İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Hadis/Sünnet

Hadis/Sünnet Arapça, Türkçe tüm hadisleri burada paylaşabilirsiniz

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 03-25-2009   #11
*perwerder*
RuHuNa_PeRWaNe
 
*perwerder* - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 2.125
Teşekkürler: 1.291
879 Mesajına 1.360 kez Teşekkür Edildi.
*perwerder* is on a distinguished road
CezaKeAllahu Ğeyran Kesira...
__________________
ÖLÜM BİZLER İÇİN GERÇEK BİR DİRİLİŞ VE O'' GERÇEK SEVGİLİYE KAVUŞMAMIZDIR.

MADEM ÖLÜM TEK BİR DEFA GELECEK ODA NEDEN ALLAH(CC) İÇİN OLMASIN
*perwerder* is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-25-2009   #12
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.854 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
Amin...
Rabbim sizin de ceza ve günahlarınızı hayrata çevirsin hayır eylesin, hayrınızı sevabınızı ziyade eylesin kardeşim.
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-25-2009   #13
*perwerder*
RuHuNa_PeRWaNe
 
*perwerder* - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 2.125
Teşekkürler: 1.291
879 Mesajına 1.360 kez Teşekkür Edildi.
*perwerder* is on a distinguished road
bilmukabil..
__________________
ÖLÜM BİZLER İÇİN GERÇEK BİR DİRİLİŞ VE O'' GERÇEK SEVGİLİYE KAVUŞMAMIZDIR.

MADEM ÖLÜM TEK BİR DEFA GELECEK ODA NEDEN ALLAH(CC) İÇİN OLMASIN
*perwerder* is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-25-2009   #14
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.854 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
8- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e İtaati Emreden Ayetler;

“Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”(Nisa 80)

“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının.”(Haşr 7)

“De ki; “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok merhametli ve bağışlayıcıdır. De ki; “Allah’a ve peygambere itaat edin! Eğer dönerlerse muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.”(Al-i İmran 31-32)
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e ittiba olunmadan ve emirlerine boyun eğilmeden Allah sevgisi gerçekleşmez. Söz, davranış, ahlak ve tavırlarında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e muhalefet edenler, Allah’ın gazabına ve kahrına uğrayanlardan sayılır. Allah’a ve Rasulüne itaat edip, söz ve davranışlarında peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e tabi olan, ahlak ve edeplerde O’na uyanlar ise Allah’ın kendilerine nimet verdiği kimselerdendirler.

“Biz hiçbir peygamberi Allah’ın izniyle itaat edilmekten başka bir amaçla göndermedik.”(Nisa 64)

“Hem Allah’a ve Peygamber’e itaat edin! Umulur ki merhamet edilirsiniz.”(Al-i İmran 132)

“…Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse (Allah) onu altlarından nehirler akan cennetlere koyar; orada ebedi olarak kalıcıdırlar. İşte büyük kurtuluş budur.”(Nisa 13)

“Onlara; “Allah’ın indirdiğine ve (Muhakeme olmak üzere) peygambere gelin!” denildiği zaman, münafıkların senden (tam) bir çevriliş ile yüz çevirdiğini görürsün.”(Nisa 61)
Görüldüğü üzere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e itaat, müminlerin, yüz çevirmek ise münafıkların özelliğidir.

“Kim Allah’a ve Rasul’e itaat ederse işte onlar; Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve Salih kimselerle beraberdirler. İşte onlar, ne güzel arkadaştırlar.”(Nisa 69)

“Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin ve (ona muhalefetten) sakının! Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık bilin ki, Rasulümüze düşen ancak apaçık bir tebliğdir.”(Maide 92)

“…Eğer gerçek mü’minler iseniz, Allah’a ve Rasulüne itaat edin!”(Enfal 1)

“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne itaat edin ve siz işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!”(Enfal 20)

“Ey iman edenler! (peygamber) size hayat verecek şeylere sizi davet ettiği zaman Allah’a ve Rasul’e icabet edin!..”(Enfal 24)

“Allah’a ve Rasulüne itaat edin!..”(Enfal 46)

“(Münafıklar) sizi hoşnut etmek için size Allah’ın üzerine yemin ederler. Eğer mü’min kimseler iseler, kendisini razı etmelerine Allah ve Rasulü daha layıktır.”(Tevbe 62)

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar ise birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. İyiliği emreder, kötülükten yasaklarlar, namazı hakkıyla eda ederler, zekâtı verirler, Allah’a ve Rasulüne itaat ederler. İşte onlar Allah’ın kendilerine merhamet edeceği kimselerdir. Şüphesiz ki Allah, Azizdir, Hakimdir.”(Tevbe 72)
Allah’ın rahmetine nail olacak olan müminlerin vasıfları sayılmıştır. Şu ayetler de bunlarla beraber, güzel ve kötü akıbete ulaşacak kimselerin özelliklerini ifade ediyor;

“Allah’a ve Rasulüne sadık kaldıkları takdirde zayıflara da, hastalara da, sarf edecek bir şey bulamayanlara da bir günah yoktur…”(Tevbe 91)

“Her kim Allah’a ve Rasulüne itaat eder ve Allah’tan korkar ve Ondan sakınırsa, işte onlar gerçekten kazanan kimselerdir.”(Nur 52)

“De ki; Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, artık Ona düşen, ancak kendisine yüklenen (tebliğ)dir. Size düşen de size yüklenen (itaat)dir. Eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz…”(Nur 54)

“Namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki, merhamet olunasınız.”(Nur 56)

"Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin."(Ahzab 33)

"Namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin."(Mücadele 13)

“Şüphesiz ki Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır. Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. (o gün kendilerine) ne bir dost, ne bir yardımcı bulacaklardır. O gün yüzleri ateş içinde çevrilirken; “Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, peygambere de itaat etseydik!” diyeceklerdir.”(Ahzab 64-66)

“…Ve kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse o takdirde gerçekten büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”(Ahzab 71)

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Peygambere de itaat edin! Ta ki amellerinizi boşa çıkarmayın!”(Muhammed 33)

“Ve kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, (Allah) onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse onu elemli bir azab ile cezalandırır. And olsun ki, o ağacın altında sana biat ederlerken Allah o mü’minlerden razı olmuştur.”(Fetih 17-18)

“Eğer Allah’a ve Rasulüne itaat ederseniz (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez.”(Hucurat 14)

“Hem Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin! Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık Rasulümüze düşen ancak apaçık bir tebliğdir.”(Tegabun 12)
Hiç şüphesiz bu ayetlerde sözü edilen itaat sadece Yüce Allah’ın O’na indirdiği Kuran emirlerine itaat değildir. Çünkü bu durumda Kuran’ın pek çok yerinde peygambere itaatin, Allah’a itaatle birlikte zikredilmesinin bir anlamı kalmazdı. Bu sebeple, hadisler de sıradan bir insan sözü değil, Yüce Allah’ın emri ile kendisine itaatle emrolunduğumuz bir zatın sözleridir.
Nitekim Kuran’ın ilk muhatapları olan ashap da bunu böyle anlamış ve peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bütün emirlerini titizlikle uygulamaya, bilmedikleri her hususu Ondan sorup öğrenmeye çalışmışlardır. Hatta Ubade radıyallahu anh’ın rivayetine göre; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e vahiy geldiği esnada başını eğer, sahabeler de kendilerine vahiy gelmediği halde Efendimize ittiba için başlarını eğerlerdi.[92]
İbnül Müseyyeb radıyallahu anh, fecrin doğuşundan sonra namaz kılmaya devam eden birini gördü ve onu uyardı. Adam;
“Ey Ebu Muhammed! Namaz kıldım diye Allah bana azab eder mi?” diye aklınca haklı bir gerekçe zikretti. İbnül Müseyyeb;
“Hayır, fakat Allah sana Sünnet’e aykırı hareket ettiğin için azab eder.” Dedi.[93] Benzeri İbni Abbas r.a.’dan da rivayet edilmiştir.[94]




[92] Müslim(2335) Begavi Şerhus Sünne(13/322) Taberi Tefsiri(4/198) Şa’rani Bedrul Münir(1715)
[93] Darimi(mukaddime, 39) Abdurrezzak(3/52) Beyhaki(2/466) Hatib el-Fakih(1/147)
[94] İbni Abdilberr Cami(s.559) Şatıbi Muvafakat(4/18)
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-26-2009   #15
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.854 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
9- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e İsyan Etmeyi ve O’na Her Türlü Eziyeti Yasaklayan Ayetler;

“Kim Allah’a ve O’nun Rasulüne karşı gelir ve O’nun sınırlarını aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır.”(Nisa 14)
Bu akıbet ancak kâfirlere vaat edilen bir akıbettir.

“Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Peygambere karşı gelir ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yolda bırakırız ve Cehennem’e sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!”(Nisa 115)

“Bu böyledir. Çünkü onlar Allah ve Rasulüne karşı çıktılar. Allah ve Rasulüne de kim karşı çıkarsa muhakkak ki Allah’ın cezası çetin olur.”(Enfal 13)

“İnkâr edip Peygambere isyan edenler, o gün kendilerinin yerle bir edilmesini isterler. (onlar) Allah’tan hiçbir sözü de gizleyemezler.”(Nisa 42)

“Kim peygambere itaat ederse, Muhakkak Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse zaten seni onlara muhafız göndermedik.”(Nisa 80)

“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne ihanet etmeyin!..”(Enfal 27)

“Şunu gerçekten bilmediler mi ki; kim Allah’a ve Rasulüne karşı gelirse, artık şüphesiz onun için, içinde ebedi olarak kalıcı olduğu Cehennem ateşi vardır. İşte büyük rezillik budur.”(Tevbe 63)

“Medine halkının ve çevresindeki bedevilerin, Allah’ın Rasulünden geri kalmaları ve onun canından (önce) kendi canlarını düşünmeleri (doğru) olmaz…”(Tevbe 120)

“(Münafıklar “Allah’a ve Peygamber’e itaat ettik!” diyorlar. Sonra da içlerinden bir taife bunun ardından yüz çeviriyor. İşte bunlar mü’min kimseler değildirler. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasulüne çağırıldıkları zaman bir de bakarsın ki, onlardan bir taife yüz çeviricidirler. Eğer hak, kendi lehlerine olursa, ona itaat eden kimseler olarak gelirler. Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa (Onun peygamberliğinden) şüphe mi ettiler? Yahut Allah’ın ve Rasulünün kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır! İşte onlar zalimlerin ta kendileridir!”(Nur 47-50)

“(Ey mü’minler!) Peygamberin çağırmasını kendi aranızda herhangi birinizin diğerini çağırması gibi tutmayın! Allah içinizden birbirinin arkasına gizlenerek azar azar sıvışıp gidenleri muhakkak biliyor. O’nun emrine muhalif hareket edenler, artık başlarına bir bela gelmesinden veya elemli bir azaba uğramalarından sakınsınlar!”(Nur 63)

“Şüphesiz ki inkâr edip Allah yolundan men edenler ve kendilerine hidayet belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler, elbette Allah’a hiçbir zarar veremezler. Çünkü Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.”(Muhammed 32)

“Şüphesiz ki, sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Artık kim (biatini) bozarsa, o takdirde ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a hakkında söz verdiği şeyi yerine getirirse, bunun üzerine (Allah) ona yakında büyük bir mükâfat verecektir.”(Fetih 10)

“Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasulünün önüne geçmeyin! Ve Allah’tan sakının! Şüphesiz ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın! Birbirinize bağırmanız gibi O’na sözü öyle yüksek sesle söylemeyin! Yoksa siz farkında bile olmadan amelleriniz boşa gider! Doğrusu, Allah Rasulünün huzurunda seslerini kısanlar var ya, işte onlar öyle kimselerdir ki, Allah onların kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.”(Hucurat 1-3)

“Ey iman edenler! Birbirinizle gizli konuşacağınız zaman, o takdirde günah, düşmanlık ve peygamber’e isyan hakkında gizlice konuşmayın, fakat iyilik ve takva hakkında sessizce konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’tan korkun!”(Mücadele 9)

“…O halde kim Allah’a ve Rasulüne isyan ederse, artık şüphesiz ki ona Cehennem ateşi vardır (ve onlar) orada ebedi olarak kalıcıdırlar.”(Cin 23)

“Allah’a ve Rasulüne eziyet edenler (yok mu), Allah onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.”(Ahzab 57)
Bu ayetler, sadece Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatta olduğu dönem için değil, kıyamete kadar O’na iman etme, O’nun sünnetine uyma ya da yüz çevirme hakkında da geçerlidir.


10- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e Saygıyı ve Sevgiyi Öngören Ayetler;

“Peygamber, mü’minler için kendi canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir.”(Ahzab 6)

“Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber’e salât etmekte (yani onun şerefini gözetmekte ve şanını yüceltmekte)dirler; o halde siz de ey iman edenler, ona salât edin, ona içtenlikle selam edin.”(Ahzab 56)

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve peygamberine inanmışlardır. İctimai bir iş (görüşmek) üzere o (Allah’ın Rasulü) ile beraber oldukları zaman ondan izin almadan gitmezler. Senden izin alanlar, işte onlar, Allah ve Rasulüne inanan kimselerdir.”(Nur 62)

“…Sizin için Allah’ın Rasulünü incitmeniz ve kendisinden sonra O’nun zevcelerini nikâhlamanız ebediyen (caiz) olmaz. Çünkü bu, Allah katında pek büyük bir günahtır.”(Ahzab 53)
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e itaati ve saygıyı emreden, O’na karşı gelmekten sakındıran bu ayetler, bunların isteğe bağlı değil, zorunlu olduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır. Bu da elbette O’na inanmanın ve O’nu örnek bir insan olarak kabul etmenin tabii bir sonucudur.
“Bu ayetler münafık ve kâfirler içindir, mü’minleri ilgilendirmez” demek; “Mü’minler için peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e itaatsizliğin caiz olduğu”nu söylemek demek olur ki, bu apaçık bir çelişkidir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e karşı gelmek ve O’na isyan etmek şöyle dursun, O’na eziyet ve saygısızlık edenleri bile, Allah Azze ve Celle yukarıdaki ayetlerde çok sert bir şekilde uyarmıştır.

11- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in İnsanlara Doğru Yolu Gösterdiğine Dair Ayetler;
“De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer Ona (Rasule) itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz”(Nur 54)
“İşte böylece sana da emrimizle Kuran’ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen (sana uyanları) mutlaka doğru yola, göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi Allah’ın yoluna götürürsün.”(Şura 52-53)
“Şüphesiz ki sen onları doğru yola çağırıyorsun.”(Muminun 73)
“De ki; “İşte benim yolum budur! (Ben sizi) bir basiret üzere Allah’a davet ediyorum; ben de, bana tabi olanlar da!..”(Yusuf 108)
“(Ey Rasulüm!) Öyle ise (sen) Allah’a tevekkül et! Çünkü sen apaçık hak üzerindesin!”(Neml 79)
“Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik. Ve Allah’a, O’nun izni ile (çağıran) bir davetçi ve nurlandıran bir kandil olarak gönderdik.”(Ahzab 45-46)
“Ya, sin. Hikmetli Kur’an’a yemin olsun! Şüphesiz ki sen elbette peygamberlerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin.”(Yasin 1-4)
“Şayet o, bazı sözler uydurup Bize iftira etseydi, elbette onun sağ elinden yakalar, sonra da onun can damarını keserdik. Sizden hiç kimse de buna mani olamazdı.”(Hâkka 44-47)
Anlatım yönünden bu sözün anlamı; Muhammed'in -salât ve selâm üzerine olsun- onlara ulaştırdığı konusunda doğru davrandığını göstermesidir. O kendisine vahyedilmeyen bazı sözler uydurmuş olsa, Allah O'nu geçen ayetlerin belirttiği biçimde yakalar ve belirtildiği şekilde öldürürdü. Bu gerçekleşmediğine göre, O'nun tebliğ konusunda doğru davrandığı kesindir.
Konunun açıklanması açısından mesele budur... Fakat açıklık getirmede oluşan hareketli sahne başka bir şey olup, açıklık getirme anlamının ötesinden geniş boyutlu bir çağrışım uyandırıyor. O çağrışımlar; hayat hareket içerdiği gibi korku ve ürkünçlükler de içeriyor. Bunların dışında doğrudan etkileme öğeleri, imalar ve vurgular da içeriyor...
Onda yer alan sağ elin alınması, can damarının kesilmesi hareketi, insanı ürperten, içine korku salan canlı bir tasvir olmasının yanında; kim olursa olsun hiç kimseye, isterse Allah katında saygın, seçilmiş O Muhammed olsun, herhangi bir tolerans hakkı tanımayan bu meselenin ciddiyetini içerdiği gibi, Allah'ı sonsuz gücü ve O'nun karşısında insan yaratığının acz ve zayıflığını çağrıştıran bir anlamı da içeriyor. Tüm bunların ötesinde, korku ve ürkünçlük vurgusu yer alıyor.[95]


[95] Seyyid Kutub, Fizilâli’l-Kur’an, Dünya Yayınları(10/169)

Konu lale tarafından (03-29-2009 Saat 16:44 ) de değiştirilmiştir..
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-29-2009   #16
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.854 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
12-Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Ashabını Öven Ayetler;
“Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o Elçi’ye, o ümmi peygamber’e uyarlar. O peygamber ki, kendilerine iyiliği emreder, kendilerini kötülükten men eder; onlara güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona inanan, destekleyerek ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla beraber indirilen nura uyanlar, işte onlar felaha erenlerdir.”(A'raf 157)
“Siz insanlar için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emir, kötülüğü yasak edersiniz. Allah’a da inanırsınız. Eğer ehli kitap da iman etmiş olsaydı, elbet kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler varsa da çoğu (hak dinden çıkmış) fasıklardır.”(Al-i İmran 110)
“Muhammed, Allah’ın Rasulüdür. Onun beraberinde bulunanlar, kâfirlere karşı sert, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir.”(Fetih 29)
İmam Kurtubi bu ayetin tefsirinde der ki; "ez-Zübeyr bin el-Avvam'ın soyundan gelen Ebu Urve ez-Zübeyrî şunu ri­vayet etmektedir: Malik bin Enes'in yanında idik. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı­nın değerini küçümseyen bir adamdan söz ettiler. İmam Malik Fetih 29. ayetini okudu. Sonra dedi ki:
"İnsanlar arasından kalbinde Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından birisine olsun bir kin bulunduğu halde sabahı eden bir kimse­yi bu ayet çarpar." Bunu el-Hatib zikretmektedir.
Derim ki: Gerçekten de İmam Malik çok güzel söylemiş ve ayeti böyle tevil et­mekte isabet etmiştir. Onlardan birisinin değerini küçük gören yahut yaptı­ğı rivayette birilerine dil uzatan bir kimse, âlemlerin Rabbi olan Allah'ın buyruğunu reddetmiş, Müslümanların şeriatlarını iptal etmiş olur. Çünkü yüce Al­lah:
"Muhammed Allah'ın Rasûlüdûr. Onunla birlikte olanlar kâfirlere kar­şı sert ve katıdırlar" diye buyurmaktadır. Yine yüce Allah:
"And olsun ki ağacın altında sana bey'at ederlerken, Allah müminlerden razı olmuştur." (Fetih, 18) diye buyurmuştur ki onlara övgüleri ihtiva eden, onların le­hine doğrulukla ve kurtuluşa ermekle tanıklığı ihtiva eden daha bir çok âyet-i kerime vardır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Müminler arasında Allah'a verdikleri sözde içtenlikle sebat gösteren nice yiğitler vardır." (Ahzab 23);
"Yurtlarından ve mallarından çıkartılıp uzaklaştırılmış olan ve Al­lah'ın lütuf ve rızasını isteyen, Allah'a ve peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. İşte onlar sadıkların ta kendileridir. Onlardan evvel Medine'yi yurt edinip imana sahip olanlar ise... İşte onlar umduklarını bulanların ta kendileridir. Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!" (Haşr, 9-10)
Yüce Allah onların o zamanki hallerini ve sonunda işlerinin nereye vara­cağını bilmekle birlikte bu buyrukları indirmiştir…
…Ashabdan herhangi birisinin yalan söylediğini iddia eden bir kişi şeriatın dışına çıkmış olur. Kurân-ı Kerim'i reddetmiş, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e dil uzatmış olur. Onlar­dan herhangi birisinin yalancı olduğu söylenecek olursa, ona dil uzatılmış, sövülmüş olur. Çünkü Allah'ı inkârdan sonra, yalandan daha utanılacak, on­dan daha ayıp ve ondan daha büyük bir iş yoktur. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ashabı­na dil uzatıp, onlara sövenleri lanetlemiştir. Onların en küçüklerini -ki ara­larında küçük kimse olmaz- dahi yalanlayan bir kimse, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ta­nıklık ettiği ve ashabından birisine söven yahut ta onun aleyhine söz söyle­yip dil uzatan herkesin yakasından ayrılmaz bir ceza olarak tespit ettiği Allah'ın lanetinin kapsamına girer.
Ömer bin Habib'den şöyle dediği rivayet edilmektedir: Harun er-Reşid'in meclisinde bulundum, Bir mesele söz konusu edildi, hazır bulunanlar o me­sele hakkında tartışıp durdular, sesleri yükseldi. Aralarından birisi Ebu Hureyre'nin, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den rivayet ettiği bir hadisi delil gösterdi. Onlar­dan birisi hadisin merfu olduğunu belirtti, derken karşılıklı iddialar ve tar­tışmalar artıp durdu. Nihayet onlardan birisi;
"Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in böyle bir ha­dis söylediği kabul edilemez. Çünkü Ebu Hureyre yaptığı rivayetlerde İtham altındadır. Hatta onun yalan söylediğini açıkça bildirmişlerdir, dedi." Ben er-Reşid'in de bu kesime meylettiğini, onların sözlerini desteklediğini görünce şöy­le dedim:
"Bu hadis Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den sahih olarak gelmiştir. Ebu Hurey­re de Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den olsun, başkasından olsun yapmış olduğu bütün rivayetlerde doğru sözlüdür ve yaptığı nakiller sahihtir." Harun bana kızgın bir şekilde baktı. Ben de meclisten kalkıp evime gittim. Aradan fazla zaman geçmeden bana;
"Harun'un postacı başı kapıda" dediler. Yanıma girdi ve ba­na şöyle dedi;
"Müminlerin emirinin çağrısını öldürülecekmiş gibi kabul et ve gel. Hanutunu, kefenini de giyin." Ben de şöyle dedim:
"Allah'ım sen de bili­yorsun ki ben Senin Peygamberinin sahabesini savundum ve Peygamberinin ashabına dil uzatılmasın diye Peygamberini yücelttim. Ondan gelecek zarardan Sen beni koru."
Altından bir tahtın üzerinde oturmuş olduğu halde Harun'un huzuruna alın­dım. Kollarını sıvamış, kılıcı elinde ve önünde de kafası uçurulacak kimse­ler için serilen deri de vardı. Beni görünce bana:
"Ey Ömer b. Habib dedi. Senin bana söylediğin şekilde şimdiye kadar hiçbir kimse bana karşı söz söy­lemiş ve savunmuş değildir." Ben:
"Ey müminlerin emiri dedim. Senin söyle­diğin ve uğrunda tartıştığın görüş Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ve onun getirdiklerini kü­çültücüdür. Çünkü eğer onun ashabı yalan söyleyen kimseler ise şeriat de ba­tıl demektir. Farzlar, oruç, namaz, talak, nikâh ve hadlere dair hükümlerin tümü reddolunur ve makbul olamaz." Harun kendisine geldi, düşündü, sonra da:
"Ey Ömer bin Habib bana ha­yat verdin, Allah da sana hayat versin", dedi ve bana on bin dirhem verilme­sini emretti.
Derim ki: Ashabının tümü adaletlidir. Allah'ın gerçek veli kulları ve seç­kinleridir. Peygamberlerden ve rasûllerden sonra bütün insanlar arasında seç­tiği kimselerdir. Ehl-i sünnetin mezhebi ve bu ümmetin imamlarının bulun­duğu cemaatin benimsediği kanaat budur. Kendilerine aldırış edilmeyen bir azınlık, ashabın durumunun diğerleri gibi olduğunu ve dolayısıyla onların ada­letlerinin de araştırılması gerektiğini söylemiş ise de buna iltifat edilmez.
Onlardan kimisi işin başındaki durumları ile sonraki halleri arasında fark gözeterek şöyle demiştir: Onlar o vakit adalet sahibi idiler, fakat daha son­ra durumları değişti. Aralarında savaşlar ve kan dökmeler ortaya çıktı. Do­layısıyla araştırmada bulunmak kaçınılmaz bir şeydir.
Ancak bu reddolunur, çünkü ashab-ı kiramın hayırlıları ve faziletlileri -Alî, Talha, Zübeyr ve diğerleri gibileri - yüce Allah'ın kendilerinden övgü ile söz edip, tezkiye ettiği, kendilerinden razı olup onları razı ettiği ve "bir mağ­firet ve büyük bir mükafat" vaat etmiş olduğu kimseler bulunmaktadır. Özellikle Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in verdiği haber gereğince cennetlik oldukları kesin olan "aşere-i mübeşşere" peygamberlerinden sonra peygamberlerinin bu hususu kendilerine haber vermesi ile birçok fitnelerle ve cereyan edecek birçok olayla karşı karşıya kalacaklarını bilmekle birlikte, kendilerine uyu­lacak önder kimselerdir. Bu durumlar onların mertebelerini ve faziletlerini düşürmez. Çünkü bu işler içtihada dayalı işlerdi."[96]
“Fakat Rasul ve onunla beraber inananlar, mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve murada erenler işte onlardır.”(Tevbe 88)
“İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler, işte hakkıyla mü’min olanlar bunlardır. Bağışlanma ve hudutsuz rızık onlar içindir. Sonradan iman edenler, hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte bunlar da sizdendir…”(Enfal 74-75)
“Muhacirlerden ve Ensardan (İslam’a girmekte) öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar… Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Ondan razı olmuşlardır. (Allah) onlara altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.”(Tevbe 100)
Yüce Allah, bedevî Arapların çeşitlerini söz konusu ettikten sonra Muha­cirlerle Ensarı söz konusu etmekte ve onlar arasından kimisinin erken hicret ettiğini, kimilerinin de onlara tabi olduğunu açıklayıp onlardan övgüyle söz etmektedir. Kur'an-ı Kerim, Muhacirlerle Ensar'dan İleriye geçen (Önce müslüman olan)ların üstünlüğünü açık nass ile tespit etmiştir.
Ebu Mansur el-Bağdadî et-Temimî der ki: "İlim adamları, ashabın en faziletlilerinin dört raşid halife, daha sonra da sa­yıları ona tamamlayan diğer altı kişi, sonra Bedir'e katılanlar, sonra Uhud'a katılanlar, sonra da Hudeybiye'de Rıdvan Bey'atine katılanlar olduğunu icma île kabul etmişlerdir."

[96] Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yay.(16/218-221)
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-29-2009   #17
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.854 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
HADİS-İ ŞERİFLERLE SAHABENİN FAZİLETİ

Sahabenin hepsinin adil oluşu, Allah Teala’nın onları ta’dil etmesiyle pak ve temiz olduklarını bize haber vermesi ve ümmetler içinde onları seçmiş olmasıyla sabit olmuştur.[97] Hadisi şeriflerde;
“Şüphesiz Allah beni seçti, ashabımı seçti, onlardan benim için vezirler, yardımcılar, akrabalar kıldı. Kim onlara lanet ederse, Allah’ın meleklerinin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah kıyamet günü onların kazandıklarını kabul etmez ve düzeltmez.”[98]
“Ümmetimin en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır…”[99]
“Ashabıma sövmeyin! Canımı elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki herhangi biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin bir ölçek hatta yarım ölçek sadakasına ulaşamaz.”[100]
-“Ashabım hakkında Allah’tan korkun! Benden sonra onları kendinize hedef seçmeyin! Kim onları severse bana olan sevgisi sebebiyle sever; kim de onlara buğz ederse bana olan buğzu sebebiyle buğz eder. Her kim onlara eza ederse bana eza etmiş olur. Her kim bana eza ederse Allah’a eza etmiş olur. Her kim de Allah’a eza ederse çok sürmez, Allah onun belasını verir.”[101]
“Sünnetime ve benden sonra gelecek, halka kılavuzluk eden raşit halifelerin sünnetine yapışın. Onlara iyi tutunun ve ona sımsıkı sarılın.”[102]
“Ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. Hepsi de ateştedir, ancak biri müstesna” Bu müstesna olanların kimler olduğu sorulduğunda; “Benim ve ashabımın yolunda olanlar” buyurdu.[103]


SAHABELERDE SÜNNET’E İTTİBA
Hadis âlimleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sadır olan söz, fiil ve takrirlere, yaratılış ahlakı ve gidişata dair her türlü sıfatı sünnet kabul ederler. Ahlak ve davranışlarındaki niteliklerinde peygamberliğinden önceki devresi ile sonrası arasında fark görmedikleri gibi bunlarla şer'i bir hükmün konulup konulmamasını da dikkate almazlar.[104]
Bazı yazarlar şeriat için vacip ve haram nitelikleri ile yetinerek mendub, mubah ve mekruhu şer’i hükümler arasından çıkarıyorlar. Bazıları da mendub ve mekruhu da kattılar, sadece mubahı çıkardılar. Böylece sünneti teşriiye ve sünneti gayri teşriiye diye ikiye ayırdılar. Muhammed Selim bunlardandır. Bu çok tehlikeli bir genellemedir. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ibadet haricindeki işlerinden şer'ilik sıfatını kaldırmış olduğundan böyle bir genelleme kabul edilemez. Zira Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’den yeme, içme, uyuma, elbiseyi uzatma ve kısaltma konularında varid olan sözlerin bazısı bu işlerin yapılmasını bazısı da yapılmamasını istiyor. Bu durumda bunları teşri'in dışında bırakmak insafa sığar mı?[105]
Dünya işlerinden olup emir ve yasak ifade eden hadisler hadis kitaplarında mevcuttur. Sahabenin, dini emirleri yerine getirmesi de sünnet sayılır ve onunla amel edilip ona müracaat edilmesi gerekir. Onların sözü muteber, amelleri rehber ve hüccettir.[106]
Hudeybiye’de sahabelerin bağlılığını müşahede eden Urve bin Mesud Kureyş’lilere şöyle demiştir; "Ey kavmim, vallahi ben bir çok krallar gördüm, heyet olarak Kaysere, Kisraya ve Necaşiye gittim. Vallahi Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabının ona tazim ettiği kadar hiçbir kralın adamlarının tazim ettiğini görmedim…"[107]
Yine Hudeybiye sulhünü yenilemek için Medineye gelen fakat olumlu cevap alamayan Ebu Süfyan da Mekkeye vardığında; "Size hepsinin kalpleri tek bir kalbe bağlı bir kavimden geldim" demiştir.[108]
Meymun Bin Mihran radıyallahu anh dedi ki; "Ebu Bekir radıyallahu anh'a bir dava geldiğinde Allah'ın Kitabına bakar, bulamazsa Sünnetten hüküm verirdi. Eğer Sünnette bulamakta güçlük çekerse;
"Siz Rasulullah’ın sünnetinden bu hususta bir şey biliyor musunuz?" diye sahabelere sorardı. Sünnette de hüküm bulamazsa insanların en hayırlılarını toplar ve istişare ederdi. Onların görüşleri bir noktada toplanınca da karar verirdi."[109]
Ömer Radıyallahu anh Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptıklarını sebebini araştırmaksızın aynen yapardı. O Haceri Esved hakkında;
"Çok iyi biliyorum ki sen bir taşsın, senin ne zararın olur, ne faydan. Eğer Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in seni öpüp selamladığını görmeseydim bunu yapmazdım."[110]
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethi anında sa’y yaparken müşriklere karşı güçlü görünmeleri için omuzlarını açıp harvele yapmalarını ashabından istemişti. İslam her tarafa hakim olduktan sonra da harvele(remel) yapılması hakkında Ömer radıyallahu anh der ki;
"Allah İslamı hâkim kılıp küfrü izale ettiği halde neden hala harvele yapılıyor ve omuzlar açılıyor diye aklıma geldi. Fakat böyle olmakla birlikte Rasulullah s.a.v. zamanında yaptığımız bir şeyi asla bırakamayız."[111]
Osman radıyallahu anh Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hayatta iken O'na hizmet ve bağlılıkta nasıl hassas idiyse, vefatından sonra da sünnetine ittibada da o ölçüde titiz ve gayretli olmuştur. Ahkâmla ilgili konularda olduğu gibi günlük işlerinde de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i kendisine örnek almıştır. Bir defasında Mescidi Nebevinin ikinci kapısında oturup, kesilmiş hayvanın bir kürek kemiğini getirip yemiş, sonra kalkıp namaz kılmış ve şöyle buyurmuştur;
"Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in oturduğu yerde oturdum, Onun yediğinden yedim ve Onun yaptığı gibi yaptım."[112]
Ali Kerremallahu vechehu da bir konuda sünnet varsa bu hususta onunla amel edip kıyası terk yoluna gitmiştir. Mesela;
"Eğer din şahsi görüş ile olsaydı ben ayakların üstündense altını mesh etmenin daha uygun olacağını düşünürdüm. Fakat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üstüne mesh ettiğini bizzat gördüm." Diyerek sünnet karşısında kendi görüşünü terk etmiştir.[113]
Ömer radıyallahu anh'e; "İnsanlar bugün emniyettedir, o halde niçin seferde namazları kısaltıyoruz?" diye sorulduğunda buyurdu ki; "Bunu Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ben de sormuştum. Bana; "Bu Allah Azze ve Cellenin sizlere bir ihsanıdır. Allah'ın ihsanını kabul edin" buyurdu."[114]
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Cuma günü minbere çıktığında cemaate; "oturun" buyurur. Bu hitabı henüz yolda iken işiten Abdullah Bin Mes'ud radıyallahu anh bulunduğu yere oturuverir. Bunu öğrenen Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ona; "Allah senin itaatini artırsın" diye dua etmiştir.[115]
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in kendisine; "Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Allah onları ellerinizin altına vermiştir. Kimin elinin altında böyle bir kardeşi varsa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin, gücünün yetmediği işi ona yüklemesin…"[116] şeklindeki tavsiyelerine Ebu Zerr radıyallahu anh harfiyen uymak için sahip olduğu iki parça kumaşını hizmetçisiyle paylaşmış, ona ayrı bir kumaş satın almamıştır.[117]
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği bey'at esaslarından biri de insanlardan bir şey istememek idi. Bu şekilde bey'at alan sahabiler binekleri üzerinde kırbaçları bile düşse kimseden istemiyor, inip kendileri alıyorlardı.[118]
İbni Ömer radıyallahu anh'e "Ey Ebu Abdurrahman! Biz korku namazı ile hazarda kılınan namazı Kur'anda bulduğumuz halde, sefer namazını onda bulamıyoruz." Denilince;
"Biz hiçbir şey bilmezken, Allah bize Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi gönderdi. Biz ancak onun yaptığını yapıyoruz" buyurdu.[119]
Seleme Bin Ekva radıyallahu anh sırf Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem orada namaz kıldı diye sürekli belli bir yerde namaz kılmıştır.[120]
Itban Bin Malik radıyallahu anh bir özrü sebebiyle cemaate gelemez olunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den kendisi için evinde bir namaz yeri tayin etmesini istemiş, orada namaz kılmasını talep ederek Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in kıldığı yerde kılmayı arzu etmiştir.[121]
İbni Ömer radıyallahu anh Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Kâbe içerisinde nerede namaz kıldığını Bilal radıyallahu anh’den öğrenmiş ve orada namaz kılmıştır.[122]
İbni Ömer radıyallahu anhuma, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Zu-Tuva denilen yerde geceleyip, sabah olunca namazını kıldığını, guslettiğini ve Seniyyetül Ulya’dan Mekke’ye girdiğini haber vermiş, kendisi de böyle yapmıştır.[123]
İbni Ömer radıyallahu anhuma Mekke ile Medine arasında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in gölgelendiği ağaca gidip onu sulamıştır.[124]
İbni Ömer radıyallahu anhuma Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in öyle yaptığını gördüğü için yakasının düğmeleri çözük vaziyette namaz kılardı.[125]
Cabir Bin Abdullah ikinci bir giysisi olduğu halde sünnete uymak için tek bir giysi ile namaz kılardı.[126]
Enes Bin Malik radıyallahu anh sırf Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem seviyor diye kabak yemeğine iştah duymaya başlamıştır.[127]
Meymune radıyallahu anha Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yemediği yemeği yememiş ve "ben ancak Rasulullah’ın yediğini yerim" buyurmuştur.[128]
İbni Ömer radıyallahu anh Mekke yolunda devesinin başından tutup çevirmiş ve "Belki devemin ayakları Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin devesinin ayak izlerine basar" demiştir.[129]
Ömer radıyallahu anh Beytullah’ı tavaf eden cüzamlı bir kadına rastladı. Ona; "Ey Allah’ın cariyesi! Eğer evinde oturup başkalarına zararın dokunmasa daha iyi olurdu" dedi. Bunun üzerine kadın derhal oturdu. Bundan daha sonra bir adam gelerek; "Seni tavaftan men eden öldü, haydi tavafa çık" deyince kadın; "Onun dirisine itaat edip ölüsüne asi olacak değilim" dedi.[130]
Hasen el-Basri radıyallahu anh der ki; "Allahın dinine göre şahsi kanaatlerinizi ve hevalarınızı bastırın. Dininiz ve nefsiniz için Allah'ın Kitabına kulak verin"[131]
İbni Abbas radıyallahu anhuma der ki; "Kim Allah’ın kitabında olmayan ve Rasulü’nün sünnetinde geçmeyen bir görüş ortaya koyarsa Allah Azze ve Celle ile karşılaştığı gün ondan olması gereken şekilde oraya gelmez."[132]
Talk Bin Ali radıyallahu anh babasından naklen, merfuan bildiriyor; "Ya Ali! Seni re'yden (şahsi görüşle dini yorumlamaktan) sakındırırım. Şüphesiz din Allah'tan re'y ise insanlardandır."[133]
Cabir ve Enes radıyallahu anhuma'dan rivayet edilen hadislerde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Kim din hakkında kendi görüşü ile konuşursa Beni itham etmiş olur"[134]
İbni Abbas Radıyallahu anhuma'dan merfuan; "Hevadan sakının. Şüphesiz heva kişiyi kör ve sağır eder"[135]
Za'ferani, İmam Şafii’den; "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir sünnetine rastlayınca ona tabi olun. Başkasının sözüne bakmayın"[136]
"Ümmetimin son demlerinde bir topluluk olacak, onlara öncekilere verilen sevaplar kadar sevap verilecektir. Onlar münkeri reddedip fitneci topluluklarla savaşacaklardır." Hadisinde bahsedilenlerin kimler olduğu İbrahim Bin Musa'ya (Ebu İshak er-Razi el-Ferra) sorulduğunda;
"Onlar Ehli Hadistir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şunu yapın şunu da yapmayın buyurdu diye söyleyeceklerdir."[137]
İmam Malik radıyallahu anh, Ömer Bin Abdülaziz radıyallahu anh'ın şöyle dediğini naklediyor;
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bir sünnet bıraktı, ondan sonra gelen halifelerde birer sünnet bırakmışlardır. Bu sünnetlere uymak, Allah'ın kitabını tasdiktir, Allah'a itaatin devamıdır, Allah'ın dini üzere güçlü olmaktır. Allah'ın mahlukatından hiç kimsenin bu sünnetleri değiştirme yetkisi yoktur. Onlara aykırı olan hiçbir şey önemsenmez. Kim bu sünnetleri izlerse, o hidayeti bulur. Kim onlara uyarsa muvaffak olur. Kimde onlara muhalefet eder, mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa Allah Azze ve Celle onu döndüğüne döndürür ve Cehenneme yaslar. Ne kötü bir dönüş yeridir Cehennem!"(son cümle için bkz.: Nisa suresi 115)[138]
Hevalarına tabi olanlar, dini şahsi kanaatleri ile yorumlamaya kalkıyor, haramları helal, helalleri haram sayma yoluna gidiyorlar. Buna da aklın yolunu tutmak diyorlar. Allah Ümmeti şerlerinden muhafaza buyursun, tuttukları yolun öncüsü şeytandır. Zira Allah’ın emri karşısında aklıyla(!) kıyasta bulunup sapıtanların ilki odur. Yukarıdaki nakillerimizden onların yanlış bir yol tuttukları ayan beyan ortaya çıkmaktadır.
Sünnetin zıddı heva ve bid'attir. Kişi imanını ancak sünnetlere tabi olmakla tamamlar. Sahabenin sünnete ittibada gösterdikleri titizlik ile ilgili rivayetler naklettiklerimizden çok daha fazladır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in her fiilini taklit hakkında bazıları edepsiz sözler etmektedir. Hâlbuki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in tavır ve davranışlarına benzeme gayreti, O'na karşı muhabbeti artırır, Ona benzemenin bereketine nail olmaya vesile olur.[139]
Çeşitli insanların bazı meşhurlara duydukları muhabbetten dolayı aynen onların davranışlarını taklit etmeleri vakıa iken, alemlere rahmet olarak gönderilen Allah’ın Habibini (sallalahu aleyhi ve sellem) her hususta örnek alan kimseyi imanlı bir kimse yadırgayabilir mi?
Sünnet’e Uymayı Emir ve Tavsiye Eden Bazı Hadisler;
İbn Amr radıyallahu anhuma'dan; Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Kendi hevanız (arzu ve istekleriniz) Benim getirdiğime uymadıkça iman etmiş olmazsınız."[140]
İmam Nevevi der ki; "Efendimizin bu ifadesi kişinin amelini, Kitab ve Sünnetin ölçülerine vurup kendi arzularına muhalif davranmak suretiyle, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerine tabi olması gerekir. Bu Allah Teala’nın şu ayetindekinin benzeridir; "Allah ve Rasulü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman mümin erkek ve mümine kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur."(Ahzab 36) Hiç kimseye Allah ve Rasulü ile birlikte uyacağı bir iş ve istek olamaz."[141]
Aliyyül Kari; hadisteki "mümin olmaz" ifadesini, imanın aslını nefyeden bir ifade olarak anlamanın mümkün olduğunu söylemektedir. Zira Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in getirip tebliğ ettiği inanç esaslarını benimseyememiş kişi mü'min değildir. Nitekim biz, dinin inanç esaslarını kabul ettiği halde hükümlerine uymayanlara fasık, hükümlerine uyar göründüğü halde aslını kabul etmemiş olanlara da münafık diyoruz.[142]
Ebu Hureyre, Urve ve ayrıca İbni Abbas r.anhum'den merfuan; “Ey insanlar! Size, onlara yapıştığınız takdirde asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum; Allah’ın Kitabı ve Sünnet’im. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.”[143]
“Dinin elden gidişi sünnetin terkiyle başlar. Bir halatın iplik iplik ortadan kalkması gibi din de sünnetlerin bir bir terki ile ortadan kalkar.”[144]
Ebu Hureyre r.a.'den merfuan; “Nefsim kudretiyle yaşayan Zat’a and olsun, devenin kaçıp gitmesi gibi Allah’tan kaçıp giden hariç hepiniz cennete gireceksiniz.” Dediler ki; “Ey Allah’ın Rasulü! Cennete girmekten imtina eden kimdir?” buyurdu ki;
“Kim bana itaat eder (sünnetime boyun eğer)se cennete girer. Kim de bana isyan ederse (sünnetimi bırakırsa) hakikaten o, cennete girmekten imtina etmiştir.”[145]
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.”[146]
Ebû Nüceyh İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh şöyle dedi: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi. Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Bizler:
– Ey Allah’ın Resûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun, dedik. Bunun üzerine:
– “Size, Allah’a çok saygı duymanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ–yi Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” buyurdular.[147]


http://ebumuaz.blogspot.com/2007/04/snnet-mdafaas.html
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-29-2009   #18
lale
Administrator
 
lale - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 15.048
Teşekkürler: 23.254
8.855 Mesajına 17.854 kez Teşekkür Edildi.
lale is on a distinguished road
[97] Hatib Bağdadi el Kifaye(s.46) İbni Abdilberr İstiab(1/2) bkz.: İbnu Salah Ulumul Hadis(s.295) Suyuti Tedribur Ravi(2/214) İbni Hacer el İsabe(1/9) Amidi İhkam(1/320) Şatıbi Muvafakat(4/55)
[98] Acurri Erbain(11) Tayalisi(s33) İbni Ebi Asım es-Sünne(1000) Ahmed(3/134, 5/325) Hakim(3/632) Taberani(17/140) Ebu Nuaym Hilye(2/11) Mecmauz Zevaid(10/17) Tahricus Sünne(2/483) Dehlevi Bustan(s.143) İbni Abdilberr el-İstiab(1/6)
[99] Buhari (3/151, 4/189, 7/174) Müslim(4/1964) Ahmed(1/434, 2/479, 4/427) Tirmizi(2302) Nesai(7/17) Bezzar(1/370) Taberani(18/233) Hallal es-Sünne(1/233, 2/434, 3/521) İbni Abdilberr et-Temhid(4/11, 17/300, 20/252) Buhari Tarih(8/347) Beyhaki(10/74, 123) Ebu Avane(4/172) Rafii Ahbaru Kazvin(1/119) İbni Mende Şurutul Eimme(s.27) Tahavi Şerhu Meanil Asar(4/151) İshak Bin Rahuye(1/154) Deylemi(2/171) Zehebi Siyeri A’lam(15/474) Mizzi Tehzibül Kemal(9/398) Fethul Bari(6/574, 7/7) Zübeydi İthaf(2/223) Telhisul Habir(4/204) İbni Kesir el-Bidaye(6/286) Hatib Tarih(2/53) Mecmauz Zevaid(10/20)
[100] Buhari(4/195) Müslim(4/1967) Ziyaul Makdisi Muhtare(6/67) İbni Hibban(15/455) Ebu Davud(4658) Tirmizi(3861) Ahmed(3/11, 63) Beyhaki(10/209) Şuabul İman(2/190) Deylemi(5/13-14) Suyuti Dibac(5/486) Fethul Bari(7/34) et-Temhid(20/251) Buhari Tarih(7/80) Ebu Nuaym Hilye(3/350) Nesai Sünenül Kübra(5/84) Tayalisi(1/290) Ebu Ya’la(2/342) Taberani Sağir(2/176) Rafii Ahbaru Kazvin(2/398)
[101] Tirmizi(3862) Ahmed(5/54, 57) İbni Hibban(Mevarid; 1/568) Ru’yani(2/92) Hallal es-Sünne(2/481, 3/514) İbni Receb Cami(s.360) İbni Ebi Asım es-Sünne(2/479) Beyhaki el-İtikad(s.321) Deylemi(1/146) Zehebi Mizan(4/135) İbni Hacer Lisan(3/306) Tehzibut Tehzib(6/160) Mizzi Tehzibul Kemal(17/110) Hatib(9/123) Ahmed Fadailus Sahabe(1/47-49)
[102] Ebu Davud(4607) Tirmizi(2676) İbni Mace (42) Ahmed(4/126, 127) Darimi(1/57) Taberani Evsat(1/78) Hakim(1/174) İbni Hibban(1/179) Beyhaki(10/114) Ebu Nuaym Müsnedül Müstahrac(1/35) Tahavi Şerhu Meani(1/80, 257) Taberani(18/245) Müsnedi Şamiyyin(1/254) İbni Receb Cami(s.59) Beyhaki Şuab(6/67) Lalkai İtikad(1/75) Beyhaki el-İtikad(s.229) İbni Ebi Asım es-Sünne(1/29) Mervezi es-Sünne(s.26) et-Temhid(8/66) Hilye(5/220) Hakim Medhal(s.80) İbni Hazm Muhalla(11/356) İbnül Münzir el-Evsat(1/225) Amidi el-İhkam(1/290) Hatib Muvazzahu Evham(2/489)
[103] Ebu Davud(sünnet, 1) Tirmizi(iman, 8) İbni Mace(fiten, 17) Ahmed(2/332) Taberani Sagir(724) Darimi(siyer, 75) Hakim(1/128)
[104] Nureddin Itr Menhec(s.16) Kasımi Kavaidut Tahdis(s.35-38) Tahir el-Cezairi Tevcihun Nazar(s.2) Sıbai Sünnet(s.47) Accac Sünnet(s.16) Necati Kara Kur'an Sünnet Bütünlüğü(s.213) Abdullah Aydınlı Sünnet(140) Kardavi Medhal(s.24) Talat Koçyiğit Hadis Terimleri Sözlüğü(s.430)
[105] Abdulkerim Fethi Sünnet(s.44) Necati Kara Kur'an Sünnet Bütünlüğü(s.231)
[106] Şatıbi Muvafakat(4/54) Amidi İhkam(1/324) İbni Kayyım İ’lamul Muvakkıin(1/63) Necati Kara A.g.e(s.206)
[107] Abdurrezzak(9720) İbni Ebi Şeybe(7/388) Ahmed(4/329) Vakıdi Megazi(2/816)
[108] Abdurrezzak(9739) Benzeri Ebu Davud(4084)
[109] Darimi(mukaddime 20) İbn Kayyım İ’lam(1/61) Abdurrezzak(10/274) Ahmed(4/225) Hakim(4/338) Beyhaki(6/234)
[110] Ahmed(1/16) Buhari(2/579) Ebu Davud(1873) Müslim (2/925) İbni Carud Münteka(1/118) İbnu Huzeyme(4/212) İbni Hibban(9/130) Ebu Nuaym Müsnedul Mustahrec(3/358) Beyhaki(5/74) Malik Muvatta(36/115) Nesai Kübra(2/400) Mücteba(5/227) Taberani Evsat(2/201) Mucemus Sağir(1/117) İbni Mace(2943) Bezzar(1/249) Humeydi(1/7) Tayalisi(1/11) Beyhaki Şuab(3/451) İbni Abdilberr Temhid(22/256) Nevevi Minhac(9/16)
[111] Ahmed(1/45) Ebu Davud(1887) Nasbur Raye(3/45) İbni Huzeyme(4/211) Hakim(1/624) Ziya Muhtare(1/171) Beyhaki(5/79) İbni Mace(2952) Bezzar(1/392) Ebu Ya'la(1/168) Hulasatu Bedrul Münir(2/29) İbni Hacer Ed-Diraye(2/16) Rafii Tarihu Kazvin(4/141) Şerhu Süneni İbni Mace(1/212)
[112] Ahmed(1/62) Mecmauz Zevaid(1/251)
[113] Ahmed(1/95) İbni Ebi Şeybe(1/318) Darekutni(1/199) Beyhaki Medhal(193) Beyhaki(1/292) Beyhaki Ma'rife(1/220) Beyhaki Suğra(1/108) Fethul Bari(13/289) İbni Abdilberr Temhid(11/150) Tuhfetul Ahvezi(1/274) Feyzul Kadir(5/295) Ed-Diraye(1/80) Şeybani El-Hucce(1/36) Bidayetul Müctehid(1/14) İbni Hazm Muhalla(2/111) El-İhkam(6/780) Şerhus Sünne(1/464) Suyuti Miftahul Cenne(s.139) Ebu Davud(162)
[114] Şafii el-Umm(1/179) Müslim (Müsafirin 4) Ebu Davud(salat 263) Tirmizi(tefsir 4) Nesai(havf 1) İbni Mace(ikame 73) Darimi(salat 179) Ahmed(1/25) Ebu Yala(1/163) Abdurrezzak(2/517) Fesevi Marife(2/205) Beyhaki(3/134) Hatib El-Fakih vel-Mütefekkıh(1/118) Şerhus Sünne(4/168) Suyuti Miftah(s.128)
[115] Ebu Davud(1091) El-İsabe(2/306) Kenzul Ummal(7/52) Usudül Gabe(3/235) Abdurrezzak(3/211) Hakim(1/423) Mecma(9/316) Beyhaki(3/206) Taberani Evsat(9/62) Müsnedi Haris(2/923) Buğyetul Bahis(1015) İbni Cevzi Tahkiku Ehadisu Hilaf(1/505)
[116] Buhari(iman 22) Tirmizi(1945) Ahmed(5/161)
[117] Ebu Davud(5157) Tergib(3/149) Fethul Bari(1/86) Tağlikut Ta'lik(3/345)
[118] Ebu Davud(1642) Müslim(zekat, 108) Abdurrezzak(20009) Kurtubi(9/308) Ebu Nuaym Müstahrec(3/110) Bezzar(7/193) Ru'yani(1/395) Temhid(18/324) Tehzibul Kemal(34/292) Siyeri Alamin Nubela(3/17)
[119] Malik(sefer 7) İbni Mace(1066) Abdurrezzak(4276) Ahmed(2/148) Nesai(taksiru salat 1) Hakim(1/258) Fesevi Marife(1/372) İbnu Huzeyme(2/72) Beyhaki(3/136) Temhid(9/163) Suyuti Miftah(s.129)
[120] Müslim(509) Buhari(502) Ahmed(4/54) İbni Sa'd(4/307) İbni Teymiye İktiza(s.490)
[121] İbni Teymiye İktiza(s.489) Buhari(425) Müslim(33)
[122] Malik(69/206) Buhari(salat 96) Müslim(hac 388) Humeydi(1/82)
[123] Buhari(hac 38) Ahmed(2/16) Tergib(1/82) Cem'ül Fevaid(157)
[124] Üsdül Gabe(3/341) Humeydi(2/293) Mecma(1/175) Kenz(7/59)
[125] İbni Sad(4/175) İbni Huzeyme(779) Beyhaki(2/240) Mecma(1/175) Ebu Yala(10/14) Metalibu Aliye(3057)
[126] Müslim(salat 283) Beyhaki(2/239)
[127] Buhari(Et'ime 33) Müslim(145) Tirmizi(1850) İbni Sad(1/391) Malik (nikah 51)
[128] Müslim(sayd 47) Ahmed(1/326) İbni Sad(1/395)
[129] Malik(Hac 69) Ebu Nuaym Hilye(1/310) Ahmed(2/32) Mecma(1/174) Kadı Iyad Şifa(2/558) Zehebi Tezkiratul Huffaz(1/39) Suyuti Miftah(s155) Şeybani Muvatta(516)
[130] Malik (Hac 81/250)
[131] Ahmed Zühd(1556) İbni Müflih Adabuş Şer'iyye(2/65)
[132] İbni Kayyım el-Cevziyye Medaricus Salikin(3/392)
[133] Deylemi(8297) İbni Hacer Züherül Firdevs(4/309) Feyzul Kadir(1/271)
[134] Ebu Nuaym Tarihu İsfahan(2/222) Kenz(1048, 1050) Deylemi(5518)
[135] Secezi İbane'den naklen; Kenzul Ummal(7831) Fethul Kebir(4889) Camius Sağir(2913) Daiful Cami(2212) Feyzul Kadir(3/126) Suyuti sahih demiştir. Elbani ise zayıf olduğunu belirtmiştir.
[136] Ebu Nuaym Hilye(9/107) Şehristani Milel ve Nihal(1/174) Eşari Makalat(1/85) Suyuti Miftah(s196) Herevi Zemmül Heva(1/47) İlamul Muvakkıin(2/363) Fulani İkazul Himem(104) Mecmu(1/63) İbni Asakir(15/9)
[137] Ahmed(4/62, 5/375) Fesevi Marife(1/535) Heysemi Mecma(7/271) Suyuti Miftah(s179) Suyuti El-Havi Lil Fetavi(1/360) Hatib Şerefu Ashabil Hadis(91)
[138] Kayrevani Kitabul Cami(s117) Acuri Şeriat(s.48, 64, 307) Hatib Şerefu Ashabil Hadis(s.7) Ebu Nuaym Hilye(6/324) İbni Abdilberr Cami(2/187) Hatib El-Fakıh Vel-Mutefekkıh(1/173) Suyuti Miftah(s.124) İbni Teymiye Mecmuul Fetava(5/38) Şatıbi Muvafakat(4/58)
[139] İbni Teymiye Fetava(10/410)
[140] Beyhaki Medhal(1/188) Kurtubi(16/167) İbni Kesir(1/521) Fethul Bari(13/289) Feyzul Kadir(5/295) Hatib(4/368) İbni Cevzi Zemmul Heva(s.18) Suyuti Miftahul Cenne(s.47) Deylemi(7791) Begavi Şerhus Sünne(1/212 no:104) Nevevi Şerhu Erbain(41) Kenzul Ummal(1084) Hakiym Tirmizi(4/164) Mişkat(1/55 no:167) Mevahibu Ledunniye(2/129) İbni Ebi Asım Sünne(1/12) Züherul Firdevs(4/217) İbni Müflih Adabuş Şeriyye(2/65) İbni Receb Cami(s.386)
[141] Muhyiddin Nevevi Şerhu Hadisi Erbain(s.84)
[142] Aliyyul Kari Mirkatul Mefatih(1/201)
[143] Darekutni(4/245) Lalekai İtikad(1/80) Hakim(1/93) İbni Hazm İhkam(6/809-810) Beyhaki(10/114) Hatib el-Fakih(1/94) Camiüs Sagir(3282, 3923)
[144] Darimi(98) İbnül Cevzi Telbisu İblis(s.18) İbn Vaddah el-Bid’a(66)
[145] Buhari(6838) Ahmed(2/361) Hakim(1/55, 56, 4/247) İbni Hibban(17) Taberani Evsat(1/449) Fethul Bari(13/214) Mecma(10/70) İbni Hazm İhkam(3/270)
[146] Buhârî(İ’tisâm 2) Müslim(Hac 412, Fezâil 130–131) Ayrıca bk. Tirmizî(İlim 17) Nesâî(Hac 1) İbni Mâce(Mukaddime 1)
[147] Ebû Dâvûd(Sünnet 5) Tirmizi(İlim 16) Ayrıca bk. İbni Mâce(Mukaddime 6)
lale is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevap var Son Mesaj
Aklı karışıklar için tasavvuf müdafası lale Tasavvuf 9 10-22-2011 08:04
Sünnet İnkârcılarına Cevap; SÜNNET’İN İSLÂM’DAKİ YERİ VE ÖNEMİ Katre-i Matem Reformistlere reddiyeler 25 07-21-2009 10:55
Sünnet Nedir? lale Hadis/Sünnet 12 03-31-2008 11:24
Ehl-i Sünnet Kasidesi Ene-Zerre Şiir 1 09-19-2007 14:19
Sünnet de delildir Ene-Zerre Hadis/Sünnet 0 07-16-2007 12:18


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:00 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır