İslamiBilinc  
 

Geri Dön   İslamiBilinc >
İSLAMİBİLİNC MEDRESESİ
> Risale-i Nur

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 04-02-2011   #1
uhuvvetnur
USTA
 
uhuvvetnur - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jun 2010
Mesajlar: 875
Teşekkürler: 616
645 Mesajına 1.555 kez Teşekkür Edildi.
uhuvvetnur is on a distinguished road
Yirmi dört saat dâvâsını düşünen adam : Zübeyir Gündüzalp

Selâhaddin Şafak anlatıyor:

Zübeyir Ağabey, daima Risâle-i Nur’a dikkat çekerek onun bitmez tükenmez bir

hazine olduğunu dile getirirdi. Bu eserlerin mutlaka değişik tabakalara tanıtılması

gerektiğini söyler, iyi istifade etmenin yollarını araştırmamızı isterdi. “Aç insan nasıl

yemeğe koşuyorsa, sizler de Risâle-i Nur’lara öyle koşacaksınız” derdi.

1970 yılının Şubat’ında gazete çıkmaya başladı. Ben yine Tahir Ağabeyin yanında

Sabahattin Aksakal ve İsmail Yazıcı ile birlikteydim. Sabahattin Ağabey, o zaman

gazetenin yazı işleri müdürü olmuştu. Bir süre sonra M. Nezihi Polat rahmetli olunca,

Kutlular Ağabey benden, birkaç kere gazeteye gelmemi, orada kendileriyle birlikte

çalışmamı istedi. Ben de bu işe kendimin karar veremeyeceğimi, Zübeyir Ağabeyin

izni olursa gelebileceğimi söyledim. Zira o yıllarda ben tamamen hizmetle

uğraşmak, “vakıf” olarak kalmak istiyordum.

Bir gün Nurtaşı’ndaki dershanede bulunuyordum. Kardeşlerden biri, “Selâhaddin

Kardeş, Zübeyir Ağabey üst katta seni istiyor” dedi. Ben üst kata çıktım. Zübeyir

Ağabey, yanında Mehmet Fırıncı Ağabey de vardı, bana hitaben, “Kardeşim

Selâhaddin! Kutlular ve Fırıncı Ağabeyler, senin gazeteye gitmeni ve orada istihdam

olmanı istiyorlar. Ne dersin?” dedi.


Ben de, “Siz ne derseniz, nasıl isterseniz ben elimden geldiği kadar en iyi şekilde o işi

yapmaya çalışırım ağabey” dedim.

O zaman bana döndü ve “Kardeşim, gazetede büyük bir hizmet var. Sen de bu işi

yapabilirsin. Bizim orada kendi adamımız yok. Sen şimdi git, kaydını gazetecilik

yüksek okuluna yaptır ve gazetede de çalışmaya başla. Bu ağabeylerimize yardımcı

ol. Allah yardımcın olsun” dedi.

Ben o zaman lise mezunu olarak bir önceki sene üniversite sınavına girmiş, fakat

herhangi bir üniversiteye kayıt olmamıştım. Bu görüşmeden sonra gazetecilik yüksek

okuluna kayıt yaptırıp gazetede çalışmaya başladım. Bu tamamen Zübeyir Ağabeyin

isteği ve talimatıyla oldu.

1.8.1970’de bizim gazetecilik maceramız başlamış oldu. Bu arada daha önce de

İttihat ve Yeni Asya’yı camilerde birçok ağabeyle birlikte sattığımız da olmuştur.

Hatta hiç unutmam o zaman gazete de, “Zottirik Adasında Kral Benim!” diye bir yazı

dizisi çıkmıştı. Mehmet Fırıncı Ağabey ile birlikte, Fatih’ten Beşiktaş’a kadar afiş

yapıştırmıştık.

***

Zübeyir Gündüzalp deyince, hâzâ Kur’ân, hâzâ dâvâ, hâzâ Risâle-i Nur ve

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri aklıma geliyor. Her zaman, her an, sadece

dâvâsını ve hizmetini düşünen bir insan. Sadece Risâle-i Nur ve hizmet için yaşayan

dâvâ adamı. Hayatta tek hedefi, hakaik-ı imaniye ve Kur’âniye’ye hizmet etmekti.

Başka bir düşüncesi yoktu. Bana Zübeyir Ağabey şunu öğretti:

“Ben, risâlelere herkesten ziyade muhtacım. Ben, ümmet-i Muhammed’i sahil-i

selâmete çıkaran geminin hademesiyim. Minnetimi sadece Allah’a duyarım. Hayatımı

sadece Allah rızası için Kur’ân’a ve Risâle-i Nur’a feda ederim...”


Bana derdi ki:

“Herkes derdini size anlatacak. Ama siz derdinizi sadece Allah’a anlatacaksınız.”

Ben o zaman yaşça küçük olduğum halde, hizmetlerin içinde bulunmam hasebiyle

Zübeyir Ağabeyden çok fazla teşvik, teselli ve iltifat aldım. Zira Tahirî Ağabeyin

yanında kalıyordum, zaman zaman da Bekir Ağabeyin yanına giderek—Fırıncı, Birinci,

Kutlular ve Abdulvahit Ağabeyler Bekir Ağabeyin yazıhanesinde beraber kalıyorlardı—

oradaki yazı işine yardım ediyordum.


O yıllarda hizmet demek Zübeyir Ağabey demekti. Her konuda disiplinli ve dirayetli

idi. Bir mesele olunca Tahirî, Sungur ve Bayram Ağabeyler gibi Üstadın talebelerini

toplar ve tek ses, tek vücut olarak camianın görüşünü dile getirirdi. İttihadı en güzel

şekilde temin ederdi...


Risâle-i Nur ve Üstaddan hiç taviz vermezdi. Zübeyir Ağabeyin bu tutumu ve tavrı

sonucu o zaman Risâle-i Nur Talebeleri, cemiyete yön veren, kamuoyu oluşturan bir

gruptu.

Zübeyir Ağabeyin en büyük özelliği, herkesin bardağını kabiliyetine göre doldururdu.

Onun ihtiyacı olanı ona ders verirdi. En güzel tarzda dâvâsını anlatırdı. Hizmet söz

konusu olduğunda, hastalık dahil hiçbir şey onu durduramazdı. Nerede bir hizmet

varsa orada olurdu.
***

O yıllarda MSP hareketi başlamıştı. AP’de senatör ve milletvekili olan ağabeyler bu

hareketle ilgili müracaat ettikleri zaman, müthiş kızarak şöyle dediğini hatırlıyorum:


“Kardeşim, ben sizleri Ankara’da, ‘mebus dershanesinde’ hizmetlerle alâkadar

biliyordum. Siz parti kurma işiyle mi meşguldünüz?”


Hatta o zaman Kutlular Ağabey aktarmıştı. Erbakan’ın, parti kurma meselesinde,

şeyhi hakkındaki sadakatini duyunca Zübeyir Ağabey yerinde duramamış ve şunları

söylemiş:

“Allah senden razı olsun, Hacı Tevfik! Bana Üstadıma sadakat dersi öğrettin. O, bir

şeyh efendiye bu kadar sadakat gösteriyorsa, bizim ondan çok daha fazla bu asrın

en büyük Müceddidine sadakat göstermemiz gerekmez mi? Bu konuda çok büyük

ders aldım!”

Bana göre Nur Talebesi olmak isteyene Zübeyir Ağabey en büyük örnektir. O, 24

saat dâvâsını, hizmetini düşünen, yaşayan ve anlatan gerçek bir Nur Talebesi idi.

En büyük üzüntüm, böyle bir ağabeyden daha güzel, daha iyi istifade edemememdir.

Zira o Üstadımızın gerçek bir veziri idi. Zübeyir Ağabeyin bize verdiği üç nasihatle

sözlerimi bitirmek isterim:

1. İhtiyata dikkat et. İhtiyatlı konuş. Kırmızı kaplı kitapların içindekileri oku...

2. Konuştuklarına dikkat et. Bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğin hiçbir şeyi arkasından

söyleme. Sonra mahçup olursun.

3. Biz Allah’a hesap vereceğiz. Allah bizi hesaba çekecek, unutma. İnsanları kandırabiliriz, ama Allah’ı asla!

_______
vanasyanur
(İbrahim Kaygusuz'un “Zübeyir Gündüzalp” kitabından alınmıştır)
__________________


Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.
O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.

Konu uhuvvetnur tarafından (04-02-2011 Saat 15:35 ) de değiştirilmiştir..
uhuvvetnur is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
değil Yeni mesaj yazma yetkiniz aktifdir.
değil Mesaja Cevap verme yetkiniz aktifdir.
değil Eklenti ekleme yetkiniz aktifdir.
değil mesajınızı değiştirme yetkiniz aktifdir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:55 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
çakşır