|
Vazifemiz hizmettir muvaffak olmak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir
Bismillahirrahmanirrahim
(Bediüzzaman) Emirdağ'ında iken, Ankara'ya Nur hizmeti için gönderdiği bir
talebesi, hâl-i âleme bakarak, "Bu insanlar ne zaman Nur hakîkatlerini
dinleyecek? Kalın zulmet perdeleri nasıl yırtılacak? Mânevi karanlıklar nasıl izâle
olacak?" diye ümitsizliğe düşer Sonra, birgün Emirdağ'ına Üstadın yanına
döndüğü zaman, o büyük Üstad der:
"Vazifemiz hizmettir; muvaffak olmak, insanlara kabul ettirmek Cenâb-ı Hakkın
vazifesidir Biz vazifemizi yapmakla mükellefiz Sen orada, 'Bu insanlar ne zaman
Risale-i Nur'u dinleyecekler?' diye ümitsizliğe düşme, merak etme! Katiyen bil
ki: Mele-i Âlânın hadsiz sakinleri, bugün Risâle-i Nur'u alkışlıyorlar Onun için,
hiç ehemmiyeti yok Kıymet kemiyette değil, keyfiyettedir Bâzan bir halis ve
fedakar talebe, bine mukabildir" diyerek, ye'sini giderir
Tarihçe-i Hayat, Altıncı Kısım : Emirdağ Hayatı
_______________
SÖZLÜK:
HÂL-İ ÂLEM : Şimdiki hâl ve yaşama şekli
MELE-İ ÂLÂ : Yüce âlem; Cenab-ı Hakk`a daha yakın olan büyük meleklerin bulunduğu âlem
KEMİYET : Nicelik, sayı çokluğu
KEYFİYET : Durum, esas, içyüz, bir şeyin nasıl olduğu ciheti, kalite
__________________
Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.
O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.
|