İSTER
yolunda öldürülen müslümana şehit denir. Şehitlik, katında yüksek bir rütbedir.
Şehit ’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup rızıklanacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır. Kur’an-ı Kerim’de şehitler hakkında şöyle buyurulur:
“ yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz onu anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
|
|
|
|
Bu Mesaj İçin Kuz3y'a Teşekkür Edenler
|
|
01-20-2008
|
#2
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Şehit üç çeşittir
1- Hem dünya, hem de ahiret bakımından şehit. Bu, savaş alanındaki şehittir. Bunun dünya bakımından hükmü şöyledir: Cumhura göre yıkanmaz, kefenlenmez ve üzerine cenaze namazı kılınmaz. Ahiret yönünden hükmü ise, özel bir sevaba kavuşmaktır. Bu şehit, tam şehittir.
2- Sadece dünya hükmü bakımından şehit. Bunlar, kafirlerle veya asi ve yol kesicilerle savaşırken yaralandıktan sonra, hemen ölmeyip savaş alanından başka yere nakledildikten sonra ölen.
3- Savaş dışında zulüm edilerek, yahut suda boğularak, için ilim öğrenirken ölen kimseler de şehittir. Dünya hükmü bakımından bunlara şehit muamelesi yapılmaz. Peygamberimiz (a.s.) hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Her kim malı uğrunda öldürülürse o kimse şehittir. Kim canı uğrunda öldürülürse o kimse şehittir. Her kim dini uğrunda öldürülse o kimse şehittir. Her kim ırzı namuzu uğrunda öldürülürse o kimse şehittir. (Müslim, 2/7)
|
|
|
01-20-2008
|
#3
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
İLK ERKEK ŞEHİT YASİR
Yasir ailesine yapılan işkence akıllara durgunluk verecek derecede idi. Yasir, aslen Yemen diyarından Mekke'ye gelip yerleşmişti. Mekke'ye geldiğinden Mahzumoğullarından Ebû Huzeyfe b. Muğire'nin himayesine girmişti. O da Yasir'i cariyesi Sümeyye ile evlendirmişti. Bu evlikten iki erkek çocuk dünyaya gelmişti. Biri Ammar, diğeri de Abdullah'tı.
Yasir ailesinin fertleri iman etmişlerdi. Müşrikler Kâinatın Efendisi'ne bir şey yapamayınca ve de Ebû Talib'in beklenmedik çıkışı ile karşılaşınca bu sefer de iman eden diğer mü'minlere yöneldiler. Bunlardan biri de Yasir ve ailesi idi.
Yasir ailesinin fertleri başta Yasir olmak üzere, eşi Sümeyye ve oğlu Ammar büyük işkencelere uğruyorlardı.
Güneşin zirvede olduğu vakitlerde Yasir ile Sümeyye'yi kızgın kumların üzerine yatırıyorlar, onlardan dinlerinden dönmesini istiyorlar, "Hayır!" cevabını alınca da aklın almayacağı her türlü vahşete başvuruyorlardı.
Bir tarafta Yasir, diğer tarafta da Sümeyye kıvranmaktadır. Tam o sırada Kâinatın Efendisi çıkagelir, içler acısı manzara karşından içi burkulur, gözlerinden yaşlar akar ve buyururlar ki:
"Sabredin ey Yasir ailesi! Sabredin ey Yasir ailesi! Ey Yasir ailesi! Bu çektikleriniz karşısında sizin mükâfatınız cennettir. Sabredin kardeşlerim! Rabbimizin rahmeti yakındır."
Karşısında Kâinatın Efendisi'ni gören Yasir, mutlu olmuş, dayanılmaz acıların verdiği ıstırapla ağlayarak Kâinatın Efendisi'ne sorar:
– Ya Resûlullah! Bu durum ne kadar devam edecek?
Kâinatın Efendisi büyük elem ve ıstırap içindedir, ellerini Rabbine açar ve Yasir ailesi için duada bulunur. Bu konuşmadan kısa zaman sonra Yasir'in vücudu çektiği işkencelere dayanamaz ve ruhunu Rabb'ine teslim eder. Yasir erkeklerden ilk şehittir.
|
|
|
01-20-2008
|
#4
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
İLK KADIN ŞEHİT SÜMEYYE
Kocası ilk erkek şehit olmuş, kendisi de sırasını beklemektedir. Sümeyye de, işkence için Ebû Cehil'in lânetli ellerine teslim edilmiştir. O da son anlarını geçirmektedir, şehitler kervanına katılmak için. Ebû Cehil ne yaptı ne etti ise, istediği bir kelimeyi ağzından alamadı. Bir kelime olsa, Ebû Cehil'in istediği, işkenceden kurtulacak, yaşamını kurtaracak. Ancak iman, ihlâs devi mübarek kadın bir nokta dahi geri adım atmıyor.
Netice olarak Ebû Cehil bir mızrak darbesi ile bu iman âbidesi kadını şehit ediyor. O da kadın şehitlerin ilki oluyor.
|
|
|
01-20-2008
|
#5
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
dinleyin insanlar ! dinleyin.bu yiğitlerin destanıdır.
onların vakitleri şehadete ayarlıydı
gönülleri şehadete sevdalı
gün gelir o sevda ile kalkılır
o sevda ile yola çıkılırdı
tek sevdaya doğru
gariplerin sevdasıydı bu
gönülleri bir
hüzünleri bir
sevinçleri birdi onların
anlayamazdı bunu
kalbi mühürlenmişler
anlayamazdı;
kendi elleriyle
kendi kalplerini mühürleyenler
anlamadılar
bilemediler
bilemeyecekler mahşere kadar
siz...
"fe eyne tezhebun"
nereye bu gidiş
NEREYE KADAR?
kanla çizilir şafaklar yüreğim üstüne
geçilir yardan sevgilerden ölüm üstüne
kara zulüm yağar gökten üstüne toprağın
aydınlık bir gün doğar doğar mekke üstüne
kara zulüm yağar gökten üstüne toprağın
kurulur yeni bir dünya gülistan üstüne
ellerim dolanır gözlerine seherlerin
savaşçılar gelir ufuktan cihad üstüne
yağmurlarla söylenir türküler kutlu çağa
cihada yürür savaşçılar şehadet üstüne
|
|
|
01-20-2008
|
#6
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Kur'an-ı Kerim'de, " yolunda öldürülmüş olanlar için, ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz (bunun keyfiyetini) iyice anlayamazsınız" (El Bakara Suresi, 154) hükmü beyan buyurulmuştur. Bir kimsenin şehid olabilmesi için; Allahu Teala (cc)'nın yolunda ve O'nun rızası kazanmak için cihad etmesi zaruridir. İmam-ı Merginani, "Şehid; müşriklerin katlettiği veya savaş meydanında kendisinde (katledildiğine dair) bir eser bulunan veya kendisini Müslümanların zulmen katlettiği kimselerdir"(1) tarifini yapmıştır. Bu tarifte; Müslümanlar tarafından zulmen öldürülen, diğer bir Müslümanın şehadeti de söz konusudur.
Bir insanın şehid olabilmesi için, şu şartlara haiz olması gerekir:
Birinci şart; Müslüman olmak ve (cc) yolunda (fi'sebilillah) ihlasla savaşmaktır.
İkinci şart; savaşan kimsenin akıllı ve buluğa ermiş olmasıdır.
Üçüncü şart ise; zulmen öldürülmesidir.(2)
Zulmen katledilme hâdisesi, savaş dışında da olabilecek bir hadisedir. Bu üç şartın birarada bulunması, şehidliğin tahakkuku için zaruridir. Bilindiği gibi ibadetlerin değişmeyen rüknü, ihlastır. İmam-ı Serahsi (rh.a), "Allahu Teala (cc)'nın rızasını kazanmak niyetiyle (ihlasla) cihad eden ve bu esnasında hayatını kaybeden kimselere şehid denilir"(3) tarifini yapmış ve bu inceliğe işaret etmiştir. Şehadet makamı; Allahu Teala (cc)'nın kendi yolunda, ihlasla cihad eden mü'minlere verdiği bir nimettir. Dünyanın birçok bölgesinde, farklı kavimlerden olan Müslümanlar (maalesef) birbirleri ile savaşmaktadırlar. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu tesbit etmek kolay değildir.Alllah c.c cümlemizi rızası için çalışan ve o yolda şehit olan dost doğru mümin ve muvahhit kullarından etsin inşallah .Birbirimize dua edelim.
(1) İmam-ı Merginani- El Hidaye- Kahire: 1965 C: 1, Sh: 94.
(2) Molla Hüsrev- Düreru'l Hükkam- İst.: 1307 C: 1, Sh: 168-169.
(3) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty C: 2, Sh: 51
|
|
|
01-20-2008
|
#7
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Sehadet ve Sehitlerle Ilgili Bazi Ayetlerin Mealleri
1. "Eger yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, 'in size lütfedecegi magfiret ve rahmet onlarin biriktirdiklerinden daha hayirlidir. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki 'in huzurunda toplanacaksiniz." (Ali Imran, 3/157-158)
2. " yolunda öldürülenleri ölüler sanmayin. Aksine onlar diri olup Rableri katinda riziklandirilmaktadirlar. 'in lütfundan kendilerine vermis olduklariyla sevinç içindedirler ve arkalarindan henüz onlara kavusmamis olanlari, kendilerine bir korku olmayacagi ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Ali Imran, 3/169-170)
3. "... Süphesiz hicret edenlerin, yurtlarindan çikarilanlarin, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpisanlarin ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altindan irmaklar akan cennetlere sokacagim. Bu katindan bir karsiliktir. Karsiligin en güzel olani katindadir." (Ali Imran, 3/195)
4. " yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)
5. "O halde, dünya hayatini ahiret hayati karsiliginda satanlar, yolunda çarpissinlar. Kim yolunda çarpisir sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir verecegiz." (Nisa, 4/74)
6. " , yolunda çarpisip öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karsiligi cennet olmak üzere, mallarini ve canlarini satin almistir. Bu O'nun üzerine, Tevrat, Incil ve Kur'an'da vadedilmis olan bir haktir. 'tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardir? Su halde yapmis oldugunuz bu alisverisinizden dolayi sevinin. Iste büyük kurtulus budur." (Tevbe, 9/111)
7. " yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; onlari muhakkak güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz rizik verenlerin en hayirlisidir." (Hacc, 22/58)
8. "Inkâr edenlerle (savasta) karsi karsiya geldiginizde hemen boyunlarini vurun. Sonunda onlari yenik düsürüp üstünlük sagladiginizda (esirleri) siki baglara baglayin. Artik bundan sonra ya lütufta bulunu(p serbest biraki)n veya fidye karsiligi saliverin. Savas agirliklarini birakincaya kadar (böyle sürdürün). Iste böyle. dileseydi onlardan öç alirdi. Ancak sizi birbirinizle imtihan etmek için (böyle emrediyor). yolunda öldürülenlerin ise ( ) amellerini bosa çikarmayacak." (Muhammed, 47/4)
|
|
|
01-20-2008
|
#8
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Subat Ayi Sehadet Ayidir
Subat ayi sehadet ayidir. Çünkü bu mübarek ayda yüzlerce alim ve dava lideri sehid olmustur. Subat ayi san ve seref ayidir. Çünkü bu ayda zulüm, baski ve dayatmalara boyun egmeyerek Müslümanlarin izzet ve sereflerini korumaya çalisan gerçek Müslümanlar zalimlerin gaddar ve hain mermilerine hedef olmuslardir. Subat ayi ayni zamanda bereket ayidir. Su halde bu mübarek ayi güzel bir sekilde degerlendirelim. Bu mübarek ayda çok önemli ve degerli sahsiyetler sehid edilmislerdir. Yüzlerce örnekten iste size birkaç örnek:
1. Suriye Baas rejimi, Hama katliaminda kadin-erkek, çocuk-yasli demeden yaklasik 40 bin Müslümani sehid etti.
2. Sapka kanunu çikarilmadan önce yazdigi bir kitapta Müslümanlarin sapka giymelerinin caiz olmadigini belirtmesi suç olarak gösterilmis, daha önce Giresun mahkemesinin verdigi karar dikkate alinmadan 1926'da büyük alim Iskilipli Atif Hoca Istiklal Mahkemesinin verdigi kararla idam edilmistir. Idam edilmeden önce Atif hocanin son sözü su olmustur: "Zalim ve kafirlerle elbette mahser günü hesaplasacagiz."
3. 1931'de Erbilli M. Esad Efendi zehirli igne ile sehid edildi.
4. Büyük dava adami ve dava alaninda asrin müceddidi Imam Hasan el-Benna 12 Subat 1949'da gün ortasinda Kahire'nin en islek caddesinde hain kursunlarla vurularak sehid edildi.
5. Islam için bas kaldiran Seyh Said efendi bu hareketinden dolayi elliye yakin seyh ve alim arkadasiyla Diyarbakir'da asilarak idam edildi. Seyh Said'in hareketi 13 Subat 1925'te baslamistir.
6. Malcolm X Amerika'da sehid edildi.
7. 25 Subat 1994'de Filistin'in el-Halil kentindeki Halil Ibrahim Camii'nde sabah namazi kilan Müslümanlarin üzerine yahudi Barush Goldstein adindaki adam tarafindan yaylim atesi açilarak 67 Müslüman sehid edildi.
8. Intifadanin ilk nüvelerini atan Seyh Izzeddin el-Kassam (r.a.) 1935'de sehid edildi.
(c.c.) hiçbirimizi dogru yoldan ayirmasin.
|
|
|
01-20-2008
|
#9
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Sehadet elbisesi giymis bir Gelin
13 Temmuz 2006
Tekbirler göz yaşları ile karışmıştı, çünkü bugün onun evleneceği gündü, fakat o, bu gün bir buçuk seneden fazladır bekleyen müstakbel kocası ile evlenmek için beyaz gelinliğini giymemişti! Bunun yerine bir asker üniforması ve Filistin başörtüsü giymişti ve kendisini asil kırmızı kanı ile güzelleştirip düğününü bir Filistin düğününe çevirmişti. Bu şehid ve gazilerin analarının kalplerine mutluluk taşıyordu.
Temmuz ayında, Aayat düğününü dünyadaki herhangi başka bir kız gibi gerçekleştirecekti, fakat o, sadece kendisi gibi olanların evlendiği şekilde; giysisi kanlar içinde bir gelin olmakta ısrar etti. Kudüs davasını onurlandırmak için, Siyonist varlığın tam kalbinde bir kız tarafından üstlenilen başarılı ve kahramanca bir operasyonla onlarca Siyonist işgalciyi öldürmeyi ve yaralamayı başardı.
Bir düğün, bir cenaze değil
Şehide Âyat el-Ahras için olan matem bir filistin mülteci kampında mütevazi bir evde gerçekleştirildi. Bir gelinin evliliğini gerçekleştirmekten alı konulduğu zamanlarda feryatlar ve ağlama sesleri duymaya alışmıştım, fakat evin yakınlarında memnun tekbirler ve şarkılar duyduğumda ve şehidenin sabırlı annesinin, kendisini tebrik etmeye gelen kadınları karşıladığını gördüğümde şaşırdım. Büyük bir zorlukla onunla konuşabilmeyi başardım ve o bana Âyat’ın evden ayrıldığı son sabahı anlattı. Dedi ki:
“Âyat, normalde olduğundan çok daha erken kalktı, daha doğrusu o gece hiç uyumamıştı. Sabah namazını kıldı, daha sonra Kur’an okumak için oturdu. Okul üniformasını giydi ve bana kaçırmış olduğu dersleri gözden geçirmek için okula gideceğini söyledi. Cuma günü olduğu için şaşırmıştım, bugün bütün ülkenin okulları için genel tatildir! Fakat bana bunun hayatının en önemli günü olduğunu söyledi, bu nedenle ’a, ona yardım etmesi ve isteğini yerine getirmesi konusunda dua ettim.’’
Annesi anlatmaya devam etti:
‘’Bu cümleyi bitirir bitirmez gözlerinde, sanki onun dileğini yerine getirmişim gibi bir kıvılcım fark ettim ve sanki bu sözlerle ona başarısının yolunu açmıştım. Parlak gülümsemesi ile bana baktı ve dedi ki: Bu senden istediğim tek şey, Anne. Ve kız kardeşi Samâh ile birlikte çabucak dışarı çıkıp okula gitti.’’
Son nefese kadar bilgi..
Şehide Âyat el-Ahras 20 Şubat 1985’te doğmuştu, orta okulda 3. sınıf öğrencisi idi, 7 kız ve 3 erkek kardeşi arasında dördüncü çocuktu. Çalışmalarındaki mükemmel başarıları ile bilinirdi, bu senenin ilk döneminde mükemmel sonuçlar elde etmişti. Operasyonunun zamanını bilmesine rağmen, derslerini gözden geçirmeye devam etti ve son gecesinde saatlerce çalıştı ve bilginin önemini sınıf arkadaşlarına vurgulamak için okula gidip son dersine katıldı. Bilgiye her zaman için çok önem verirdi.
Bu konuda, arkadaşı Hayfâ; Âyat’ın kendisine ve arkadaşlarına çalışmalarının önemini hiç unutmamalarını ve durum ve tehlikeler ne olursa olsun çalışmalarını devam ettirmek konusunda kararlı olmalarını tavsiye ettiğini söyledi.
Âyat’ın şehadeti konusundaki haberlere inanmayı hâlâ reddeden Hayfâ, sözlerine şunları da ekledi:
‘’Bir haftadan beri Âyat, bütün şehidlerin resimlerini okul sırasının içinde saklıyordu, bu sıra üzerine şehadetin ve şehidlerin mükemmellikleri konusunda bir sürü slogan yazmıştı. Fakat onun bunlara katılma niyetinde olduğunu hiçbir zaman düşünemezdim. İntifadanın başlangıcından beri şehidlerin fotoğraflarını topluyordu ve bunlar onun okuldaki derslerinde en yüksek notları alması için onu daha da azimlendiriyordu.’’
Elveda Samâh..
Şehidenin annesi anlatmaya devam etti, bir gözyaşı yanağından aşağı süzüldü: ‘’Daha sonra onun kardeşi Samaah saat 10’da yanında ablası olmadan geri döndü ve endişelendim ve kalp atışlarım hızlandı çünkü güvenlik önlemleri çok yüksek seviyedeydi ve kampa her an bir saldırı düzenlenebilirdi. Ve endişelerin acılı kabuslarını hissettim ve sorular önlenemez bir sel gibi aktı: nereye gitmişti? Şehadet düşünü gerçekleştirmiş olabilir miydi? Faka nasıl? Ve nişanlısı ne olacaktı? Ve hazırlamış olduğu düğün elbiseleri?’’
Peki ya düşleri?
Annesi kabullenememe hisleri ve kızının bir şehadet operasyonu gerçekleştirmiş olduğu yönünde kalbinden geçirdiği düşünceler arasında bocalarken, Nataynya’da bir şehadet operasyonu gerçekleştirildiği ve bombacının bir kız olduğu konusunda haberler geldi. Gözyaşları sesini bastırdığı bir şekilde anne anlatmaya devam etti,
“Bundan sonra Âyat’ın artık geri dönmeyeceğinden emin oldum ve onun Kudüs’ün gelini olduğunu anladım. Bizim evin yan tarafındaki evleri helikopterler tarafından füzelerle havaya uçurulup kendileri de şehid olduklarında Issa Farah ve Saa’d’Id’in intikamını almak için karar vermişti.”
Ölüme doğru..
Şehide el-Ahras, şehidlerin bütün isimlerini ve fotoğraflarını toplamayı severdi, özellikle de şehadet operasyonu yapanların. Ahras onlar gibi olmayı düşlerdi. Fakat cinsiyeti en büyük engeldi ve günlerini, şehadet düşünceleri ile geçirirdi ta ki, şehide Wefâ Idris bir Filistinli kız olarak ilk defa bir şehadet operasyonunu başarı ile tamamlayana kadar.. Bu şehadet operasyonundan sonra Âyat’ın onun izinden gitme isteği güçlendi. Bütün güvenlik önlemlerini aştı ve ordu kuvvetlerinin liderlerinin yanına kadar girebilmeyi başardı, böylece, önceden hiçbir politik grubu veya öğrenci hareketlerini takip etmeyi reddetmiş olmasına rağmen, el-Aksa Şehitleri Tugayının bir üyesi oldu.
Âyat’ın annesi, Âyat’ın şehadet için olan gerçek dileğini gizlemek için çok çaba sarf ettiğini doğruladı, onu hiçbir zaman bu konuda konuşurken görmemişti. Şöyle derdi:
“Ölüm bizi kuşatmışken yaşamanın anlamı nedir? Biz ona, o bize gelmeden önce gideceğiz ve intikamımızı ölmeden önce alacağız.”
Çikolatalar..
Onun yakın arkadaşı ve sırdaşı, 10. sınıf öğrencisi olan Samâh, ablasının şehadet haberlerini duyduğunda, onun bu şekilde kahramanca bir operasyon gerçekleştirme niyetini bilmesine rağmen kendini kaybederek bayıldı. Bize aralarında gerçekleşen son vedalaşmayı anlattı;
‘’Gözyaşları sesini bastırıyordu. Yüzünde bir ışık ve önceden hiç görmediğim bir mutluluk gördüm, bana biraz çikolata verdi ve sevgi dolu bir sesle bana şöyle dedi: “ ’a dua et ve beni başarılı kılmasını iste.”
Ve ona “Ne için?” diye sormadan önce şöyle dedi:
“Bugün en güzel haberleri duyacaksın, bugün hayatımın en güzel günü, uzun zamandır beklediğim gün. Selamını herhangi bir kimseye iletmemi ister misin?
Alaycı bir şekilde cevap verdim:
“Selamımı şehid Mahmud’a ve şehid “Saa’id’e ilet” çünkü bir operasyona katılmaya cesaret edemeyeceğinden emindim ve kimsenin ona yardım etmeyeceğini düşünüyordum ve öğrenci örgütüne üye olmayı reddediyordu…
Sözlerine şöyle devam etti:
“Şehadeti mübarek olsun, cesareti nedeniyle bunu hak ediyor ve ona söz veriyorum ki ben de şehadet yolunda yürüyeceğim, sonuçta hepimiz şehid doğduk.”
Gelinimin Düğünü
Âyat’ın müstakbel kocası Şâdi Ebu Laan, onun şehadetinden sadece birkaç saat önce, evlilikleri hakkında hayal kuruyordu, henüz dekorasyonunu tamamlamamış oldukları ve Temmuz ayında Âyat’ın Bakalorya sınavlarından sonra taşınacakları evlerini düşünüyordu. Bir buçuk senedir nişanlıydılar ve evlenmeyi bekliyorlardı ve uzun tartışmalardan sonra adını Adiyy koymaya karar verdikleri ilk bebekleri ve onu nasıl bir kahraman olarak yetiştirip El-Aksa’yı işgalden kurtaracağı hakkında hayal kuruyorlardı. Fakat birden bire ve beklenmedik bir şekilde, Şâdi, düşlerinden sıyrılıp işgal gerçeğini düşünmeye başladı, kendisini Siyonist varlığın kalbinin ortasında havaya uçuran eşinin Filistin’in gelini olduğunu anladı.
Şâdi’ye nişanlısı, ve erkek kardeşleri ile olan yakın dostluğu sonucu aşık olduğu ve 2000 senesi Eylül aynın başlarında evlenme teklif ettiği Âyat hakkında soru sorar sormaz yanağından aşağı bir gözyaşı süzüldü ve gözyaşlarının bastırdığı sesi ile şunları söyledi:
“Bu sene sınavlarını bitirdikten sonra evlenmeyi planlıyorduk, fakat teala başka bir şey planlamış. Belki de Cennet’te buluşuruz, bana yazdığı son mektubunda böyle diyordu.”
Şâdi bir an için sustu, Âyat’ın görüntüsünü aklında tekrar canlandırdı, sonra devam etti:
“O, benim için kendi ruhumdan daha önemliydi. Onu, güçlü bir karakteri olan bir kız olarak tanırdım, kararlıydı, akıllıydı, ülkesini severdi, yaşamayı severdi ve çocukları için güvenli bir ortam düşlerdi, bu nedenle Siyonist işgal devamlı bir rahatsızlıktı.”
Ve sözlerine şunları ekledi:
“Ne zaman geleceği düşünse, şehadet hayallerini bölerdi, beni, bizim evlilik hayallerimizden şehadet operasyonu hayallerine sevk ederdi ve düşmanın vereceği kayıpların görüntülerini düşlerdi ve birlikte cennete alınacağımız kanlarımızı ve birlikte şehid olmaya söz verirdik.”
Şâdi sözlerine şunları ekledi – o an acı dolu bir gülümseme yüzünü aydınlatmıştı:
“Son ziyaretim sırasında, daha uzun kalmam konusunda ısrar etti. Ne zaman gidecek olsam, kalmamı istedi, sanki güle güle der gibi, veya daha çok, son görüşmemizin ve sevgi dolu gözlerinin hatırasını saklamamı ister gibi, böylelikle onun hakkında hatırladığım son şey bu olacaktı.”
Şâdi’nin sabırlı ve güçlü olduğunu göstermek için yaptığı girişimlere rağmen, özlemini duyduğu dileğini itiraf etti:
‘Ona, bu kahramanca operasyonunda eşlik etmek isterdim ve onunla birlikte şehid olmak isterdim. ruhunu şad etsin ve ’a, beni ona en yakın zamanda kavuşturması için dua ediyorum!”
Filistin’in gelini Âyat el-Ahras, katil Şaron’un katliamlarının külleri arasında güvenlik isteyen ve kanını ve geleceğini bu güvenliğe bir bedel olarak vermek isteyen her Filistinli kadın ve erkek için bir örnek olarak kalacaktır.
|
|
|
01-20-2008
|
#10
|
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 10.218
Teşekkürler: 287
1.705 Mesajına 2.518 kez Teşekkür Edildi.
|
Şehid Şeyh Ahmed Yasin’in Yakarışı
’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!..
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!..
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!..
Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!..
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında ?
Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok,ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak ?
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken ?
Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!..
Omuzlarımıza el verecek ve göz yaşlarımızı silecek bir bakış!..
Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilatları ve bariz şahsiyetleri,ALLAH için kızmaz mı!? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;
Ey RABBimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mümin kullarına yardım et! diye çağıramaz mı!?..
Buna da mı gücünüz yetmiyor!?
Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!..
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!..
Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!..
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin!..
Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!..
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!..
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! ..
Temennimiz, ’ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!..
Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! aşkına, bari aleyhimize olmayın!..
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!..
’ım! Sana şikayette bulunuyorum Sana şikayette bulunuyorum..
Sana şikayette bulunuyorum..
Gücümün azlığını, imkanımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı sana şikayet ediyorum..
Sen mustazafların RABBisin Sen bizim RABBimizsin
Bizi kime bırakıyorsun ?
Bize cehennem olacak uzaklara mı ? Veya düşmana mı ?
ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına sana şikayette bulunuyorum…
Sana şikayette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı ve Birliğimiz bozuldu Yollarımız ayrıldı Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikayet ediyoruz…
|
|
|
|
Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Konu Seçenekleri |
|
|
| Modları Göster |
Normal Mod
|
Yetkileriniz
|
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:15 .
çakşır
|